çağır ile cümle
çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tıbbî yardım çağırın.Chamar auxílio médico.
Şarkı boyunca "rüya" yaşıyor ve içinde kendi hayatını kontrol etmeye çağırılıyor.Ela tem um "sonho" em toda a canção, na qual ela é impulsionada a tomar controlo da sua própria vida.
Evlerine giderlerken, arabada yan yana otururlar ve Summer Tom’u evinde yapacağı partiye çağırır.Eles se sentam lado a lado na viagem para casa e Summer convida Tom para uma festa em seu apartamento.
Zimmerman'ın çağırdığı polisler, Martin vurulduktan iki dakika sonra olay yerine geldi.Após uma ligação de Zimmerman, a polícia chegou em dois minutos depois do disparo.
Carnero işlerini biran önce bitirmek istemektedir ve Czipra'yı bir bilgili tanık olarak çağırır.O Comissário sugere continuar com o trabalho e chamar Czipra como testemunha.
Doktor, Tzim-Sha'ya geri çağırma aygıtını atar ve onu uzağa ışınlar.A Doutora empurra o dispositivo de recordação em Tzim-Sha e ele se transporta para longe.
Bir süre sonra, Joffe Yamauchi ofisine onu çağırma bir telefon aldı.Depois de algum tempo, Joffé recebeu um telefonema convocando-o para o escritório de Yamauchi.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Pergunto, pois, por que razão me mandaste chamar?»
Ailesi bir şeyler yemesi için çağırdığında pirinçli çay istedi ve "Bu lezzetli" dedi.Depois de sua família implorar que ela comesse algo, Sasaki pediu chá em arroz e disse que "É saboroso".
Tek ayağı çıplak genci yanına çağırdı; kim olduğunu sordu.O uniforme era uma farda escura e perguntou à pessoa mais próxima, quem era ele.
Lecter'i çağırır.Faz fronteira com Lecce.
No Remorse Corps ve The Resilience arasında olan maçta Roderick Strong onu çağırdı.Durante uma luta entre a No Remorse Corps e a The Resilience, ele foi verbalmente chamado por Roderick Strong.
Adventistler Mesih’in kendi izleyicilerini tüm dünyaya ulaşmak için Büyük Görev ile çağırdığına inanırlar.Os adventistas crêem que Cristo pediu a seus seguidores na Grande Comissão que alcançassem o mundo inteiro.
Bununla beraber mangada sadece Mitsuki’yi takma isimle çağırır.Consegue apenas o tempo de pronunciar o nome Mitsuhirato.
Bu sürümler için kendini "Bo Andersen" diye çağırdı.Para estes trabalhos mudou o seu nome artístico para "Bo Andersen".
İki cephede bir savaştan kaçınmak için, Theodosius Ardaburius'u geri çağırdı.Para evitar uma guerra em duas frentes, Teodósio chamou de volta Ardabúrio.
Ertesi gece Aries, Strong'u iki kez çağırır ancak Strong gelmez.Na noite seguinte, Aries gritou forte duas vezes, mas não foi capaz de colocar as mãos nele.
Verilen enerjik performanstan sonra bar sahipleri grubu haftaya tekrar çağırdılar.No entanto, o desempenho foi tão animado que a banda foi convidada a voltar na semana seguinte.
Bu arada Jack, Hurley'in hastanesinden çağırılmaktadır.Mais tarde, Jack se encontra com Hurley no instituto mental.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.A polícia estava lá embaixo.
Williamson polis çağırmıştır.Wilton é ouvido pela polícia.
Çağırılan cine kutsal çengel takılırsa onun köle olacağına inanılır.Instintivamente reconhecendo que este é um lugar sagrado, ela reza.
Tatile gitmek için telefonla bir tatil jipi (Vacation Van) çağırmak yeterli.Tirar um período para repouso (férias).
Beyazların birçoğunu geri çağırdı, fakat Dante bunların arasında değildi.Um vento terrível passa por ele, porém Deus não estava nele.
İslam dinine göre ruh çağırma günahtır.No Islã a blasfêmia é considerada um pecado.
İkinci filmde onun büyük kardeşi, Vuruş Zirvesi onu "Bubba" adıyla çağırmasından bilinir.Seu irmão mais velho o chama de "Bubba".
Bu sırada Shockwave, Megatron'u ve Starscream'i yıkıntıların yanına çağırır.Comanda apenas Megatron e Starscream.
Sonra Nero'yu yanına çağırır.Mais tarde faz amizade com Nolan.
