çağı ile cümle
çağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ergenlik çağında çocuğu olan var mı ?Any parents out there of teenagers?
Kretase çağının sonuna vardığımızda elimizde yedi dinozor kalmış oluyor.So when it comes down to our end Cretaceous, we have seven left.
En yakın arkadaşını çağırmadın bile!You didn't even call your best friend!
Nasıl çağırabilirsin beni böyle... ...bir yere?How could you call me over to such a place... like this?
O kız senin oyun çağının sonu olacak.She's the end of all your fun and play.
Oyun çağının...Fun and play...
Bunu 5.8 diye çağıracağım.I'm going to call this a 5.8.
Asında benim arkadaşlarımı çağırsalar onlar.... neyse anladınız ne demek istediğimi.If they call back any of my friends, they're not going to... Well, you see the story.
Tanıdığımız tüm sosyal yatırımcıları çağırmıştık.And we called all of the social investors we know.
Küçücük, rengarenk enerji iplikleri daha bebeklik çağındaki evreni dolduruyor [13.7 MYÖ]Tiny, vibrating strands of energy, occupy an infant universe. [ 13.7 BYA ]
Tamam anladım şimdi ! sen işine bak istediğiniz zaman beni çağırabilirsinizOk, I got it ! go your work! You can call me any time
takviye gerekebilir Gong'un adamlarını da çağırın iri olanlardanit may need to reinforce call the Gong's men, too huge ones
- Alev halatları çağırın ! - peki !- Call the flaming union! - ok !
Dolayısıyla, demirsiz kalmış bir Avrupalı Demir Çağı toplumuna dönüştüler.So they ended up an Iron Age European society, virtually unable to make their own iron.
Yardım çağırmalıyız!" diyordu bana.We've got to get some help."
"Yardım çağırmalıyız." Ve ben düşünüyordum:We've got to get help."
"Yardım çağırmalıyım. Kendimi toplamalıyım."And I'm thinking, "I've got to get help.
Tamam. Öyleyse yardım çağırmalıyım.So I've got to call help.
Şehrin en dikkat çekici konuşmacılarını çağırdık:We called the city's most remarkable speakers:
Arada Carr Hanım beni çağırır ve "Bryan, Parks Hanım şehre geliyor.And every now and then Ms. Carr would call me, and she'd say, "Bryan, Ms. Parks is coming to town.
Bu yeni makine çağında muhtemelen doğru gitmeyecek olan şey ne olabilir?Right?
Yeni makine çağında ortaya çıkacak olan toplumsal zorluk türleri hakkında size bir şey anlatacağım.To tell you the kinds of societal challenges that are going to come up in the new machine age,
Doktor çağırın!Call the doctor!
Şu anda doğa çağındayız ya da biyoloji çağında... Ya da bilgi çağında --You hear that this is the era of environment -- or biology, or information technology ...
Pekala, şu anda "pek çok şeyin" çağındayız.Well, it's the era of a lot of different things that we're in right now.
(Kahkaha) Çünkü gayet kimse sizi çağırmaz.If you work in education, you're not asked. (Laughter)
Yerel bir gazeteciyi çağırdıTitus was a restaurant manager He was 31 years old. He lived in Seattle, WA
Ambulans çağıran var mı?Did anybody call the ambulance?
Biri ambulans çağırsın!Someone call the ambulance!
Ambulans çağıran oldu mu?Did someone call the ambulance?
Biri çağırmış olmalı.Someone must have.
Kimse çağırmadı mı?No one called?
Sanırım, dırdırcı bir Doğu Avrupalı olarak buraya karamsarı oynamam için çağırıldım.I think, as a grumpy Eastern European, I was brought in to play the pessimist this morning.
Ve 23 yıl sonra, bizi gerçekleştirmemiz için çağırdılar -- bu fikri uyguluyoruz.And 23 years after, they called us to develop -- we're developing this idea.
JULIET Nasıl şimdi, kim çağırır?JULlET How now, who calls?
Bu bazı rağmen benim çağırma metresi 'adı altında, adil ve dürüst veThat were some spite: my invocation Is fair and honest, and, in his mistress' name,
Ben içindeki bazı ses duyacaksınız: sevgili sevgi, Adieu - [Hemşire içinde çağırır.]I hear some noise within: dear love, adieu!-- [Nurse calls within.]
ROMEO ismimi çağırıyor ruhumu:ROMEO It is my soul that calls upon my name:
Marry, alana daha önce gitmek, onun takipçisi olacağım, bu anlamda ibadet onu insanın çağırabilir.Marry, go before to field, he'll be your follower; Your worship in that sense may call him man.
Ve dünyanın sürgün, ölüm, daha sonra sürgün ölüm yanlış-term'd: ölüm sürgün çağıran,And world's exile is death,--then banished Is death mis-term'd: calling death banishment,
ROMEO Ama sevinç geçmişte sevinç, beni dışarı çağırırROMEO But that a joy past joy calls out on me,
Kadar yüksek sesle çağırır eczacı?APOTHECARY Who calls so loud?
Öfke için beni çağıran kafamın üzerine başka bir günahı olmayan koyun:Put not another sin upon my head By urging me to fury:
Babanı çağır kahvaltıya gelsin.Call your father to breakfast!
Ama aramızda şanslı olanlar için hareket çağı bence heyecan verici, yepyeni seçenekler sunuyor.But for the fortunate among us, I think the age of movement brings exhilarating new possibilities.
Seni birkimse olarak çağırmak isterler ve sana birkimse ismi verirler.They want to call you somebody and they gave you a somebody name.
Kim seni doktor diye çağıracak?Who would call you "doctor"?
Hastalarım beni doktor diye çağırabilirdi mesela.My patients would call me "doctor."
Hasataların seni ilk isminle çağıracak ve senin doktora yaptığını bile bilmeyecekler.Your patients will call you by your first name, and they won't even know you have a Ph.D.
Arkadaşlarım beni doktor diye çağırır.My friends would call me "doctor."
Eğer onlardan seni doktor diye çağırmalarını istersen, sana gülecekler.Your friends will laugh at you if you ask them to call you "doctor."
Ailem benimle gurur duyar ve me doktor diye çağırır.My family would be proud of me, and call me "doctor."
Ben de kendimle gurur duyar ve kendimi doktor diye çağırırım.I would feel proud of myself and I would call myself "doctor."
Kayda değer bir dönemde yaşıyoruz, genom bilimi çağı.We live in in a remarkable time, the age of genomics.
Tarihte bizim çağımızda, bu imgeler yakışıksız.At our time in history, these images are out of place.
Depolarımızı umut için ne diye çağırdığımızdan bahsetmek istiyorum.I'd like to talk about what I call our warehouses for hope.
Eugene beni eve çağırıp abisiyle beraber Iron Age adlı bir oyun yaptıklarını gösterdi.Eugene invited me home and showed that he and his brother were making a game, called Iron Age.
Seni bu yüzden buraya çağırdım.That's why I called you here.
Avukatımı çağıracağım. Sen vakfın resmi cevabını hazırla.I'll get my lawyer, you prepare the Foundation's official response.
Bize bunu söylemek için mi buraya çağırıp hediyeler verdin?Is this why you came to the Palace and why you gave us presents?