çağır ile cümle
çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Erkan Hoca bunun üzerine beni çağırıp, "Seni bizim takımın altyapısına alalım" dedi.(House ha anunciado a una paciente su próxima operación): "Te cortaremos los huevos, verás que bien."
Jessica Cody'yi çağırır.Conocía a Jessica.
MATLAB ile C programlama dili ya da Fortran'daki fonksiyonlar çağırılabilir ve altprogramlar yazılabilir.MATLAB puede llamar funciones y subrutinas escritas en C o Fortran.
Bunun yanında yoldaşı kara panter Guenhwyvar'ı çağıran siyah bir heykelciği vardır.Además porta una estatuilla mágica que invoca a su compañera, una pantera negra llamada Guenhwyvar.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.Hay bajas policiales.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”¿Y sabes por qué estoy hablando con usted?
Steve Harris Bruce Dickinson ile birlikte Adrian Smith'i de gruba geri çağırdı.Steve Harris, refiriéndose a la salida de Dickinson de la banda.
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Recuerda entonces que es éste el nombre que su madre usa cuando se le aparece en sueños.
1947'de Japon dışişleri bürosu, kendisini istifaya çağırdı.En 1947 el Ministerio de Relaciones Exteriores de Japón le pidió que renunciara a su cargo diplomático.
Şarkı, Jackson'ın birlik olmaya çağıran eserlerinden biridir.Una bailarina pide Jackson lo que ha estado haciendo.
Ayrıca Almanya'daki büyükelçisini geri çağırdı.También se desempeñó como embajadora de su país en Alemania.
Bir mülakatta Perlich "Tekrar hiç çağırılmadım.Piloto del Curtiss: -Nunca me lo dijeron.
Kuteybe, bunun üzerine Nizek'i yanına çağırdı ve boynunu vurdu.Después de mover la estera de ella, él le grita y la empuja lejos de su estera.
Las Vegum size çağırıştırır, Las Vegas.No me hagas ir a Las Vegas.
Çok güçlü kuvvetli olması nedeniyle boksör Jack Dempsey'den esinlenilerek Dempsey diye çağırılmaya başlandı.A causa de su fortaleza le llamaban Dempsey, por Jack Dempsey, el boxeador estadounidense.
Sonuç olarak insanlar onları "All Hanshin Kyojin" takımı olarak da çağırırlar.Con Risa son conocidos como All Hanshin Kyojin.
Hiçbir şahit çağırılmadı.No hubo testigos.
Bu yüzden de çoğu insan onu "sinyor" diye çağırır.Por esto, mucha gente lo llama "Fuja".
1971'lı yılında ordu sıralarına çağırılmışdır.En 1971 fue llamado al servicio militar.
Bu sırada Woodruff'lar onları çağırır.En este momento el voivoda Lugoj los convocó.
Halkı referanduma çağıracağız.Convocar a referéndum.
Mary, Nikki'yi çağırmaktadır.Tesla llama de nuevo a Nikki.
Kork Allahtan korkmayandan Alışmadık _ötte tuman (don) durmaz El elin eşşeeni türkü çağıra çağıra ararmış.Se dijo que se hizo matar por uno de sus hombres ante el temor de perecer en el suplicio.
Ancak, vergi izni alabilmek için 1640 yılında parlamentoyu tekrar toplanmaya çağırmak zorunda kaldı.Un nuevo Parlamento tuvo que ser llamado en 1614 para aprobar la creación de nuevos impuestos.
Williamson polis çağırmıştır.El hombre llamó a la policía.
Tarık'ın Köyde Doktorluk yapan arkadaşı onu köye çağırır.Hay un traficante en la ciudad que se hace llamar el Doctor.
İsmi Richard Henry olarak vaftiz edilmesine rağmen, ailesi devamlı onu Peter olarak çağırdı.A pesar de que fue registrado oficialmente como Christopher Robin, sus padres a menudo le llamaban Billy.
Naziler onu "Herr Major" diye çağırıyorlardı.Los alemanes lo solían llamar «D-Mark».
Çığırmak, çağırmak.Ordenaba, hablaba.
Fakat dostlarının onu "Skie" diye çağırmasına izin verir.Sus amigos le llaman "Pon".
