çağır ile cümle
çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu arada Jack, Hurley'in hastanesinden çağırılmaktadır.Jack, contacté par le médecin de Hurley, rend visite à celui-ci.
Aslında onu annesi çağırmamıştır.En effet sa mère ne le lèche pas.
Tıbbî yardım çağırın.Prévenez les secours.
Artabanes ve diğerlerini çağırırken, Areobindus asi ile yüzleşmeye karar verdi.Poussé par Artabanès et d'autres, Areobindus décide d'affronter le rebelle.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Elle se tourne alors vers Pete pour lui demander son aide.
Crusoe'nun cuma günü tanıştıklarından dolayı Friday adıyla çağırdığı arkadaşı ile güçlü bir dostluğu oluşur.Crusoé nomme son compagnon « Vendredi », du jour de la semaine où il est apparu.
Halkı direnmeye çağırıyorlardı.La population résiste.
Lincoln yaptığı acil çağrıyla isyanı bastırmak için 75,000 gönüllüyü askere çağırdı.Deux jours plus tard, Lincoln ordonna le recrutement de 75 000 volontaires.
Yaşlı, hizmetçiyi yanına çağırdı.Elle leur envoie alors la servante.
Konsey Temmuz 2009'da Moskova Belediye Başkanı Yuri Lujkov'u istifaya çağırdı.Ouvert en 2001 sur instruction personnelle de l'ancien Maire de Moscou Iouri Loujkov.
Bir gün Jack çok hastalanır ve Charlie doktor çağırmak zorunda kalır.Quand John tombe malade, un médecin vient le voir.
Havaalanın gitmek için bir taksi çağırir.Elle veut commander un taxi par téléphone.
Belisarius bunun yerine Europum'a doğru ilerleyerek oradaki diğer liderleri çağırdı.Le Paris-Orléans fit accepter à la place un nouvel itinéraire par Brétigny.
Kyo, Kazuma’ya büyük hürmet göstererek ona “öğretmen” yerine shishō yani “usta” diye çağırır.Elle est très attaché à Kashou, et elle l'appelle « Maître ».
Ertesi sabah Vologodsky GT-RH Bakanlar Konseyini çağırdı.Ce jour-là, la candidature de Volodymyr Hroïsman est approuvée par la Rada.
Evine çağırırlar, gelir; ama tekrar aslanın yanına gider.Il accomplit sa mission et revient chez lui avec les vers à soie.
Harman savuranlar ona dua ederler ve şarkı ile çağırırlar.Sulayman rit et lui ordonna de chanter.
Bunun için Burlington'lı mimar Henry Flitcroft'ı çağırdı.Il choisit l’architecte Henry Flitcroft, un protégé de Burlington.
Herkes onu Daniel lakabı ile çağırıyordu.Ce qu'Einstein disait à son coiffeur.
Sonra da onları çağır.Suivons-les donc un peu.
Venedik Cumhuriyeti'ni Cambrai Ligi'nden geri kalan devletlere karşı Papalık ile müttefikliğe çağırdı.La République de Venise est vaincue par la coalition de pays regroupés dans la Ligue de Cambrai.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .Leur procès est à l'instruction et les M.-E. s'intéressent à nouveau aux deux missionnaires.
Onları çağırıp uyardı.Ils l'admirèrent et l'exaltèrent.
Abdürrahim Çağırıcı (d.(Who Calls the Tune).
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.Le passager assurerait le chauffeur qu'il le guiderait.
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Si Don Juan n'est plus lui-même, cette honte est trop grande.
Accio: Çağırma büyüsü.Kamel : le magicien.
Fakat aynı olan ilk ismini biyolojik babasıyla paylaşmak istemediğinden kendini W. Rose olarak çağırır.Cependant il se fait appeler « W. Rose », parce qu'il ne veut pas partager le même nom que son père adoptif.
Jessica Cody'yi çağırır.Elle choisit Jessica.
Her bölümde bir çağırma bebeği (summoning doll) kullanılabilir.Dans chaque division figure un dauphin d'argent.
Köpeğimizi "White " diye çağırıyoruz.Llamamos a nuestro perro "White".
Dün gece Ming arkadaşını çağırdı.Anoche Ming llamó a su amigo.
Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.”Y yo no he venido a llamar a justos, sino a pecadores.
