çıkma ile cümle
çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben dışarı çıkma ve evde kalma konusundaki düşüncemi değiştirdim.I changed my mind about going out and stayed home.
Çıkmamamı söylediğin için hiç dışarı çıkmadım.I didn't go out at all because you told me not to.
Dışarı çıkmak için kepimi giydim.I put on my cap to go out.
Ben dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go out.
Ben dışarı çıkmalıyım.I must go out.
Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.I never go out without buying something.
Dışarı çıkmadan önce onu bitirmeliyim.I must finish it before I go out.
Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.I stayed at home instead of going out.
Acil bir iş için çıkmalıyım.I must be away on urgent business.
Parkta yürüyüşe çıkmayı severim.I like going for a walk in the park.
Şu anda canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out right now.
Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.I was obliged to go out yesterday.
Dışarı çıkmayı evde kalmaya tercih ederim.I'd rather go out than stay indoors.
Kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkma alışkanlığı duyuyorum.I am in the habit of going for a walk before breakfast.
Onu odadan dışarı çıkmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to go out of the room.
Onu odasından çıkmaya çalışırken yakaladık.We caught him trying to go out of his room.
Onunla çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay home than go out with him.
Gece tek başıma dışarı çıkmayı sevmiyorum.I don't like going out by myself at night.
Ertesi sabah New York için yola çıkmayı planlamıştım.I had planned to leave for New York the next morning.
Önümüzdeki sene yurt dışına çıkmayı planlıyorum.I'm thinking of going abroad next year.
Onun ortaya çıkmasını bekledik.We waited for him to turn up.
Gelecek hafta yürüyüşe çıkmaya can atıyorum.We are looking forward to going on a hike next week.
Bu pazar benimle çıkmayı isteyip istemediğini merak ediyorum.I wonder if you'd like to go out with me this Sunday.
Doğrusunu söylemek gerekirse, dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.To tell the truth, I would rather stay at home than go out.
Dışarı çıkmak istemiyor musun?Don't you want to go out?
O beni görmeye geldiğinde çıkmak üzereydim.I was about to go out when he came to see me.
Dışarı çıkmak için hazır mısınız?Are you ready to go out?
Lütfen dışarı çıkmadan önce kapıyı kilitle.Please lock the door before you go out.
Dışarı çıkmadan önce gazın kapalı olduğundan emin olun.Be sure to turn off the gas before you go out.
Yola çıkmadan önce her şeyi kapattığınızdan emin olun.Make sure you turn everything off before you leave.
Çıkmadan önce, ışıkların kapalı olduğundan emin olun.Make sure that the lights are turned off before you leave.
Ben çıkmadan önce tıraş olmalıyım.I've got to shave before leaving.
Dışarı çıkmadan önce ışığı söndürdüğünüzden emin olun.Be sure to put out the light before you go out.
Dışarı çıkmadan önce gazı kapatmayı unutmayın.Don't forget to turn off the gas before going out.
Çıkmadan önce beni ara.Call me before you leave.
Kadınların iş için dışarı çıkmaları oldukça yaygındır.It is quite common for women to go out to work.
Yalnız kalan küçük çocukla dışarı çıkmamalısın.You oughtn't to go out with the little boy remaining alone.
Bir yemek için çıkmaya ne dersin?What about going out for a meal?
Birkaç gün dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out for a few days.
Dünya seyahatine çıkmak amacıyla parasını biriktiriyor.She is saving her money with a view to taking a trip around the world.
Koltuktan çıkmak için biraz ayağa kalktım.I half rose to my feet to leave my seat.
Kar dışarı çıkmamızı engelledi.The snow kept us from going out.
Kar dışarı çıkmamı engelledi.The snow prevented me from going out.
Öğretmen erken çıkmama izin vermedi.The teacher didn't permit me to leave early.
Onu yıkasanız bile rengi çıkmaz.Even if you wash it, the color won't come out.
Şehirde sokağa çıkma yasağı konuldu.A curfew was imposed on the city.
Güneş ışığı insanları dışarı çıkmaya özendirdi.The sunshine tempted people out.
O, ortaya çıkmadan önce, uzun zaman beklemedim.I had not waited long before she turned up.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain prevented us from going out.
Kuvvetli yağış dışarı çıkmama engel oldu.The heavy rain prevented me from going out.
Şiddetli kar dışarı çıkmamı engelledi.The heavy snow prevented me from going out.
Kimsenin odadan çıkmasına izin verilmedi.Nobody was allowed to go out of the room.
Nakagawa onu aradığımda dışarı çıkmak üzereydi.Nakagawa was on the point of going out when I called on him.
Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe çıkmaya ne dersin?How about going for a walk after lunch?
Öğle yemeğini yedikten sonra, dışarı çıkmak için hazırlandı.After she had lunch, she got ready to go out.
Kötü havaya aldırmadan dışarı çıkmaya karar verdim.Regardless of the bad weather, I decided to go out.
Dükkandan çıkar çıkmaz öğretmenimle karşılaştım.I had no sooner left the shop than I met my teacher.
Onun o gün dışarı çıkmadığı kesindir.It is certain that he didn't go out that day.
O, evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out of the house, it began to rain.