çıkma ile cümle

çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Akşam yemeği için dışarı çıkmaya ne dersiniz?How about going out for dinner?
Akşam yemeğinden sonra dışarı çıkmamalısın.You must not go out after dinner.
Akşam yemeğinden sonra bir yürüyüş için dışarı çıkmaya ne dersin?How about going out for a walk after dinner?
Fırtına yürüyüş için dışarı çıkmamı engelledi.The storm prevented me from going out for a walk.
Fırtına dışarı çıkmamızı engelledi.The storm prevented us from going out.
Fırtına benim yola çıkmama engel oldu.The storm prevented me from leaving.
Rumiko, bu hafta sonu, benimle dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out with me this weekend, Rumiko?
Benimle bir geziye çıkmak ister misin?Do you want to go on a trip with me?
Aynı kural bir yolculuğa çıkmak için de geçerlidir.The same rule applies to going for a journey.
Yolculuğa çıkmadan önce saç tıraşı olmak istiyorum.I want to get a haircut before I go on the trip.
Ebeveynlerim erkeklerle dışarı çıkmama izin vermezdi.My parents would not let me go out with boys.
Tren yola çıkmadan önce biraz zaman var.There is a little time before the train departs.
Hava karardığında dışarı çıkmaktan hoşlanmam.I don't like to go out when it's dark.
Onun canı yürüyüşe çıkmak istedi.She felt like taking a walk.
Hiçbirimiz onun fikirlerine karşı çıkmadık.None of us are opposed to his ideas.
Ancak prenses odasında barikat kurdu ve çıkmadı.However, the princess had barricaded herself in her room and wouldn't come out.
Bu havada dışarı çıkmayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine going out in this weather.
Sen bu kadar erken çıkmak zorunda değildin.You didn't have to get off so early.
Dışarı çıkmayın çünkü yağmur yağıyor.Don't go out, as it's raining.
Onunla çıkmak istiyorum.I'd like to go out with her.
Bildiğim kadarıyla, o henüz yola çıkmadı.As far as I know, she hasn't departed yet.
Üşütmek istemedim, bu nedenle dışarı çıkmadım.I didn't want to catch a cold, so I didn't go out.
Benim babam bir defa bile yurt dışına çıkmadı.My father hasn't gone abroad even once.
Dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out.
Canım gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.I didn't really feel like going out.
Yağmur duruncaya kadar dışarı çıkmayacağım.I won't go out until it stops raining.
Bu gece çıkıp çıkmayacağını Trang'e sor.Ask Trang if she's going out tonight.
İçeride kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would prefer to go out than stay in.
Babam Bill ile çıkmama izin vermez.My dad won't let me go out with Bill.
O, iş yerinde çıkmaza girdi.He got bogged down at work.
Kız arkadaşımla çıkmasan daha iyi olurdu.You'd better not have gone out with my girlfriend.
Sonunda çekingenliğimi aştım ve ona çıkma teklif ettim.I finally overcame my shyness and asked him out on a date.
Bu gece dışarı çıkmaya istekli olamam.I can't be bothered to go out tonight.
Belediye binasındaki gösteri kontrolden çıkmaya başladı.The demonstration at City Hall started getting out of hand.
Dışarıda kalmak dışarı çıkmaktan daha kolaydır.It is easier to stay out than to get out.
O, kapıdan çıkmadan önce ceketini düğmeledi.He buttoned up his coat before walking out the door.
O, randevusunun çıkmasını beklerken bir dergi okumuştu.She perused a magazine while waiting for her date to show up.
Tatile çıkmak istediler.They wanted to escape on vacation.
Sigara içmek istiyorsan, dışarı çıkmalısın.You must go outside if you want to smoke.
Mary, arkadaşlarıyla dışarı çıkmasına izin vermeleri için annesini ve babasını zorladı.Mary urged her parents to let her go out with her friends.
Ben evde kalmak ya da dışarı çıkmak konusunda emin değilim.I'm not sure whether to stay home or go out.
Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.Most young adults enjoy going out at night.
O, sokağa çıkma yasağından sonra dışarıda olduğu için göz altına alındı.He was given a detention for being out after curfew.
Yürüyüşe çıkmak ister misin?Would you like to go for a walk?
Yürüyüşe çıkmak ister misiniz?Would you like to go for a walk?
Senin ateşin var ve dışarı çıkmaman gerekir.You have a fever and should not go out.
Dışarı çıkmak üzereyim.I'm about to go out.
Hiç kimse olanların sorumluluğu üstlenmek için ortaya çıkmadı.No one has come forward to claim responsibility for what happened.
Aydınlanma, insanın kendi kendine maruz kaldığı olgunlaşmamışlıktan ortaya çıkmasıdır.Enlightenment is man's emergence from his self-incurred immaturity.
O, dün akşamki partide ortaya çıkmadı.He didn't show up at the party yesterday evening.
Bu gece benimle çıkmak ister misin?Do you wanna go out with me tonight?
Çabalarınızdan bir şey çıkmadı.Your efforts came to nothing.
Bir gün yurt dışına çıkmak isterim.I'd like to go abroad one day.
Hiç kimse seçime karşı çıkmadı.No one opposed the choice.
O at sırtında çıkmaktan hoşlanıyor.He likes to go out on horseback.
Gerçekten dışarı çıkma havamda değildim.I wasn't really in the mood to go out.
Eğer sormamın bir sakıncası yoksa, neden dün dışarıya çıkmadın?If you don't mind my asking, why did you go out yesterday?
Kendi yolundan falan çıkmanı istemiyorum.I don't want you to go out of your way or anything.
O ona daha erken çıkmasını tavsiye etti.She advised him to leave earlier.
O, ona çıkma teklif etti.She asked him out on a date.

İlgili Sayfalar