Bu bir halkın sesi, Büyük Afrika'daki tüm kardeşlerini çağıran.Es la voz de un pueblo Que llama a todos sus hermanos de la gran África.
Yatakta Oliver, Elio'ya "Beni adınla çağır ve ben de seni adımla çağıracağım" der.En la cama, Oliver le dice a Elio: 'Llámame por tu nombre y te llamaré por el mío'.
Giray, ambulans çağırır.Dawn llama a una ambulancia.
Bu bir halkın sesi, Tüm kardeşleri bir araya gelmeye çağıran.Es la voz de un pueblo Que llama a todos sus hermanos a encontrarse.
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík llamó a la gente a tomar la iniciativa en la aplicación del programa de reformas.
İsrail sizi çağırıyor - Babil'den çıkın" ile bitiyordu.Israel os llama - salid de Babilonia!"
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Entonces yo llamaba a alguien de mi casa para que le trajera comida.
Dük beni Venedik'e geri çağırıyor.".)El Dogo me llama a Venecia").
Gine halkı birliğinin vaazını veriyor, Afrika çağırıyor.El pueblo de Guinea predicando la unidad Llama a África.
Hemen doktor çağırır.Avisar inmediatamente al médico.
Clegane gittiğinde Tywin, Arya Stark'ı (Maisie Williams) yemek yemeğe çağırır.Cuando Clegane se retira, Tywin invita a Arya (Maisie Williams) a cenar con él.
Pek çok basit büyüye ve efsuna (örneğin çağırma büyüsü) karşı dayanıklıdır.Bien hechor y mecenas de la mayoría de Hermandades de La Palma.
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.En 1967, Rodong Sinmun, la elogió como la "Madre de Todos".
Rosemary şüphelerini Dr. Hill ile paylaşır ama o da Dr. Sapirstein ve Guy'ı yardım için çağırır.Rosemary comparte sus problemas con el Dr. Hill, y este cree que delira, así que llama a Sapirstein y a Guy.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.Un día, cuando sintió que su muerte estaba próxima, llamó a sus hijos y les pidió que trajeran flechas.
1. Sahne: "Wolf's Crag" kayalık tepesi Enrico Edgardo'ya gidip onu bir düelloya çağırır.Escena primera: la torre Wolf's Crag Enrico visita a Edgardo para retarlo a un duelo.
Mistress Quickly Falstaff'i Alice ile buluşmak üzere bir randevuya çağıracaktır.Las mujeres regresan a casa y le piden a la señora Quickly que invite a Falstaff a un encuentro con Alice.
Carnero işlerini biran önce bitirmek istemektedir ve Czipra'yı bir bilgili tanık olarak çağırır.El comisionado le sugiere que siga adelante con el trabajo y llame a Czipra como testigo.
Derken, arkadaşlarını çağırdılar.Se llamaban a sí mismos, a su clase, los homoioi (los iguales).
Daenerys onu çadırına götürür ve Mirri Maz Duur'u (Mia Soteriou) yardım etmesi için çağırır.Daenerys lleva a Drogo a su tienda y pide que traigan a Mirri Maz Duur (Mia Soteriou) urgentemente.
Bir tribün aynı zamanda Senatoyu toplantıya çağırabilir ve teklifler sunabilirdi.El Tribuno también podía convocar al Senado y presentar propuestas en esa institución.
Bunun için Burlington'lı mimar Henry Flitcroft'ı çağırdı.Eligió para ello al arquitecto Henry Flitcroft, discípulo de Burlington.
Onu "Bay Angelo" diye çağırır biri.Llegó a ser conocido por el apodo «Angelito».
Birden Jin onları çağırır, çünkü Hurley ile beraber ağaçtan sarkan paraşütün işaret ışığını bulurlar.Jin los llama repentinamente, con Hurley han descubierto la luz y el paracaídas colgando inmóviles del árbol.
Tıbbî yardım çağırın.Requerir asistencia médica.
Titüs önce Sesto'yu huzuruna çağırır ve bu komplonun ayrıntılarını ondan öğrenemeye çalışır.Tito decide llamar primero a Sexto, intentando obtener más detalles de la conjura.
Yaşlı, hizmetçiyi yanına çağırdı.Embarcó junto con su criada.