çağır ile cümle

çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ardından konukları çağırır.Hierna komen de gasten op.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .De twee molens hebben deze functie niet meer en zijn nu maalvaardig in circuit.
Gardiyanlar Juan'ı 211 numaralı hücreye bırakırlar ve yardım çağırmaya giderler.Hij wordt naar cel 211 gebracht, terwijl er hulp wordt gehaald.
Hiçbir şahit çağırılmadı.Er moest geen enkele getuige zijn.
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.De agent vroeg de chauffeur om zijn rijbewijs.
Aynı zamanda bu çatışmaların nihai siyasi yerleşim için harici garantiler için çağırır.Tevens wordt gevraagd om externe garanties voor een uiteindelijke politieke oplossing van deze conflicten.
Bu, onları cennete çağırır, onlar da bunu ateşe çağırır!" buyurdu."Vervolgens roept hij de god van het vuur aan om zijn creatie tot leven te wekken.
Rönesansla birlikte Avrupa'da nekromansi, kara büyü ve ruh çağırma ile bir tutulmaya başlandı.Vooral sinds de renaissance wordt necromantie geassocieerd met zwarte magie en het oproepen van demonen.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Het waren zij die de macht maakten en kraakten.
Sonunda ise Tanrı'nın kendisini yaratan olduğunu ve onu geri çağırdığını düşünür.Tom accepteert uiteindelijk wie hij is en laat zich weer terugveranderen.
Ve onu bir gün sonra aynı kampa çağırmıştır.Daags daarna ploegde hij het veld om.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Hij is onervaren en laat zich telkens de les lezen door de kinderen.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Wel laat hij Williams bij zich roepen.
Büyük erkek kardeş Naia, küçük kardeşi babalarına yardım etmek için çağırır.Zijn oudere broer Naia belt hem op om samen met zijn zieke vader naar de huisarts te gaan.
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Doris ontmoet Montgomery tijdens de lunch.
Lecter'i çağırır.Ze ontvangt enkele brieven van Lecter.
Ayrıca, PKK'yı "daha aktif" bir faaliyete çağırmaktadır.Hij riep ook de moslimwereld op tot het nemen van een 'agressievere houding'.
Annesini hep okula çağırırlardı.Haar moeder ging altijd met haar mee naar audities.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.De meeste restaurants bellen de politie.
Onu çağıran adamla yalnız kalınca adam maskesini çıkartır.Als ze zelf probeert zijn masker af te nemen, vermoordt hij haar.
Menelaos karısının kaçırıldığını öğrenince ağabeyi Mykenai kralı Agememnon’u yardıma çağırır.Toen Menelaos ontdekte dat zijn vrouw weg was, vroeg hij zijn broer Agamemnon om raad.
Kişinin geri çağırabileceği çocukluk anısı miktarı birçok faktöre bağlıdır.In hoeverre het kind de arm kan en gaat gebruiken is van zeer veel factoren afhankelijk.
Megafonu alıp Arif'i çağırmaya başlar.Hij neemt haar medaillon mee en neemt contact op met Korsky.
Silahı tutukluk yapınca kız kardeşi Kristine'i çağırır ve eski günahlarını itiraf eder.Als Quaerts Cecile weer opzoekt bekent hij zijn zonden en noemt hij haar Madonna.
1787'de Jefferson, dokuz yaşındaki kızı Maria (Polly) Jefferson'u da yanına çağırdı.In 1837 huurde Jeanne samen met een 72-jarige vrouw (Françoise Aubert) een klein vakantiehuis.
"Kudretli Oğuz beylerini hep çağırdılar evlerine getirdiler.Hij stuurde boodschappers naar de kinderen om ze naar zijn woning te ontbieden.
Crusoe'nun cuma günü tanıştıklarından dolayı Friday adıyla çağırdığı arkadaşı ile güçlü bir dostluğu oluşur.Crusoe neemt deze onder zijn hoede en noemt zijn nieuwe metgezel 'Vrijdag', naar de dag van zijn bevrijding.
Evine çağırırlar, gelir; ama tekrar aslanın yanına gider.Ze gaan op weg naar huis en de wolf voegt zich weer bij hen.