Diğer bir yapıtı Beng-ü Çağır‘dır (Afyon ile şarap).Uno de sus ingredientes característicos es el vino (vinho).
Bu grup Kudüs Başpiskoposu Fulk'u Louis'yi Kudüs'e çağırmak için Antakya'ya gönderdiler.El patriarca Fulco de Jerusalén viajó para invitar a Luis a que se reuniese con ellos.
Fleville herkesi eğlenceye çağırır.Patricio se obliga a divertirse.
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.Le pide al chofer que detenga el autobús.
Kahkahalar atarak ve tokat şaklaması gibi konuşarak insanları çağırır.Curiosamente se mencionan y hace cameos como chiste.
Nancy onu bir partiye çağırdı.Nancy lo invitò ad una festa.
Tom benim için bir taksi çağırdı.Tom ha chiamato un taxi per me.
O, benim için bir taksi çağırdı.Ha chiamato un taxi per me.
Sana bir soru sormak için seni buraya çağırdım.Ti ho chiamato qui per farti una domanda.
Bu bir halkın sesi, Büyük Afrika'daki tüm kardeşlerini çağıran.La voce di un popolo Che chiama tutti i suoi fratelli della grande Africa.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”«Perché mi hai chiamato?»
Erkan Hoca bunun üzerine beni çağırıp, "Seni bizim takımın altyapısına alalım" dedi.Gli spiriti impuri lo supplicavano dicendo: "Mandaci nei porci, affinché entriamo in essi".
Bu bir halkın sesi, Tüm kardeşleri bir araya gelmeye çağıran.La voce di un popolo Che chiama tutti i suoi fratelli per ritrovarsi.
Bu, onları cennete çağırır, onlar da bunu ateşe çağırır!" buyurdu."I preti invece invocano e scagliano un ingranaggio infuocato.
Tam içeri girecekken Fernando eve yaklaşır ve onu çağırır.Mentre si muove per andare dentro, Fernando si avvicina alla casa, chiamando a lei.
Sundance Film Festivalindeki gösteriminin ardından, Beni Adınla Çağır eleştirel övgülerini almaya başladı.Fin dalla sua anteprima al Sundance Film Festival, Chiamami col tuo nome è stato acclamato dalla critica.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Scricchiolavano, si gonfiavano, si spaccavano.
Gine halkı birliğinin vaazını veriyor, Afrika çağırıyor.Il popolo della Guinea predica l'unità Chiama l'Africa.
Ardından konukları çağırır.Dopo di che passava agli ospiti.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Sono da ricordare anche un paio di racconti scritti prevalentemente per invitare alla lettura i bambini.
Beni Adınla Çağır'ın temel çekimleri 32–34 gün arası sürdü.La lavorazione di Chiamami col tuo nome è durata 34 giorni.
Ceren (Merve Çağıran) (Fi), Duru'nun okuldan en yakın arkadaşı.Glucklich ist, wer vergißt (Felice è colui che dimentica) op.
Yeonggo davullu bir uygulama olup ruhları çağırmak içindir.Lo yeonggo è un'esibizione di tamburi per invocare gli spiriti.
Çocuklar yetişkinlerin anıları geri çağırabilecekleri yaşın daha öncesinde anı oluşturmaya başlarlar.I bambini possono creare ricordi in età più giovane di quanto possano ricordare gli adulti.
Yanımdan Nizamiye eri geçerken gördüm ve çağırdım.Vi ho amato e stimato da quando vi conobbi.
Onaylama, reddetme, vedalaşma, çağırma vb.Ti salutiamo, salutiamo, salutiamo, salutiamo te!
Herr Kavalier, Ochs'un bağırıp çağırması Marie Theres!...Herr Kavalier, scena di Ochs, (finale atto II) Marie Theres!...
1973 yılında askere çağırıldı.Fu fatto prigioniero dei militari nel 1973.
Hacı Adil Bey bir gün onu çağırır.Il malvivente, un giorno, viene arrestato.
Türkiye, Pakistan'ın ricası üzerine Hindistan'ı uluslararası bir zirveye çağırmadı.Tuttavia, non chiederà l'adesione di Taiwan all'ONU.