Sesto Tolomeo'ya meydan okuyup onu duello etmeye çağırır ama kabul edilmez.Sexto tenta desafiar Ptolomeu para um duelo, mas não tem sucesso.
Bu yüzden Avrupa birliği ülkeyi geçici olarak "eski Yugoslav cumhuriyeti Makedonya" (eYcM) olarak çağırıyor.Referida pelas Nações Unidas como "Antiga República Jugoslava da Macedónia".
Onu çağıran adamla yalnız kalınca adam maskesini çıkartır.Atrindo ele para a casa, ao chama-lo de tio, ele tira a sua máscara.
Birgün onu evine yemeğe çağırır.Ela costuma ficar para uma refeição na casa dele.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Ele vai então falar com Phoebe.
Ricciardo 2011 sezonunda HRT tarafından çağırılmadan önce ISR Racing adına yarıştı.Em 2011 correu pela ISR Racing antes de tornar-se titular na HRT.
1629: Charles parlamentoyu lağveder ve 1640 yılına kadar da yeniden toplantıya çağırmaz.1629 — Carlos I de Inglaterra dissolve o Parlamento e não voltaria a convocá-lo pelos próximos onze anos.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .A obra realizada por ambos resultou num trabalho monumental.
Bu arada Simon ve diğerleri Raziel'i çağırırlar.Enquanto isso, Simon e os outros viajam para fazenda de Luke para invocar o anjo Raziel.
Bunun için Burlington'lı mimar Henry Flitcroft'ı çağırdı.Para isso, contratou o baterista Gene Hoglan.
Ve onu bir gün sonra aynı kampa çağırmıştır.Ele estava bem quando o visitei outro dia.
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.Seu nome de guerra é Starbuck.
Soyutlama ve işlev çağırmaya dayanmaktadır.Refere-se ao recrutamento e seleção de pessoal.
Giray, ambulans çağırır.Com Crater, Kirk chama uma reunião.
Ardından da Swift sahneye çağırarak konuşmasını bitirmesini istedi.Em seguida, ela chamou Swift dos bastidores para terminar o seu discurso de agredecimento.
O, Nasuh Paşa'yı yanına çağırmış; ona bu mektubu kimin yazdığını sormuştur.Este pergunta à Marechala se ela recebeu a carta.
Artabanes ve diğerlerini çağırırken, Areobindus asi ile yüzleşmeye karar verdi.Por insistência de Artabanes e os outros oficiais, Areobindo decidiu confrontar o rebelde.
Evine çağırırlar, gelir; ama tekrar aslanın yanına gider.Ela vai embora, mas volta pedindo para morar na casa dele.
Gettoda, halkı toplantıya çağırmak için kullanılan bir çanın olduğu bir belediye sarayı da vardı.Tinha no cimo do edifício um sino que servia para indicar as reuniões municipais.
Jessica Cody'yi çağırır.Ele oferece a Cosette.
Mutazz onları saraydaki çalışma odasına konuşma için çağırdı.Mitsuda enviou uma demo que lhe concedeu uma entrevista no estúdio.
Öğrencileri odanın içine çağırdı.Ela chamou para os alunos para a sala.
Fidye karşılığında serbest kaldıktan sonra Yıldırım Bayezid kendisini çağırarak demiştir.Na een waarschuwing (verbanning uit de stad) vroeg hij om pardon, wat hij verkreeg.
Eubie Blake, onu ''Müziğin Martin Luther King'i'' olarak çağırmıştır.Door Eubie Blake werd hij de "Martin Luther King van de muziek" genoemd.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Zeggende, “Waarom heb je hem hier gehaald?
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Het gaf Augustus het recht om de Senaat bijeen te roepen.
Bu ek paket oyuncuların evde parti vermelerine ve çok sayıda arkadaşı birden çağırmalarına olanak sağlıyor.Het geeft spelers de mogelijkheid om thuis feestjes te geven en een grote hoeveelheid vrienden te ontvangen.
Bu yüzden de çoğu insan onu "sinyor" diye çağırır.Hierdoor spreken veel mensen haar aan met "meneer".
Bundan dolayı katılımcı yanlış geri çağırım yapar.Hier abusievelijk Send Me Back genoemd.
Havaalanın gitmek için bir taksi çağırir.Ze belt daarop een taxi.
Watson'u yardıma çağırdı: "Mr. Watson.In een reflex riep hij zijn assistent te hulp: "Mr. Watson, come here.
Onu "Bay Angelo" diye çağırır biri.Deze man blijkt Mr. Angelo te heten.