çırp ile cümle
çırp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bağırır, çırpınır, ancak kimse sesini duyamaz.Elle hurle mais personne ne l'entend.
Kitabı yazmak için göz kırpması, kelebeğin uçmak için kanatlarını çırpmasına benzemektedir.On rapporte qu'il utilisait ses oreilles comme des ailes pour voler.
Kurtulmak için çırpındıkça daha da yapışır.Plus l'on cherche à échapper à ce jour plus il vous hante.
"Çırpınırdı Karadeniz".Sinon ils auraient mis le holà ».
Kanat çırparak uçmanın vücut yağını süzülerek uçmaktan 23 kat daha hızlı yaktığı hesaplanmıştır.On estime que le vol battu métabolise en moyenne 23 fois plus de graisse corporelle que le vol ascensionnel.
Alemdar Kırcalı milisleri ve seymenleri ile Çırpıcı Çayrı'nda ordugah kurdu.En ellas se quema resina (restos de miera) mezclada con barrujo y arena.
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Los niños se orinan encima de ella para salvarla.
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Sarà la lampada a salvarlo.
Kurtulmak için çırpındıkça daha da yapışır.‘E più io piangevo, più lui colpiva.
Luke çırpınır, babasına yardım etmesi için seslenir.È gentile e ha bisogno di aiuto per uccidere suo padre.
Önce çocuğun kolları ve bacakları ani olarak kasılır, sonra, çırpınmalar başlar.È consigliabile amputargli prima le gambe, poi la testa.
İnsanlar otobüse binmek için çırpınıyorlardı.Tuttavia è stato necessario intervenire sul BUS.
Kashima onu serbest bıraktığında Namazu çırpınmaya başlar ve büyük depremlere yol açar.Quando Kashima lascia il suo posto di guardia, Namazu si agita provocando violenti terremoti.
Genel olarak, birkaç kanat çırpmayla uçuşa başlayabileceği yüksek yerlerde tünemeyi tercih eder.Sottolinea che, in questo caso, preferiscono trovare un posto riparato piuttosto che alzarsi in volo.
Bıçakla çırpılır.Режется ножом.
Luke çırpınır, babasına yardım etmesi için seslenir.Фэн кричит, прося о помощи отца.
Parmak uçları gergin bir şekilde ayak çırpmak doğrudur.Петлю к ножнам стали пришивать жестко.
Kısa oluşu sebebiyle kanatlarını uçuş sırasında çok hızlı çırpmak zorundadır.В полете они особенно стремительно взмахивают крыльями.
Charles Darwin, gözlemlediği kondorların yarım saat boyunca bir kere bile kanat çırpmadıklarını belirtir.أفاد تشارلز داروين أنه شاهد هذه الطيور وهي تُحلِّق طيلة نصف ساعة دون خفق أجنحتها مرة واحدة.
ÖLÇÜ Ey benim gönlüm, devasız kaygılarla çırpınan gönlüm!يا أيها الشباب التركي، سأستمر بالبصق على محيا أولائك الذين فقدوا الحياء".
Mesela kuş kaidesi, kanat çırpan kuş yapımında orta aşamalardan biridir.على سبيل المثال، قاعدة الطير و التي هي مرحلة وسيطة في بناء الطير المرفرف.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Vive se metendo em confusão.
Bıçakla çırpılır.Murro em Ponta de Faca.
Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir.À exemplo, o bater de asas de uma borboleta no Brasil pode provocar um furacão no Texas.
Bıçakla çırpılır.Onder het mes gaan.
Bu beğeniyi göstermek için el çırpma.Zet geen paal op voor aanbidding.
Aile bireyleri bu lanetli durumdan kurtulmak için boşuna çırpınırlar.En niemand weet hoe ze van de vloek af moeten komen...
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Van ontzetting valt hij in zwijm.
Bu sert kabuk, sineğin, kanatları saniyede 200 defa çırpmasını sağlar.De fruitvlieg beweegt de vleugels 200 keer per seconde op en neer.
Hepimiz filmi görmek için çırpınıyoruz.We zitten allemaal te popelen om de film te zien.
