çıkma ile cümle
çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Onun başka kadınlarla çıkmasını istemedi.She didn't want him to go out with other women.
O, onunla birlikte çıkmak istiyor.She wants to go out with him.
O, gece vakti yalnız dışarıya çıkmaması için onu uyardı.She warned him not to go out at night alone.
Çocuklar dışarı çıkmalı ve oynamalı.The children should go outside and play.
Patrona o şekilde karşı çıkman bayağı büyük cesaretti.It was pretty ballsy of you to stand up to the boss like that.
Hiç benimle birlikte çıkmayı düşüneceğini düşünür müsün?Do you think you would ever consider going out with me?
Arabaki herkes arabadan çıkmak ve bacaklarını germek istediğini söyledi.Everybody in the car said they wanted to get out and stretch their legs.
Onunla dışarı çıkmayı ve gözde restoranımızda yemek yemeği özledim.I missed going out with her and eating at our favorite restaurant.
Sanırım daha iyi bir sistemle ortaya çıkmak çok zor olmazdı.I think it wouldn't be too hard to come up with a better system.
Hapishaneden çıkmanı bekledim.I waited for you to get out of prison.
Oynamak için dışarıya çıkmadan önce lütfen işlerinizi yapın.Please do your chores before you go out to play.
Hiç en iyi arkadaşının eski erkek arkadaşı ile çıkmayı düşünür müsünüz?Would you ever consider dating your best friend's ex-boyfriend?
Dışarı çıkmak ve yiyecek bir şey almak ister misin?Would you like to go out and get something to eat?
Balığa çıkmayı mı yoksa ava çıkmayı mı tercih edersin?Would you rather go fishing or go hunting?
Biriyle çıkmadan önce sarımsak yememelisin.You shouldn't eat garlic before going out on a date.
O, yalnız başına yürüyüşe çıkmayı sever.She likes to go for solitary walks.
Yaşlı kadınlar, genç erkeklerle çıkmaktan hoşlanırlar.Old women like dating young men.
Yürüyüşe çıkmak istiyorum ama gün çok sıcak.I would like to take a walk, but the day is too hot.
Tom gelecek Cumartesiye kadar hastaneden çıkmalı.Tom should be out of the hospital by next Saturday.
Tom canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like going out.
Tom bu havada dışarı çıkmayı düşünemeyeceğini söylüyor.Tom says that he can't imagine going out in this weather.
Tom bir süre kasabanın dışına çıkmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to get out of town for a while.
Tom asla daha yaşlı kadınlarla çıkmaz.Tom never dates older women.
Tom kedisinin dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out.
Tom oğlunun intiharı ile başa çıkmada sorun yaşıyor.Tom is having trouble dealing with his son's suicide.
Tom oğlunun intihar etmesi gerçeğiyle başa çıkmada sorun yaşıyor.Tom is having trouble coping with the fact that his son committed suicide.
Tom gece yalnız çıkmaya korkuyor.Tom is afraid to go out alone at night.
Tom, karanlıktan sonra kendi başına dışarı çıkmamak için yeterince mantıklıydı.Tom had enough sense to not go out by himself after dark.
Tom okumaktan bıktı ve dışarı çıkmak ve oynamak istedi.Tom got tired of reading and wanted to go outside and play.
Tom'un canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.Tom felt like going out for a walk.
Tom dışarı çıkmak istemiyor.Tom doesn't want to go out.
Tom hava karardıktan sonra dışarı çıkmayı sevmiyor.Tom doesn't like to go out after dark.
Tom'un canı gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.Tom didn't really feel like going out.
Tom geçen hafta sonu dışarı çıkmadı.Tom didn't go out last weekend.
Tom hiçbir yerde dışarı çıkmadı.Tom appeared from out of nowhere.
Tom'un suçluluğunu ispat etmek için bir delil çıkması çok olası değil.It's very unlikely that any evidence will turn up to prove Tom's guilt.
Tom öğleden sonra sadece evden çıkmak zorunda olduğuna karar verdi.In the early afternoon, Tom decided that he just had to get out of the house.
Tom Mary ile çıkmak istiyor.Tom wants to go out with Mary.
Tom Mary'ye bu tür havalarda dışarıya çıkmaması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she shouldn't go out in this kind of weather.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Tom kendisiyle çıkması için Mary'yi ikna etti.Tom persuaded Mary to go on a date with him.
Tom hiç Mary ile çıkmadı.Tom has never gone on a date with Mary.
Tom'un, Mary'nin neden onunla çıkmak istemediği konusunda hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea why Mary didn't want to go out with him.
Tom sonunda utangaçlığının üstesinden geldi ve Mary'nin onunla çıkmasını istedi.Tom finally overcame his shyness and asked Mary to go out with him.
Tom sonunda Mary'ye çıkma teklif etmeye karar verdi.Tom finally made up his mind to ask Mary out.
Tom onun erkek kardeşiyle çıkması için Mary'nin isteksizliğini anlamıyor.Tom doesn't understand Mary's reluctance to go out with his brother.
Tom Mary'nin dışarı çıkması için çok izin vermez.Tom doesn't allow Mary to go out much.
Tom Mary'nin diğer çocuklar ile dışarı çıkmasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to go out with other guys.
Tom Mary ile gerçekten çıkmak istemiyordu.Tom didn't really want to go out with Mary.
Tom Mary'nin yağmurda dışarı çıkmasına izin vermedi.Tom didn't let Mary go out in the rain.
Tom Mary ile dışarı çıkma fikrini değiştirdi ve evde kaldı.Tom changed his mind about going out with Mary and stayed home.
Tom Mary'ye çıkma teklif etti.Tom asked Mary out on a date.
Tom Mary ile çıkmak istedi fakat o onu geri çevirdi.Tom asked Mary for a date, but she turned him down.
Tom erken çıkmak için Mary'nin iznini istedi.Tom asked for Mary's permission to leave early.
Sanırım Tom'un Mary'ye karşı çıkma cesareti yok.I think Tom doesn't have the courage to oppose Mary.
Tom trafiğe çıkmadan önce dikiz aynasını kontrol etti.Tom checked his rearview mirror before pulling out into traffic.
Akşamları çocuklarıyla asla dışarı çıkmazlar.They never go out in the evenings with their children.
Tom adı "s" ile biten bir kızla hiç çıkmadı.Tom has never dated a girl whose name ends with an "s."
O ona gece tek başına dışarı çıkmamasını tavsiye etti.She advised him not to go out by himself at night.
Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.For this bad weather I don't feel like going out.