Telefon çaldığında dışarı çıkmak üzereydim.I was about to go out when the phone rang.
Dışarı çıkmak için özgürsün.You are free to go out.
Dışarı çıkmak için özgürsünüz.You are free to go out.
Dışarı çıkmakta serbestsin.You are free to go out.
Böyle bir günde dışarı çıkmaktansa evde kalsan iyi olur.You'd better stay at home rather than go out on such a day.
Sen telefon ettiğinde ben çıkmak üzereydim.I was about to leave when you telephoned.
Ağlayan bebeklerle başa çıkmak zordur.It's hard to handle crying babies.
Yürüyüşe çıkmak için tatilden yararlanalım.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Yürüyüşe çıkmak için tatilden istifade edelim.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Yürüyüşe çıkmak için tatilden faydalanalım.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Hasta hissediyorum ama böyle iken dışarı çıkmak istiyorum.I'm feeling ill, but I intend to go out anyhow.
Canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out.
Dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out.
Evde kalmak dışarı çıkmaktan daha iyidir.It is better to stay in than go out.
Yurt dışına çıkmak istiyorum.I want to go abroad.
Ben mümkünse dünyanın etrafında bir geziye çıkmak istiyorum.I want to go on a journey around the world if possible.
Yağmurda dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out in the rain.
Yağmur bizi dışarı çıkmaktan vazgeçirdi.The rain discouraged us from going out.
Yağmur yağıyor ama dışarı çıkmak istiyorum.It's raining, but I would like to go out.
Aslan kafesinden dışarı çıkmak için mücadele etti.The lion struggled to get out of his cage.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
Yürüyüşe çıkmak için en iyi mevsim sonbahardır.Autumn is the best season for going on hikes.
O kadar soğuktu ki kimse dışarı çıkmak istemedi.It was so cold that no one wanted to go outside.
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
Tam dışarı çıkmak istediğimde yağmur yağacaktı.It would rain just when I wanted to go out.
Hayvan, kafesten çıkmak için çabaladı.The animal struggled to get out of the cage.
Bu gemi sefere çıkmak üzeredir.The ship is about to set sail.
Durumla başa çıkmak benim için zor.It is difficult for me to handle the case.
Üzgünüm fakat canım bugün dışarı çıkmak istemiyor.I'm sorry, but I don't feel like going out today.
Jim güneydoğu Asya gezisine çıkmak üzere.Jim is about to take a trip to southeast Asia.
Böylesine bir günde canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out on such a day.
Buradan çıkmak istiyorum!I wanna get out of here!
Böyle soğuk bir günde dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out on such a cold day.
Böyle soğuk bir günde ceket olmadan dışarı çıkmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to go out without a coat on such a cold day.
Bu sorunla başa çıkmak için derhal bir şey yapılmalı.Something must be done immediately to deal with this problem.
Bu araba kolayca dağa çıkmak için yeterli güce sahiptir.This car has enough power to go up the mountain easily.
Bu yağmurda dışarı çıkmak söz konusu değil.Going out in this rain is out of the question.
Bugünlerde canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out these days.
Bu sabah canım yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like taking a walk this morning.
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıkmak zorundaydım.Although it was raining, I had to go out.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.It'll be useless to stand against them.
Polis isyanla başa çıkmak için hemen harekete geçti.The police took immediate action to deal with the riot.
Bu öğleden sonra dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go outside this afternoon.
Şimdi dışarı çıkmak için çok geç.It is too late to go out now.
Şimdi dışarı çıkmak imkansız.It's impossible to go out now.
Bu sabah canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out this morning.
Bugün dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out today.
Canım bugün dışarı çıkmak istiyor.I feel like going out today.
Bıktım artık. Bugün bütün yaptığım şikayetlerle başa çıkmak.I've had it. All I've done today is handle complaints.
Canım bu gece dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out tonight.
Bu gece dışarı çıkmaktansa evde bir kitap okumayı tercih ederim.I would rather read a book at home than go out tonight.
Bu akşam canım dışarı çıkmak istemedi.I didn't feel like going out this evening.
Biz nükleer kriz ile başa çıkmak için mümkün olan tüm çabaları harcıyoruz.We are making all efforts possible to deal with the nuclear crisis.
Dün dışarı çıkmak yerine evde kaldı.Yesterday she stayed at home instead of going out.
Yürüyüş için canım dışarı çıkmak istedi.I felt like going out for a walk.
Çocuklar dışarı çıkmak istediler.The children wanted to go out.
Sen telefon ettiğinde ben sadece alışverişe çıkmak üzereydim.I was just about to go out shopping when you telephoned.
Ben eve geldiğimde babam dışarı çıkmak üzereydi.My father was on the point of going out when I came home.
Telefon çaldığında, dışarı çıkmak üzereydim.I was about to go out, when the telephone rang.
Biz yamaçlardan çıkmak ve inmek zorundaydık.We had to go up and down the slopes.