çıkmaz ile cümle

çıkmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu bir çıkmaz sokak.It's a dead end.
Dışarı çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.No sooner had I gone out than it began to rain.
O dışarı çıkmazdı.He would not go out.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.There is no smoke without fire.
Evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.I had hardly left home when it began raining.
Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmalıyız.We must try to break the deadlock.
Tom ilk kez sahneye çıkar çıkmaz gençler arasında popüler oldu.Tom became popular among teenagers as soon as he made his debut on the screen.
Yol bir çıkmaz sokağa geldi.The road came to a dead end.
Kısa sürede yola çıkmazsak, sabahleyin yoğun trafikte sıkışacağız.If we don't hit the road soon, we'll get caught in the morning rush hour traffic.
Bu leke çıkmaz.This stain won't come out.
Bu çıkmaz bir sokak.This is a dead-end alley.
Bu asansör altıncı kattan yukarı çıkmaz.This elevator does not go above the sixth floor.
Bu mürekkep lekesi yıkayarak çıkmaz.This ink stain will not wash out.
Onu yıkasanız bile rengi çıkmaz.Even if you wash it, the color won't come out.
Dükkandan çıkar çıkmaz öğretmenimle karşılaştım.I had no sooner left the shop than I met my teacher.
O, evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out of the house, it began to rain.
O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out, it began to rain.
O çıkar çıkmaz, banka kapandı.As soon as he left, the bank closed.
Onun planlarından bir şey çıkmaz.Nothing will come of his plans.
Karanlıktan sonra o asla dışarı çıkmaz.He never goes out after dark.
O, evin dışına fazla çıkmaz.She doesn't get outdoors much.
Odadan çıkar çıkmaz ağlamaya başladı.She began to cry as soon as she left the room.
O, iş yerinde çıkmaza girdi.He got bogged down at work.
Tom asla daha yaşlı kadınlarla çıkmaz.Tom never dates older women.
Akşamları çocuklarıyla asla dışarı çıkmazlar.They never go out in the evenings with their children.
Tom Mary ile çıkmazdı.Tom wouldn't go out with Mary.
Eğer benim tavsiyemi dinleseydin böyle bir çıkmaz içinde olmazdın.If you had followed my advice, you wouldn't be in such a fix now.
Can çıkar huy çıkmaz.A leopard never changes its spots.
O, tatile çıkmaz.He doesn't take vacations.
Tom çok şehir dışına çıkmaz.Tom doesn't get out of the city much.
Sadece Tom'un nasıl hissettiğini bilseydim, Mary ile çıkmazdım.If I'd only known how Tom felt, I wouldn't have gone out with Mary.
Filmin sonunda aşçı katil çıkmazsa ben ne olayım!I'll be damned, if by the end of the movie the chef doesn't turn out to be the killer.
Tom çok çıkmaz.Tom doesn't get out much.
Biz çıkmaza girdik.We're stalled.
Biz çıkmaz bir sokaktayız.We're in a blind alley.
Tom seninle çıkmazdı.Tom wouldn't go out with you.
Çıkmazın nedir, Tom?What's your dilemma, Tom?
Ben çıkmazdayım.I was stuck.
Tom her sabah duştan çıkar çıkmaz tıraş olur.Tom shaves every morning as soon as he gets out of the shower.
Beş dakika içinde duştan çıkmazsan, sıcak suyu kesiyorum!If you're not out of the shower in five minutes, I'm cutting the hot water!
Tom kapıdan çıkar çıkmaz, Mary ağlamaya başladı.As soon as Tom walked out the door, Mary began to cry.
İstasyondan çıkar çıkmaz sola dön.As soon as you leave the station, turn left.
Tom kendini berbat bir çıkmazda buldu.Tom found himself in a terrible fix.
Burada seninle çıkmazda olduğumu mu söylüyorsun?Are you telling me I'm stuck here with you?
Şu anda bir biraya karşı çıkmazdım.I wouldn't mind a beer right now.
O hatalıydı, bu yol kaleye çıkmaz.He was mistaken, this road does not lead to the castle.
Tom neredeyse hiç odasından çıkmaz.Tom hardly ever leaves his room.
Tom çok açık havaya çıkmaz.Tom doesn't get outdoors much.
Tom neredeyse gece geç saatlerde hiç dışarıya çıkmaz.Tom hardly ever goes out late at night.
Bu yol bir çıkmaz sokak.This road is a dead end.
Tom asla tek başına kanosuyla dışarı çıkmaz.Tom never goes out in his canoe alone.
Tom geceleri asla dışarı çıkmaz.Tom never goes out at night.
Biz çıkmaza düşmüştük.We were stranded.
Tom çok sık tatile çıkmaz.Tom doesn't take vacations very often.
Umarım Tom asla hapisten çıkmaz.I hope Tom never gets out of prison.
Çıkmazımı açıkladım.I explained my predicament.
Ben akşam yemeği için bazı arkadaşları davet ettim. Umarım karşı çıkmazsın.I invited some friends for dinner. I hope you don't mind.
Bu bir tür çıkmazdır.It's kind of a dead end.
Umarım Tom çıkmaz.I certainly hope Tom doesn't leave.
Bu gece dışarı çıkmazsan daha iyi olacağını düşünüyorum.I think it'd be better if you didn't go out tonight.

İlgili Sayfalar