Kashima onu serbest bıraktığında Namazu çırpınmaya başlar ve büyük depremlere yol açar.Kiedy Kashima traci czujność, namazu miota się, powodując gwałtowne trzęsienia ziemi.
Un ilavesiyle tekrar çırpılır.Jeśli jeszcze raz , zwymiotuję!
Bıçakla çırpılır.Dodatkowo przypinano nóż.
Aktif uçuşta ak karınlı deniz kartalı geniş kanat çırpış ile kısa süzülme periyotları arasında gider gelir.I aktiva flykt alternerar den vitbukiga havsörnen mellan kraftfulla djupa vingslag och glidflykt.
Un ilavesiyle tekrar çırpılır.En lönndörr slår igen.
Bu arada bir yumurtanın sarısı çırpılarak hazırlanan pidelerin üzerine sürülür.Det är detta som gör att innehållet i ett ägg stelnar när det kokas.
El çırpma, müzikte iki düz yüzeyin birbirine vurularak ortaya çıkarılan perküsyon sesidir.Detta kan liknas vid det ljud som upptstår då man gnider två glasskivor mot varandra.
Ev kırlangıcı saniyede 5,3 kanat çırpışıyla uçar.Följeslagaren har en skenbar magnitud på 7,3 vid ett vinkelavstånd på 3,2 bågsekunder.
Ev kırlangıcı saniyede 5,3 kanat çırpışıyla uçar.В повітрі птах робить у середньому 5,3 змахів крилами за секунду.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Тримають та розводять у неволі.
Un ilavesiyle tekrar çırpılır.Він знову підняв черепки.
Bıçakla çırpılır.Зарізаний ножем.
Uçuşları çırpıntı şeklinde, kimi zaman yarasalara benzerdir.Роги з багатьма відростками, часом схожі на кущ.
Yaprak üzerindeki avın kaçmak için çırpınma hareketi, bitkinin avını daha kolay sindirmesine yardımcı olur.Миття собаки на піку линяння допоможе легше позбутися випалої шерсті.
İnsanlar otobüse binmek için çırpınıyorlardı.Dál museli návštěvníci jet autobusem.
Ebe saklanan cisime yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir, uzaklaştıkça yavaşlar.Když byl sešlápnut a držen vpředu, byl zařazen nízký (pomalý) převod.
Bıçakla çırpılır.Lze ho krájet nožem.
Önce çocuğun kolları ve bacakları ani olarak kasılır, sonra, çırpınmalar başlar.Dítě pak prsty strčí do úst a začne sát.
Bu eleştiriye göre, sağcı komplo teorisyenleri solcuların amaçlarına hizmet etmek için çırpınıyorlardı.Otázkou bylo, zda je tento bouřlivý nával nadšení možné usměrnit, aby sloužil věci pravověří.
Krem genellikle bir çırpıcı, elektrikli veya el mikseri, veya bir mutfak robotu ile çırpılır.Šlehačka se obvykle šlehá metlou nebo elektrickým či ručním šlehačem.
Ev kırlangıcı saniyede 5,3 kanat çırpışıyla uçar.În zbor dă din aripi în medie de 5,3 ori pe secundă.
Bıçakla çırpılır.Bătut în cuie.
Otoyol Çırpan'dan başlayarak Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo köyünde sona erer.Proiectul leagă orașele Cirpan și Kapitan Andreevo, de la granița cu Turcia.
Kısa oluşu sebebiyle kanatlarını uçuş sırasında çok hızlı çırpmak zorundadır.Datorită aripilor scurte, ele trebuie să bată de multe ori din aripi pentru a zbura.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Zaklatott állapotban távozik.
Bu manzumedeki ebedi bir ayrılığın verdiği heyecan ve teessür, sözden ziyade sesler arasında çırpınır durur.Az előadás/társalgás közbeni unalmat el kell rejteni a száj elé tett kézzel.
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Feláldozzák a hajukat, hogy megmentsék őt.
Uçuşları çırpıntı şeklinde, kimi zaman yarasalara benzerdir.Repülésük néha a denevérekre hasonlít.
Düzenli ve yavaş şekilde kanat çırparlar.Lassan és szabályos időközönként verdes a szárnyával.
Bıçakla çırpılır.Unten veitsi.