çırp ile cümle
çırp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
İşte -- görüyorsunuz -- kanat çırpan bir kuş.And this is -- you can see -- this is a flapping bird.
Evet. Kalbim kanat çırpıyor.Oh yeah, gosh, you make my heart flutter.
"Yumurta çırpıcısı Sentrifüjü" (Gülüşmeler) ve yolladık, ve iade mektubu olarak geri geldi.(Laughter) And we sent it off, and by return mail it came back.
Ve sillerini gökkuşağı renklerinde kirpikler gibi çırpıştıran taraklı denizanaları.And comb jellies, that beat cilia like rainbowed eyelashes.
Seth, bir çırpıda kitabı alıp geliyorsun!Seth Quinn, go down and get that book.
Ben kum nedeniyle hareket edemiyordum, ama sen önümde çırpınıp duruyordun...I couldn't move because of the sand, but there you were right in front of me flailing around!
Bu tür bir durumda hiçbir aile çırpınmak zorunda kalmamalı.No family should have to struggle in this kind of situation.
Duyduğunuz bu ses sivrisinek kanat çırpışı.That's a mosquito wing beat you're hearing.
Üç buçuk yıl bir çırpıda geçti!And 3 and a half years have flown by!
[El çırpma sesi][Clapping]
Bu bir çırpıda yapılabilir demiyorum.I don't say this can be accomplished in one swoop.
Burada kulaklarını çırpıyor ve zarafetle yukarı çıkıyor.And here he is, flapping with his ears and very gracefully going up.
Boşa çırpınıyorHe can forget it.
El çırpması gibi ilk anlarında teşvik edici aileler ve insanlar yoktu.Lack of stimulation often leads to self-stimulating behaviors
Vals yapan orkideler gibi okyanusta... ...kanat çırpan canlılar var.There are beings that flutter through the ocean like... ...waltzing orchids.
İlkinde Muti gibi, ve siz el çırpın, sadece bir kez.Once like a Muti, and you'll -- (Claps) -- clap, just once.
(El çırpışları)(Claps)
(El çırpışları) (Kahkaha)(Claps) (Laughter)
Benim hayat, tıp ve Konfüçyüs hakkındaki bütün görüşlerimi bir çırpıda toparlayıvermişti.It was like in one verbal swoop he had channeled my thoughts on life and medicine and Confucius.
Evet, bu bir çırpılmış yumurta.Yes, it is a scrambled egg.
Çünkü aslında esas olanın, yumurtanın, çırpılmamış hale dönüşü olduğunu farkediyor olmalısınız.Because you may notice that what's actually happening is that the egg is unscrambling itself.
Çırpılmış yumurta karmakarışık bir şey, leziz ama karmakarışık.A scrambled egg is mush -- tasty mush -- but it's mush.
Kederden gözümün feri söndü, Kollarım bacaklarım çırpı gibi.My eye also is dim by reason of sorrow. All my members are as a shadow.
Onunla alay ederek el çırpar, Yerinden ıslık çalar.›› sözleridir.Men shall clap their hands at him, and shall hiss him out of his place.
Ben de elimi çırpacağım Ve öfkem dinecek. Bunu ben RAB söylüyorum.››I will also strike my hands together, and I will cause my wrath to rest: I, Yahweh, have spoken it.
Şöyle yanıtladı RAB: ‹‹Göreceklerini taş levhalara oyarak yaz. Öyle ki, herkes bir çırpıda okusun.Yahweh answered me, "Write the vision, and make it plain on tablets, that he who runs may read it.
Ey bütün uluslar, el çırpın! Sevinç çığlıkları atın Tanrının onuruna!O clap your hands, all ye people; shout unto God with the voice of triumph.
Onların Beyt(ullah) yanındaki namazları da, ıslık çalmadan ve el çırpmadan ibarettir.Their worship in the House of God has been no more than whistling and clapping.
Onların Beyt(-i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir.Their worship in the House of God has been no more than whistling and clapping.
Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir.Their worship in the House of God has been no more than whistling and clapping.
