çılgın ile cümle

çılgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu çılgın fikri nasıl buldun?How did you come up with this crazy idea?
Bu çılgın fikri nasıl ileri sürdün.How did you come up with this crazy idea?
Bu çılgın fikir nereden aklına geldi?How did you come up with this crazy idea?
Çılgınlığınıza gülmemek elimde değil.I cannot help laughing at your folly.
Tek başına onu yapmaya çalışman çılgınlık.You are mad to try to do it all alone.
Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.Who lives without folly is not so wise as he thinks.
Şimdi her şey biraz çılgın.Everything's a little crazy right now.
Böyle bir şey yaptığı için çılgın olmalı.He must be crazy to do such a thing.
Öyle bir şey yapmak için çılgın olmalısın.You've got to be crazy to do something like that.
Sizin fikirleriniz çılgınca görünüyor.Your ideas sound crazy.
Hepimiz çılgın doğarız.We are all born mad.
Yaşamını riske atman çılgınlık.It is crazy of you to put your life at risk.
Tüketici fiyat endeksi çılgınca dalgalanıyor.The consumer price index has been fluctuating wildly.
Onun fikirleri çılgınca gözüküyor.His ideas sound crazy.
Onun fikirleri çılgınca görünüyor.Her ideas sound crazy.
Onun korkusu neredeyse onu çılgına çevirdi.Her anxiety almost drove her wild.
Buz gibi suda yüzmeyi denemesi çılgınlıktı.It was mad of him to try to swim in the icy water.
Babamın ani ölüm haberini duyunca çılgına dönmüştüm.I was beside myself when I heard the news of my father's sudden death.
Odada çılgın gibi koşuşturma.Don't run about wildly in the room.
Şu yaşlı adam çılgın olmalı.That old man must be insane.
Ben çılgın yaşamıma dayanamıyorum.I can't stand my crazy life.
Senin annen altı dil konuşuyor - Bu çılgınlık.Your mom speaks six languages — that's nuts.
Joe bu kıza çılgınca âşık.Joe is madly in love with that girl.
Bir çılgınla benim aramdaki tek fark benim bir çılgın olmamamdır.The only difference between me and a madman is that I'm not mad.
Ben sadece okumayı çılgıncasına seviyorum.I simply adore reading.
Bu çılgınlık.That's crazy.
Çılgınca gelebilir ama sanırım geri dönüp tekrar yapmak istiyorum.This may sound crazy, but I think I want to go back and do it again.
Madritli insanlar çılgındırlar.The people from Madrid are crazy.
Son zamanlarda yaptığın en çılgınca şey nedir?What's the craziest thing you've done lately?
Ben biraz çılgınım.I'm a little crazy.
Bu, çılgınlık.This is madness.
Bazen çılgın duygularınızı gösterebilirsiniz.Sometimes it's OK to show crazy emotion.
Çılgın silahlı adam beni öldürmekle tehdit etti.The crazy gunman threatened to kill me.
Rousseau çılgın ama etkiliydi; Hume aklı başında ama hiç bir takipçisi yoktu.Rousseau was mad but influential; Hume was sane but had no followers.
Sen çılgınsın.You are mad.
Annem çılgın.My mum is crazy.
Tom hava kararmadan önce çiti boyamayı bitirmek için çılgınca bir girişim yaptı.Tom made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Tom çılgın gibi görünüyor.It looks like Tom is mad.
Tom Mary'ye çılgınca âşıktır.Tom is madly in love with Mary.
Tom bir zamanlar Mary'ye çılgınca âşıktı.Tom had once been madly in love with Mary.
Bu çılgınca gelebilir fakat sanırım ben hâlâ Mary'ye âşığım.It might sound crazy, but I think I'm still in love with Mary.
Tom Mary'ye çılgıncasına âşıktı.Tom was madly in love with Mary.
Tom'un çılgınca bir şey yapmayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom won't do anything crazy.
Benim programım oldukça çılgın.My schedule is pretty crazy.
Tom onun çılgınlık olduğunu düşünüyor.Tom thinks that's crazy.
Bu bir çılgınlıksa içinde yöntem vardır.If this is madness, there is method in it.
Öğretmen çok kötü ama çok çılgındır.The teacher is very bad, but he is very crazy.
Eğer ebeveynlerim sizin geldiğinizi keşfederse, onlar çılgınca bir şey yapabilirler.If my parents discover that you came over, they are capable of doing something crazy.
Eğer ebeveynlerim geldiğini öğrenirse onlar çılgınca bir şey yapabilir.If my parents discover that you came over, they might do something crazy.
Sen çılgın olmalısın!You must be mad!
Tom'a göre, Mary yatağında çılgın.According to Tom, Mary is wild in bed.
Bu çılgınca.This is crazy.
Mary çılgına döndü.Mary went berserk.
O sadece çılgınca.That's just crazy.
Bu çılgınca iyimser.This is wildly optimistic.
Tom çılgına döndü.Tom went berserk.
O çılgın.He's demented.
Sen böylesine çılgın bir sürücüsün; beni deli ediyorsun.You are such a crazy driver; you drive me crazy.
Bu mutlu köleler özgürlüğün en çılgın düşmanlarıdır.These happy slaves are the most furious enemies of freedom.
Bir çılgın söz için cevap yoktur.For a delirious word there is no answer.

İlgili Sayfalar