çağır ile cümle

çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.Er soll Dämonen austreiben und Dakinis (Himmelswandlerinnen) herbeirufen.
Havaalanın gitmek için bir taksi çağırir.Dann macht er sich mit einem Taxi auf den Weg zum Flughafen.
Ardından konukları çağırır.Dann spricht er nacheinander mit den Gästen.
Triple H geldi ve güvenlik çağırarak Rollins'i arenadan uzaklaştırdı.Triple H kam heraus und ließ Rollins von der Security aus dem Ring entfernen.
Watson'u yardıma çağırdı: "Mr. Watson.Sie weist ihn an, „John Watson zu retten“.
Ve İbrahim Beer-şebada bir ılgın ağacı dikti, ve orada RABBİN, Ebedî Allahın, ismini çağırdı.Abraham ließ dort ein Denkmal aus Muschelkalk errichten, auf dem er seine Trauer in einem Sonett verewigte.
Osgood bir gece onu yatında yemeğe çağırır.Abends lädt Osgood Daphne zum Dinner auf seine Yacht ein.
Mary, Nikki'yi çağırmaktadır.Mary lädt Marie zu einer Spazierfahrt ein.
Ancak bu davetlere çağırdıklarında sadece çok azı ilgi göstermişlerdir.Zu seinem Bedauern zeigten wenige der Gäste wirkliches Interesse.
Halkı direnmeye çağırıyorlardı.Die Bewohner leisteten Widerstand.
Bunun için de çatlak Chip Douglas'ı çağırır.Aus diesem Grund ruft er den Cable Guy (Kabelmann) Chip Douglas.
Her ay başında, Semerkand âlimlerini çağırarak onlarla sohbet ederdi.Der Mond jedoch brachte ihr von jeder Delikatesse etwas mit.
Sonunda ise Tanrı'nın kendisini yaratan olduğunu ve onu geri çağırdığını düşünür.Froh, wie er dich erschuf, will er dich haben.
Ceren (Merve Çağıran) (Fi), Duru'nun okuldan en yakın arkadaşı.Der Adel bestand aus den Herzögen (dux) und Grafen (comes).
Beni Adınla Çağır'ın temel çekimleri 32–34 gün arası sürdü.Nach der Begattung erstreckt sich die Tragzeit auf 32 bis 34 Tage.
Ayrıca Cullen'lar tüm vampir dostlarını çağırırlar.Daher möchte Branton alle seine Gefährten tot sehen.
Nadir Nadi beni Cumhuriyet'e görüşmek için çağırıyordu.Seine Vorlesungen nutzte er vielfach, um sich gegen die Republik auszusprechen.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Dann rufen sie Peter zu Hilfe.
Dışarıdan Pinkerton'un çağırısı işitilir: "Butterfly!".Pinkerton ruft dreimal „Butterfly“.
Lecter'i çağırır.Frag den Lesch.
Sonunda ilişkisini sürdürmekte zorlanacağı kararına varır ve Binbaşı von Crampas'ı düelloya çağırır.Auch wegen der Vernachlässigung durch den Ehemann beginnt sie eine Affäre mit Major von Crampas.
Daha sonra kendisini çağıran bir ses duyar.Doch dann ist da ein Geräusch, dem sie nachgeht.
Vatan onu zor günde çağırır.Katja gibt ihm Halt in dieser schweren Stunde.
Ben de misilleme olarak adanın duman canavarını çağırır.Sie meinen, auf der Insel den Rauch eines Feuers zu sehen.
Sonra sert olarak Paolo'yu çağırır.Er winkt Paola nur noch schweigend zu.
Azmıç bu insanları onu tanıyan birisinin sesiyle çağırır.Plötzlich vernimmt der Namenlose jedoch eine ihm bekannte Stimme.
Bütün köylüleri bu nikah törenine katılmak için kiliseye çağırır.Alle Dorfbewohner nahmen Anteil an dieser Hochzeit.
Bu nedenle Niko'yu çağırmaktadır.Ich muss mich auch bei Nico bedanken.
O Louis Walsh'ı çağırdı.Er trat dort gegen Mark Walsh an.
1659 yılında Parlamentoyu göreve çağırır.1659 predigte er zur Eröffnung der Sitzungsperiode vor dem Parlament.
Derleyici programlama dili ile de çağırılabilmektedir.Auch eine Konversation mit ihnen über Zeichensprache sei möglich.