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler.A Day on which human beings would be like so many scattered moths,
Tanrı evine karşı namazları, ancak ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibaret.Their worship in the House of God has been no more than whistling and clapping.
Gerçekten de bir bağırış gönderdik onlara, derken hayvan ağılına konan çalıya çırpıya döndüler.We sent a single blast against them, and they were reduced to husks of a decayed fence.
Onların o evdeki namazı/duası; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir.Their worship in the House of God has been no more than whistling and clapping.
O gün insanlar, çırpınarak yayılmış pervaneler gibi olurlar.A Day on which human beings would be like so many scattered moths,
Kâbe huzurunda onların duaları ise ıslık çalıp el çırpmaktan başka birşey değildir.Their worship in the House of God has been no more than whistling and clapping.
Üzerlerinde düzenli sıralar halinde kanat çırpan kuşları görmezler mi?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar;they listen not to the High Council, for they are pelted from every side,
Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir.Their Prayer at the House is nothing but whistling and handclapping.
Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler.The devils cannot hear those high above.
BAYRAK ÇIRPINMASIConstellation name (optional)FLAP OF FLAG
Yumurta aklarını bir çimdik tuzla çırpın.Beat egg whites with a pinch of salt.
Kanatlar aşağı doğru giderken, enerji bırakılır ve bu aşağı yönlü çırpışa yardım sağlar.[6]When the wing moves down, this energy is released and aids in the downstroke.[6]
Bu kanat çırpma hareketleri basit yarım çırpışlar boyunca olur.These flapping wings move through two basic half-strokes.
Birinci deneme yarı kararlı kanat çırpışlarının tahmin edilmesi durumudur.The first attempts to understand flapping wings assumed a quasi-steady state.
Bu kuvvet kanat çırpış hareketinin yukarı doğru daha kuvvetsiz olmasının temelidir.[5][7]This force is developed primarily through the less powerful upstroke of the flapping motion.[5][7]
Kanat çırpışı ve savuruşuClap and fling
Uçuşun ikinci metodu ise, çırpış ve savuruş veya Weis-Fogh mekanizması, fonksiyonlar farklıdır.The second method of flight, clap and fling, or the Weis-Fogh mechanism, functions differently.
Sarı gözlü güvercin iki beyaz yumurtayı küçük çalı çırpıdan oluşan yuvasına yumurtlar. [1]Two white eggs are laid on a platform of sticks.[3]
Pembe sumru, kısa kanatlıdır ve bayağı sumru veya kuzey sumrusundan daha hızlı kanat çırpmaktadır.It is shorter-winged and has faster wing beats than common or Arctic tern.
Yumurtalar (kızarmış, çırpılmış veya haşlanmış) da kahvaltının bir parçası olabilir.Eggs (fried, scrambled or boiled) may also be part of breakfast.
Hatı Çırpan, 1935 Türkiye'nin ilk kadın muhtar ve milletvekillerinden biriHatı Çırpan, 1935 One of the first female muhtars and MPs of Turkey
Çırpılmış yumurtanın hazırlanışı açısından yemeğin iki şekilde pişirilmesi vardır.There are two ways of cooking the dish in terms of the preparation of the egg scrambled.
Pek çok insan, çabalamaktan, çırpılmaktan ve tekrar çabalamaktan zevk alır. . . .Lots of people just enjoy scrambling on and being whisked off and scrambling on again....
Onu kurtarmak için çırpınır durur.Sie versündigt sich, um ihn zu retten.
Ebe saklanan cisime yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir, uzaklaştıkça yavaşlar.Wird eine Diode in Sperrrichtung betrieben, so fließt durch sie dennoch ein geringer Sperrstrom.
Un ilavesiyle tekrar çırpılır.Er trifft Nessen wieder.
Sırt üstü yüzerken belin dik bir şekilde tutulması, ayak çırpmayı da kolaylaştırır.Sie können auch dann schnell schwimmen, wenn sie ein Bein auf dem Rücken gestreckt haben.
Mesela kuş kaidesi, kanat çırpan kuş yapımında orta aşamalardan biridir.Die Tigervogelspinne gehört damit zu den mittelgroßen Vogelspinnenarten.