çılgın ile cümle

çılgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ortalama olasılık yüzde 30." dediğinde sol iç on kıvrım çılgınca tepki verir.Average likelihood is 30 percent," the left inferior frontal gyrus would respond fiercely.
Adeta çılgın bir evanjelist gibiyim.I'm almost like a crazy evangelical.
İlk takipçi bir yalnız çılgını lidere dönüştüren kişidir.The first follower is what transforms a lone nut into a leader.
Orta Doğu, Arap baharı ve devrimlerle ve yapılan herşeyle çılgın bir hale geliyor.Are there any Lebanese here tonight, by applause? (Cheering)
Orta Doğu çılgın hale geliyor. Lübnan bölgenin en barış dolu yeri olduğu zamanYou know the Middle East is going crazy when Lebanon is the most peaceful place in the region.
Bu çok çılgınca bir miktar gibi gelebilir.It might seem insanely high.
Çılgınca değil mi, ama kronik ağrı vakalarında olan gerçekte bu.That's crazy, but that's, in fact, what happens with chronic pain.
Ve bu, yine soyut bir versiyonu, biraz çılgınlaşırken son buluyor.And then this is, again, the abstract version, which ends up getting a little bit crazy.
Gönderin şu çılgın kadını dedim.I said get rid of that crazy woman.
İki yönü mesajı avutucu olduğu kadar çılgınca da.The twin message is as comforting as it is mad.
Birkaç yıl önce, beyni incelemeye karar verdim, bu çılgınlığı araştırmayı...So, several years ago, I decided to look into the brain and study this madness.
Bir bakıma, çılgınca bir şekilde, aslında kendimi yemiş oluyordum.I was eating myself in some strange sort of bizarre way.
Bu fikri bir sonuca bağlamak istiyorum biraz çılgınca bir şey.So I want to extrapolate on this idea a bit with something that's a little bit crazy.
Minecraft topluluğu, bu projeyle çılgına döndü ve Ben hemen medya ünlüsü oldu.The Minecraft community went bananas over this project, and Ben became an instant media celebrity.
Onu en çılgın yönleriyle tanımlamak istiyordum.I was desperate to define him by his maddest edges.
Bence insanları en çılgın halleriyle değerlendirmemelisiniz.Because you shouldn't define people by their maddest edges.
- Uzayda yürümek yok. Çılgın astronot zımbırtıları yok.No spacewalkin', no crazy astronaut stuff.
*** Çılgınca bir fikir alın.Take any crazy idea.
Bilmiyorum, gerçekten çılgın bir fikir üretmek zordur -I don't know, it's hard to make up a very crazy one.
Ve belki sonunda çılgınca projeler yapabilirsiniz ve kim bilir, belki de Mars'a bile gidebilirsiniz.And you might end up doing some crazy projects, and who knows, you might even end up going to Mars.
Bence çılgın bir fikir bu, tamamıyla çılgın.I think it's a crazy idea, completely crazy.
Hamlet'i bir kaybeden olarak tanımlamak çılgıncadır.It would be insane to call Hamlet a loser.
Bildiğim kadarı ile o laboratuvarında çok çalışıyor ve çılgın fükürler üretiyor.What I know from, he's working really hard in his lab and coming up with crazy stuff.
Bu çılgınlığı durdurun.Acabem com esta loucura.
Katsayılar ne olursa olsun, problem ne kadar çılgın olursa olsun sizi çözüme ulaştıracaktır. .It'll always work no matter what the coefficients are or no matter how crazy the problem is.
Kulağa çılgın geliyor.Crazy number.
Bazen arabalarımız o kadar çılgınlaşıyor ki bize gösteri bile yapıyorlar.Sometimes our cars get so crazy, they even do little stunts.
Çılgınca yiyen bir serçeA finch eating frenzy
Ve bizi ileri götüren, cevaplanmamış sorular ve çılgın olasılıklardır.And it's the crazy possibilities, the unanswered questions, that pull us forward.