20 Aralık 1999 saat gece 3:30'da Michael Abram Harrison'un evine girdi ve bağırarak onu çağırdı.Om ongeveer 18:30 kwam de moeder van Milly naar huis en vond haar niet thuis.
Xander, ambulans çağırmıştır ve Buffy hastaneye kaldırılıyordur.Ze bellen een ambulance en Henk wordt naar het ziekenhuis gebracht.
Nishidou rüzgârları ve yağmurları çağırabilirdi.Ghidorah kan windvlagen opwekken met zijn vleugels.
1948 yılında KGB Häyhänen'e yeni görevini vermek amacıyla Moskova'ya çağırdı.In de zomer van 1948 riep de KGB hem naar Moskou.
Şeytanlarını çağırarak Angband'ı eskisinden daha büyük ve daha güçlü biçimde yeniden inşa etmiştir.Hij zou Siam uit zijn as laten herrijzen, groter en sterker dan tevoren.
Beni Kenji diye çağırır.Zij noemt mij Kenji.
Bana bir taksi çağırabilir misiniz?Kunt ge een taxi voor mij bestellen?
O benim için bir taksi çağırdı.Hij riep een taxi voor mij.
Onu Mike olarak çağırırım.Ik noem hem Mike.
Öğretmen, her öğrenciyi ismiyle çağırırdı.De leraar noemde elke leerling bij zijn naam.
O yüzden bu akşam seni çağırdım.Daarom heb ik je vanavond hier geroepen.
Biri ambulans çağırsın!Laat iemand een ambulance bellen!
Hemşireyi çağır!Roep de zuster!
Arkadaşlarını çağır.Roep je vrienden.
O köpeği geri çağır!Roep die hond terug!
Önemli olmasa seni çağırmazdım.Ik had je niet geroepen als het niet belangrijk was.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Dlaczego mi to przyprowadziłeś?”.
Tavşan, son birkaç bölümde tekrar ortaya çıkar ve Kral ile Kraliçe'nin çağırıcısı rolünde gözükür.Królik pojawia się znowu w ciągu kilku ostatnich rozdziałów, jako sługa Króla i Królowej Kier.
Zimmerman'ın çağırdığı polisler, Martin vurulduktan iki dakika sonra olay yerine geldi.Policja, wezwana wcześniej telefonicznie przez Zimmermana, przyjechała dwie minuty po wystrzale.
Birlik kongresini çağırmak.Przyjdź na kongres .
Ayrıca savaş sırasında kölelerini çağırır.Niewolników pozyskiwano w trakcie wojen.
Ve onu bir gün sonra aynı kampa çağırmıştır.Do obozu dotarł on dzień później.
Gerçek ismiyle çağırılmaktan nefret eder.Poza tym nie lubił swojego prawdziwego nazwiska.
Ve Crowley'i çağırdılar.Stacjonuje tam Crowley.
Ancak Moldova Sovyet meclisi seçim sandıkları oluşturarak halkı oy kullanmaya çağırdı.Mołdawski reprezentant został również posądzony o kupowanie głosów.
Yaşlı, hizmetçiyi yanına çağırdı.Matka dała jej do towarzystwa służącą.
Menelaos karısının kaçırıldığını öğrenince ağabeyi Mykenai kralı Agememnon’u yardıma çağırır.Znieważony ucieczką małżonki Menelaos prosi o pomoc brata, Agamemnona, króla Myken.
Son olarak çocuklardan en küçüğü Süleyman'ı çağırdı ve soruları ona da sormaya başladı.Wówczas podszedł do niej najmłodszy z synów, Benjamin, i zapytał o powód jej smutku.
Sonunda ise Tanrı'nın kendisini yaratan olduğunu ve onu geri çağırdığını düşünür.Odwrotnie to Bóg jest tym, którym zdobywa nas i pociąga nas do siebie.
Yeonggo davullu bir uygulama olup ruhları çağırmak içindir.Yeonggo to przedstawienie odgrywane na bębnach, a mające na celu przywołać duchy.
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Don Juan zastanawia się nad sobą.
Çünkü zihin kafiyeli ifadeleri iyi çağırır.Człowiek intuicyjnie wyczuwa, co jest dobre.

İlgili Sayfalar