çıkma ile cümle
çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bugün öğle yemeğinden sonra planımız parkta yürüyüşe çıkmaktır.After lunch today, our plan is to take a walk in the park.
Tom'un köpeğinin dışarı çıkması gerekiyordu.Tom's dog needed to go outside.
Tom herkesin buradan çıkmasını istiyor.Tom wants everyone to get out of here.
Tom Mary'ye onunla dışarı çıkmasını rica etmek istedi, ama cesareti yoktu.Tom wanted to ask Mary to go out with him, but he didn't have the courage to.
Tom bana oradan çıkmak için bekleyemediğini söyledi.Tom told me he couldn't wait to get out of there.
Tom Mary'yi kahve için dışarı çıkmaya ikna etti.Tom talked Mary into going out for coffee.
Tom yemek yemek için dışarı çıkmamızı önerdi.Tom suggested that we go out to eat.
Tom kendisini odasına kilitledi ve dışarı çıkmadı.Tom locked himself in his room and won't come out.
Tom kedinin çantasından çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out of the bag.
Tom sadece şansını denedi ve Mary'ye çıkma teklif etmek için aradı.Tom just took a chance and called Mary to ask her out.
Biraz izne çıkmaya can atıyorum.Tom is looking forward to taking some time off.
Tom yüksek yaşam maliyeti ile başa çıkmakta sorun yaşıyor.Tom is having trouble coping with the high cost of living.
Tom Mary'yi hemen yola çıkması için teşvik etti.Tom encouraged Mary to leave right away.
Tom gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor.Tom doesn't want the truth to come out.
Tom, Mary'nin John'la birlikte çıkması fikrini sevmedi.Tom didn't like the idea of Mary going out with John.
Tom'un ortaya çıkmaya yüzü yoktu.Tom didn't have the nerve to show up.
Tom'un ortaya çıkmamaya yüzü yoktu.Tom didn't have the nerve to not show up.
Tom Mary'nin John'la çıkması fikrine katlanamaz.Tom can't bear the thought of Mary going out with John.
Tom'un oradan çıkmasının zamanı çoktan gelmişti.It was high time that Tom got out of there.
İşten sonra bir içki için dışarı çıkmak ister misin?Would you like go out for a drink after work?
Ona çıkma teklif etmeyi düşünüyordum.I was thinking about asking her out.
Ben merdivenlerden çıkmayı öneririm.I suggest we take the stairs.
Bir içki için dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we go out for a drink.
Şimdi biraz yemek yemeyi ve daha sonra dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we eat just a little now, and then go out later.
Tom Mary ile çıkmazdı.Tom wouldn't go out with Mary.
Tom üç hafta evden çıkmama cezası aldı.Tom was grounded for three weeks.
Yola çıkmalıyız.We should be on our way.
Tom sıkışıklıktan çıkmama yardım etti.Tom helped me out of a jam.
Çıkmaktan çok çalışmayı tercih ederim.I'd rather work than go out.
Dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go outside.
Tony beş ay önce Angela ile çıkmaya başladı.Tony started dating Angela five months ago.
Ben yola çıkmaya hazırım.I'm ready to depart.
Ayrılmaya, çıkmaya hazırım. (Bir seyahate v.b.)I'm ready to depart.
Şapka giymeden bu sıcakta dışarı çıkma.Don't go out in this heat without wearing a hat.
Eğer benim tavsiyemi dinleseydin böyle bir çıkmaz içinde olmazdın.If you had followed my advice, you wouldn't be in such a fix now.
Böyle bir günde canım dışarıya çıkmak istemiyor.On a day like this, I don't feel like going outside.
Herkes yatakta kalmamı öneriyor fakat ben dışarı çıkmak ve eğlenmek istiyorum.Everyone suggest me to stay in bed, but I want to go out and enjoy.
Annem değişiklik olsun diye yürüyüşe çıkmamı tavsiye etti.My mom advised me to take a walk for a change.
Tom kurtulmaya başlıyor ama henüz ormandan çıkmadı.Tom is beginning to recover, but he's not out of the woods yet.
"Şimdi dışarı çıkma." "Neden değil?""Don't go out now." "Why not?"
Laura dışarı çıkmaya karar verdi.Laura decided to come out.
Dışarı çıkmadan önce kapıları kapatmayı unutma.Don't forget to shut the doors before going out.
Bu gece canım dışarı çıkmak istemiyor.I just don't feel like going out tonight.
Beth Chris'e eğer banyo yapmazsa onunla çıkmayacağını söyledi.Beth told Chris that if he didn't take a bath, she wouldn't go on a date with him.
Beth, Chris'e eğer banyo yapmazsa onunla çıkmayacağını söyledi.Beth told Chris that if he didn't take a bath, she wouldn't go out with him.
Seyahatlara çıkmak çok eğlenceli.It's a lot of fun going on trips.
Lütfen dışarı çıkmadan önce pencereleri kapattığınızdan emin olun.Please be sure to close the windows before you go out.
Birlikte çıkmak evlenmekle aynı şey değildir.Going out together is not the same thing as getting married.
O, telefon çaldığında dışarı çıkmak üzereydi.He was about to go out when the telephone rang.
Benimle çıkmak ister misin?Would you like to go out with me?
Eğer ona çıkma teklif etmezsen, ben ederim.If you don't ask her out, I will.
Can çıkar huy çıkmaz.A leopard never changes its spots.
Çıkmadan önce pencereyi kapat.Close the window before you leave.
O aradığında evimden çıkmak üzereydim.I was about to leave my house when she called.
Sen hapishaneden çıkmadan önce, o evlenmiş olacak.By the time you get out of prison, she'll be married.
Ona hiç çıkma teklif edilmedi.She has never been asked out on a date.
Kötü hava yola çıkmamızı engelledi.Bad weather prevented us from departing.
Hava kötü olmasına rağmen dışarı çıkmaya karar verdim.Even though the weather was bad, I decided to go out.
Aniden ortaya çıkmasına şaşırdım.I was surprised by his sudden appearance.
Buradan çıkmalıyız.We should get out of here.