Yakın takipçileri artık onu bu adla çağırırlar.Zielfahnder würden immer noch nach ihm suchen.
Özge, Türkiye kadın millî voleybol takımına da düzenli olarak çağırılmaktadır.Printezis wird außerdem regelmäßig in die griechische Nationalmannschaft berufen.
Türkiye, Stockholm Büyükelçisini geri çağırdı.Türkei ruft Botschafter aus Berlin zurück.
Çağırılan cine kutsal çengel takılırsa onun köle olacağına inanılır.Da man dem weisen Propheten glaubt, wird Hann freigelassen.
Ayrıca Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni derhal toplantıya çağırdı.Der Sicherheitsrat der Vereinten Nationen kommt erneut zu einer Dringlichkeitssitzung zusammen.
28 Ocak NXT TakeOver: San Antonio etkinliğinde Rollins geldi ve ringe Triple H'i çağırdı.Bei NXT TakeOver: San Antonio, einen Tag vor Royal Rumble, forderte Rollins Triple H um ein Match heraus.
Strabo’ya göre, Pisidia halkı olan Termessos sakinleri kendilerini Solymi olarak çağırırlardı.Huber zufolge konnten die Erbkaiserlichen sie als Ermutigung empfinden.
Şamanlar ruhları onunla çağırır.Dazu zwangen ihn die Geister.
Müzikleri 1980'lerin İngiliz müziklerini çağırıştırır.Ihre Musik erinnert an englische Punk- und Oi!-Bands der 1980er.
Arkadaşlarımı çağırdım.J'ai appelé mes copains.
Bir ambulans çağırdınız mı?Avez-vous déjà appelé une ambulance?
Bu bir halkın sesi, Büyük Afrika'daki tüm kardeşlerini çağıran.C'est la voix d'un peuple Qui appelle tous ses frères de la grande Afrique.
Bu bir halkın sesi, Tüm kardeşleri bir araya gelmeye çağıran.C'est la voix d'un peuple Qui appelle tous ses frères à se retrouver.
Derken, arkadaşlarını çağırdılar.Ses habitants sont appelés les Serviessois(es).
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Alors j'ai appelé quelqu'un chez moi pour lui rapporter à manger.
22 Yıl önceki Ohara'daki Yıkım Çağırısı'nı başlatan kişidir.Elle est décédée dans l'incendie de l'île d'Ohara il y a 22 ans.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Il leur dit : Pourquoi me cherchiez-vous ?
Hemen doktor çağırır.Il en informe immédiatement le médecin.
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.En 1967, Rodong Sinmun en fait l'éloge comme la « mère de tous ».
Gine halkı birliğinin vaazını veriyor, Afrika çağırıyor.Le peuple de Guinée prêchant l'unité Appelle l'Afrique.
Pallas ayrıldıktan sonra Agrippina Narcissus'u yanına çağırır.Après Pallas, Agrippine fait appeler Narcisse.
Yasak bir API çağırmak, uygulamanın Windows Mağazasında görünmesini diskalifiye eder.L'appel d'une API interdite exclut l'apparition de l'application sur le Windows Store.
Edom'dan kaçmak için, Magnus babası Asmodeus'u çağırır.Magnus se rend à Edom, pour demander de l'aide à son père Asmodée.
Anneler genç yavrularını avlanmak üzere terk ederler ve döndükten sonra onları beslenmeleri için çağırırlar.Les mères laissent leur petit pour aller chasser, et l'appellent à leur retour au gîte pour l'allaiter.
Yeni bir parlamento çağırması için Kral Charles üstüne baskılar büyümeye başladı.Le roi Charles s’engage à réunir un nouveau Parlement.
Hükümdar, onları çağırıp tehdit eder, onlarsa inançlarından ayrılmak istemezler.Mais comment feront-ils appel à lui s’ils n’ont pas cru en lui ?
Bu yüzden de çoğu insan onu "sinyor" diye çağırır.Bien que la plupart des invités parlent de lui comme de «Mr.»
Bir iş arkadaşının önerisiyle polis çağırır.La police interpellera un employé de la ville.
Galibiyetten sonra Jericho, Rourke'u ringin dışına çağırdı.Après la victoire de Jericho, Rourke est appelé sur le ring par Jericho.

İlgili Sayfalar