çıkma ile cümle
çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ebeveynlerim çıkmama izin vermeyecek.My parents won't let me date.
Annem ve babam benim oğlanlarla çıkmama izin vermez.My parents won't let me go out with boys.
Tam dışarı çıkmak üzereyken yağmur yağmaya başladı.Just as I was about to go out, it started raining.
Tom köpeklerin evden çıkmasına izin verdi.Tom let the dogs out of the house.
Bir film seyretmek için dışarı çıkmayı önerdi.He suggested going out to watch a movie.
Okul ne zaman Noel için çıkmaya izin verir?When does school let out for Christmas?
Canım yürüyüş için dışarı çıkmak istiyor.I feel like going out for a walk.
Bu gece dışarı çıkmalıyız.We ought to go out tonight.
Bu yıl tatile çıkmayacağım.I'm not taking a vacation this year.
Çok üzgünüm ama senin dışarı çıkmana izin veremeyiz.I'm very sorry, but we can't let you out.
Ken'in yurtdışına çıkmasına izin veremem.I cannot authorize Ken to go abroad.
Amaç bir saat içinde ülkenin dışına çıkmaktır.The aim is to be out of the country within the hour.
İlk kez Taninna'ya çıkma teklif ettim.This is the first time I've ever asked Taninna out.
Müslüman işçilere Ramazan ayında erken çıkma izni verdiler.They authorize Muslim workers to leave early in Ramadan.
Buradan çıkmamız gerek.We need to get out of here.
Bir içki için dışarı çıkmak ister misin?You want to go out for a drink?
Bu gece benimle dışarı çıkmak ister misin?Would you like to go out with me tonight?
O, tatile çıkmaz.He doesn't take vacations.
Odamı düzenlemek zorunda olduğum için dışarı çıkmayacağım.I am not going out because I have to tidy my room.
Tatile çıkman gerekir.You should take a vacation.
Tom, Mary'nin John ile dışarı çıkması kendisine sorun olmamış numarası yaptı.Tom pretended that it didn't matter to him that Mary was going out with John.
Ben eğer onlar bana takımdan çıkmamı sorsaydı depresyona girerdim.I'd be depressed if they asked me to quit the team.
Tom Mary'nin sokağa çıkma yasağının saat kaçta olduğunu biliyor mu?Does Tom know what time Mary's curfew is?
Sokağa çıkma yasağın ne zaman?What time is your curfew?
Çıkmadan mutlaka karnını doyurmalısın.You really should eat before you leave.
Tom'un ebeveynleri onun okul gecelerinde Mary ile dışarı çıkmasına izin vermeyecek.Tom's parents won't let him go out with Mary on school nights.
Bunun kontrolden çıkmasına izin verme.Don't let this get out of control.
Kızımla çıkmana izin vermemi istemeyi düşünme bile.Don't even think of asking me to let you date my daughter.
Tom bana çıkma teklif etti.Tom asked me out.
Tom bana tekrar çıkma teklif etti.Tom asked me out again.
Tom çok şehir dışına çıkmaz.Tom doesn't get out of the city much.
Onunla dışarıya çıkmak eğlenceli.It's fun to go out with her.
Böyle bir havada gerçekten dışarı çıkman gerekiyor mu?Do you really need to go out in this kind of weather?
Oyun oynamak için dışarı çıkmak ister misin?Would you like to come out and play?
Ben buradan çıkmak zorundayım.I have to get out of here.
Sanırım buradan çıkmalıyız.I think we should get out of here.
Buradan çıkmak istiyorum.I want to get out of here.
Sadece gece tek başınıza dışarı çıkmamanız gerektiğini söylüyorum.I'm just saying you shouldn't go out alone at night.
Tam çıkmak üzereydik.We were just about to leave.
Biz sadece buradan çıkmak zorundayız.We just have to get out of here.
Biz buradan dışarı çıkmak zorundayız.We have to get out of here.
Buradan dışarı çıkmanın zamanı.It's time to get out of here.
Şimdi yataktan çıkmak istemiyorum.I don't want to get out of bed.
Tom yataktan çıkmak istemiyor.Tom doesn't want to get out of bed.
O, yataktan çıkmak istemiyor.He doesn't want to get out of bed.
Onlar yataktan çıkmak istemiyor.They don't want to get out of bed.
Biz buradan canlı çıkmak için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to get out of here alive.
Sadece Tom'un nasıl hissettiğini bilseydim, Mary ile çıkmazdım.If I'd only known how Tom felt, I wouldn't have gone out with Mary.
Filmin sonunda aşçı katil çıkmazsa ben ne olayım!I'll be damned, if by the end of the movie the chef doesn't turn out to be the killer.
Çok yorgunum. Yarına sağ çıkıp çıkmayacağımdan bile emin değilim.I'm so tired. I'm not even sure whether I'll be able to survive this day.
Ben bir gün Carnegie Hall'da sahneye çıkmak istiyorum.I'd like to perform at Carnegie Hall someday.
Seninle çıkmak istiyorum.I'd like to go out with you.
Bana çıkma teklif etmiyor musun?Are you asking me out on a date?
Emin olamıyorum ama Tom Mary ile çıkmak istiyor.I can't be sure, but I think Tom wants to go out with Mary.
Ben senin benim görüşümden çıkmana izin veremem.I can't let you out of my sight.
Tom hapisten çıkmayı bekleyemez.Tom can't wait to get out of prison.
Takuya bana derhal yola çıkmamı söyledi.Takuya told me to take off right away.
Tom çok çıkmaz.Tom doesn't get out much.
Birlikte yemek yemek için dışarıya çıkmanın seni neşelendireceğini düşünüyordum.I thought going out to eat together would cheer you up.
Sana yolumdan çıkmanı söylediğimi sandım.I thought I told you to get out of my way.