Fikirlerimizin çoğu çılgıncaydı ama ufak bir kısmı ise dahiceydi ve büyük çıkışımızı yaptık.Most of our ideas were crazy, but a few were brilliant, and we broke through.
Gecenin bir yarısı sizi tümüyle çılgına çeviren kulaklarınızdaki o berbat vızıldama sesi?That awful buzzing sound at night around your ears that drives you absolutely crazy?
Kesinlikle bunu kendi içinde çılgınca sürdürülemez olduğunu.Certainly this is wildly unsustainable in itself.
Böylece bu çılgınlıkta sona erer.Then we will finally have an excuse to stop this madness.
Şaka yapıyorsun. Ne kadar çılgınca bir rastlantı.-Here.
Gerçekten çılgın birşey yapmak istiyorsanız, bir yılanın üzerindeki 1000 pul.And if you want to go really crazy, 1,000 scales on a rattlesnake.
Dedim, "Dinle, bu çılgınlık!I said, "Listen, it's insane.
İlk bakışta bunun çılgınca olduğunu ve bize ne kazandıracağını düşünürsünüz.At first blush you think, "Hey it's crazy, what could you possibly gain?"
Bütün gezegeni mühendislikle değiştirmek gibi çılgın fikirlere ilgileri yok.They have no interest in crazy ideas like engineering the whole planet.
Bu çok verimli ama beni çılgına döndürür --- ve bu bölümde unuttunuzu anlıyorumNow, I don't have a TV, which makes me a freak, but very productive -- (Laughter)
Çok çılgın gibi görünen bir fikirden dünyadaki en büyük ansiklopediyi oluşturuyorsunuz.From just an idea that sounded crazy, you have the largest encyclopedia in the world.
'Denize takla açın!' Hakkında çılgınca capering, Sahte Kaplumbağa ağladı.'Turn a somersault in the sea!' cried the Mock Turtle, capering wildly about.
Ve tahminen gününde pek çok insan, biraz çılgın olduğu kanısındaydı.And I think a lot of people in his day probably thought he was a bit of a kook.
Çılgına dönmüştüm.And I was mad.
Şu açık sınıf çılgınlığa artık bir son verelim, lütfen.Let's stop this madness of open plan classrooms right now, please.
Evet şuraya şöyle çılgın birşey çizelim.So let's draw something crazy here.
Gerçekten çılgınca. . . .Or if you write it as a percent, it would literally be 32,987.
Çılgınca değil mi?Çılgınca değil mi?
Çılgın? <i<Ah!Crazy? <i>Ah!
Çılgın gibi etrafta dolaşmış olmalıyım.I must have wandered around crazily.
Bu seni çılgına çevirmeli.This must drive you crazy.
Bir çoğu bakıp bunlar çılgın diyeceğiniz insanlar. Bu iyi.And a lot of them, you'll look at and say, "They're crazy." That's good.
Bu aslında çılgın bir fikir.It is kind of a crazy idea.
ArGe, bu kadar az fon ayrılması çok çılgınca.The R&D piece, it's crazy how little it's funded.
Bu bir çılgınlık.It's crazy.
O, kayak, atlama, wingsuit gibi her türlü çılgınca şeyi yapıyor.These guys are all really good. They're trained. And I have great confidence.
Çocuk güvenliğine yönelik kuralların ulaşabileceği çılgınlık seviyesinin sınırı yok gibi görünüyor.There doesn't seem to be any limit on how crazy child safety regulations can get.
Ben cesur, ruhlu, çılgın havalı bir adamımI'm a cool guy with courage, spirit and craziness
Bilip bilmediğini bilmiyorum, bu çılgın, çılgın, acele etI don't know if you know, it's crazy, crazy, hurry up
Orada üç çocuk her zaman yaptığımız çılgınlıkları yapıyorduk.And we were kind of just out there doing the stuff we crazily did.
Şöyle çılgın bir satırı da koymuştum, bu ülkede uygunluk yok, hep uygunsuzluk var.There was a crazy line in there about how there's no conduct in this county, it's all misconduct.

İlgili Sayfalar