çırp ile cümle
çırp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kısa oluşu sebebiyle kanatlarını uçuş sırasında çok hızlı çırpmak zorundadır.Sen lyhyiden siipien takia sen on räpyteltävä niitä todella voimakkaasti pysyäkseen ilmassa.
Çalı çırpı ateşi : Çabuk ısıtır, çabuk biter, devamlı beslemek gerekir.Se hengittää, se kuumenee, se syö.
Bağırır, çırpınır, ancak kimse sesini duyamaz.Sääsket vain sihisevät ja ääntelevät, koska eivät osaa puhua.
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Κάνει ανοησίες και μπλέκει σε μπελάδες.
Bağırır, çırpınır, ancak kimse sesini duyamaz.Σπαρτάρησε, ξεψύχησε, δεν τ’ άκουσε κανένας.
Havada asılı kalıp kanatlarını çok hızlı çırparak durabilmeleriyle tanınırlar.De er kendt for deres evne til at stå stille i luften på svirrende vinger.
İnsanlar otobüse binmek için çırpınıyorlardı.De fleste ventede på bus.
Sonra yumurta çırpılıp içine konur.Hun når ind og fanger den varm æg.
Önce çocuğun kolları ve bacakları ani olarak kasılır, sonra, çırpınmalar başlar.Dernæst bøjes vristen og fødderne drejes udad, hvorefter benene slynges udad.
Çırpılmış krema genellikle şeker, vanilya, kahve, kakao, çikolata, portakal vb. ile tatlandırılır.Krim kocok sering ditambahkan gula, vanila, kopi, coklat, jeruk, dan lain-lain.
Charles Darwin, gözlemlediği kondorların yarım saat boyunca bir kere bile kanat çırpmadıklarını belirtir.チャールズ・ダーウィンは、半時ほど観察をしている間に1度しか羽ばたかなかったと報告している。
Bıçakla çırpılır.ナイフで刺される。
"Çırpınırdı Karadeniz".「ゆめたがえかがくせいき」。
Ebe saklanan cisime yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir, uzaklaştıkça yavaşlar.スピカ対決の際に封印が解かれ、主人公に一目惚れして憑依する。
Biri dışarıda futonu çırpıyor.誰かが外で布団をパンパンと叩いている。
ÖLÇÜ Ey benim gönlüm, devasız kaygılarla çırpınan gönlüm!主阿,求你使我嘴唇张开,我的口便传扬赞美你的话。
İnsanlar otobüse binmek için çırpınıyorlardı.这些人当时正乘坐着巴士。
Charles Darwin, gözlemlediği kondorların yarım saat boyunca bir kere bile kanat çırpmadıklarını belirtir.達爾文(Charles Darwin)指觀察了牠們飛行1.5小時,仍不見牠們拍動一次雙翼。
Uçuşları çırpıntı şeklinde, kimi zaman yarasalara benzerdir.他們的行為比較笨拙,有時像小丑。
Yaşlı çapkın çırpınarak herkesten af ve merhamet diler.諸藥叉等悉皆退散各起慈心。
Un ilavesiyle tekrar çırpılır.抽到白板則再抽一次。
Bıçakla çırpılır.소녀가 칼에 찔린다.
Yere yakın çalı çırpıdan yapılmış yuvalarda kuluçkaya yatar.습기가 있는 바위 곁에 붙어서 자란다.
Yemişi hava soğuyunca (-15C°) çırpılarak toplanır.כשחם גבו של הדג – נתהפך...
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.והוא נוטה להסתבך בצרות.
Kısa oluşu sebebiyle kanatlarını uçuş sırasında çok hızlı çırpmak zorundadır.בגלל שהכנפיים קצרות יחסית, על האלקיים לנפנף בכנפיהם במהירות רבה כדי להצליח להתרומם באוויר.
Kanatlar kural olarak yukarıdan aşağıya doğru çırpılır.Правилата се прилагат ред по ред отгоре надолу.
Yemişi hava soğuyunca (-15C°) çırpılarak toplanır.Ври 5 минути (цветът се залива с вряла вода).
"Çırpınırdı Karadeniz".Щях да отбия встрани").
Sıkıntı içinde çırpınıp duruyormuş.Održava se u Požegi.
Bağırır, çırpınır, ancak kimse sesini duyamaz.O njemu pjevamo kad nas svi čuju i plačemo kada nas nitko ne vidi!"
Uçuşları çırpıntı şeklinde, kimi zaman yarasalara benzerdir.Njihov let je prhutajoč in včasih podoben netopirjevemu.
Bağırır, çırpınır, ancak kimse sesini duyamaz.Nedvojen, onstran primerjav in nihče Te premeriti ne more.
Bıçakla çırpılır.Lengvai pjaustomas peiliu.
İnsanlar otobüse binmek için çırpınıyorlardı.Lapsed läksid grupina bussi poole.
Yemişi hava soğuyunca (-15C°) çırpılarak toplanır.Ilm läheb külmale. c) Ahv arenes inimeseks.
Akıllıca olan, sineğin onu çırpış biçimi.Das Clevere dabei ist das Flügelschlagen, das letztendlich vom Nervensystem kontrolliert wird.
Akıllıca olan, sineğin onu çırpış biçimi.Het knapste is de manier waarop de vlieg haar vleugels beweegt.
Akıllıca olan, sineğin onu çırpış biçimi.파리가 날개짓을 하는 방법에서 현명한 점은
Akıllıca olan, sineğin onu çırpış biçimi.O que é genial é a forma como a mosca bate as asas, o que é controlado pelo sistema nervosa.
Akıllıca olan, sineğin onu çırpış biçimi.מה שחכם הוא האופן שבו הזבוב מנפנף בכנפיים
Akıllıca olan, sineğin onu çırpış biçimi.بل الشيء الذكي هو طريقة رفرفة الآجنحة
Akıllıca olan, sineğin onu çırpış biçimi.羽の動きは、結局のところ、神経で制御されていて
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)[Aplausos] [Música] [Palmas]
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Aplauze) (Muzică) (Bate din palme)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Applaudissements) (Musique) (Applaudissements)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Applausi) (Musica) (Battiti di mani)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Applaus) (Musik) (Klatschen)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Applaus) (Muziek) (Geklap)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Brawa) (Muzyka) (Brawa)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(박수) (음악) (손뼉)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Potlesk) (Hudba) (Potlesk)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Taps) (Zene) (Ismétlődő taps)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Vỗ tay) (Nhạc) (Vỗ tay theo)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)[Χειροκροτήματα] [Μουσική] [Χειροκροτήματα]
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Аплодисменти) (Музика и ръкопляскане)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Аплодисменты) (Музыка) (Хлопает)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(Оплески) (Музика) (Оплески)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(מחיאות כפיים) (מוזיקה) (מחיאות כפיים)
(Alkış) (Müzik) (El çırpmalar)(تصفيق) (موسيقى) (تَصفِيق بِالأيدِي)