çıkma ile cümle

çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu araba kolayca dağa çıkmak için yeterli güce sahiptir.This car has enough power to go up the mountain easily.
Ben bu fikre karşı çıkmalıyım.I have to oppose this idea.
Bu yağmurda dışarı çıkmak söz konusu değil.Going out in this rain is out of the question.
Bu çıkmaz bir sokak.This is a dead-end alley.
Bugünlerde canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out these days.
Bu tıpa çıkmayacak.This cork will not come out.
Bu asansör altıncı kattan yukarı çıkmaz.This elevator does not go above the sixth floor.
Bu mürekkep lekesi yıkayarak çıkmaz.This ink stain will not wash out.
Bu sabah canım yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like taking a walk this morning.
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıkmak zorundaydım.Although it was raining, I had to go out.
Babam geceleri dışarıya yalnız çıkmama izin vermez.My father doesn't let me go out alone at night.
O tayfun dışarı çıkmamı engelledi.That typhoon prevented me from going out.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.It'll be useless to stand against them.
Gece dışarı çıkmamalısın.You must not go out at night.
Ona dışarı çıkıp çıkmayacağını sordum.I asked her if she was going out.
Yağmurda dışarıya şemsiyesiz çıkmaman gerektiğini bilmeliydin.You should have known better than to go out in the rain without an umbrella.
Dışarı çıkmasan iyi olacağını düşündüm.I thought you had better not go out.
Jim'in patronu ona "tatile çıkmanın zamanı geldi" dedi."It's high time you took a vacation," Jim's boss said to him.
Polis isyanla başa çıkmak için hemen harekete geçti.The police took immediate action to deal with the riot.
Yağmur yağdığı için, Nancy dışarı çıkmaya tereddüt etti.Since it was raining, Nancy hesitated to go out.
Eski elbiselerle dışarı çıkmaya utandım.I was ashamed to go out in old clothes.
Bu öğleden sonra dışarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go outside this afternoon.
Şimdi dışarı çıkmak için çok geç.It is too late to go out now.
Şimdi dışarı çıkmak imkansız.It's impossible to go out now.
Bu sabah canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out this morning.
Bugün dışarı çıkmayı tercih etmiyorum.I would rather not go out today.
Bugün dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out today.
Canım bugün dışarı çıkmak istiyor.I feel like going out today.
Bugün hava güzel, bu nedenle evde kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.It is very fine today so I would rather go out than stay at home.
Bıktım artık. Bugün bütün yaptığım şikayetlerle başa çıkmak.I've had it. All I've done today is handle complaints.
Satışlar bu yıl iki katına çıkmalıdır.Sales should double this year.
Canım bu gece dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out tonight.
Bu akşam dışarı çıkmayı tercih etmiyorum.I'd rather not go out this evening.
Bu gece dışarı çıkmaktansa evde bir kitap okumayı tercih ederim.I would rather read a book at home than go out tonight.
Bu akşam canım dışarı çıkmak istemedi.I didn't feel like going out this evening.
Biz nükleer kriz ile başa çıkmak için mümkün olan tüm çabaları harcıyoruz.We are making all efforts possible to deal with the nuclear crisis.
Ben dünü dışarı çıkma yerine kitap okuyarak geçirdim.I spent yesterday reading instead of going out.
Dün gece hava çok soğuktu, bu yüzden dışarıya çıkmadık, evde kaldık.It was very cold last night, so we didn't go outside, but stayed indoors.
Dün dışarı çıkmak yerine evde kaldı.Yesterday she stayed at home instead of going out.
Yürüyüş için dışarı çıkmayı canın istiyor mu?Do you feel like going out for a walk?
Yürüyüş için canım dışarı çıkmak istedi.I felt like going out for a walk.
Yürüyüş için dışarı çıkmaya ne dersin?How about going out for a walk?
Cocuk cığrından cıkmaya başlıyor.The children are beginning to get out of hand.
Bebek doğduğundan beri neredeyse hiç dışarı çıkmadım.They have scarcely gone out since the baby was born.
Çocukların gece tek başına dışarı çıkmaları tehlikelidir.It is dangerous for children to go out alone at night.
Çocuklar dışarı çıkmak istediler.The children wanted to go out.
Çocuklar karanlıkta dışarı çıkmayı sevmezler.Children don't like to go out in the dark.
Sen telefon ettiğinde ben sadece alışverişe çıkmak üzereydim.I was just about to go out shopping when you telephoned.
Ben eve geldiğimde babam dışarı çıkmak üzereydi.My father was on the point of going out when I came home.
Telefon çaldığında, dışarı çıkmak üzereydim.I was about to go out, when the telephone rang.
Benim cebimden çıkmadığına sevindim.I'm glad it's not coming out of my pocket.
Çabalarımızdan hiçbir sonuç çıkmadı.Nothing has resulted from our efforts.
Biz bu sorunla başa çıkmalıyız.We must deal with this problem.
Rehber en kısa sürede yola çıkmamız gerektiğini söyledi.The guide said that we had better set out as soon as possible.
Daha erken çıkmamızın senin için sakıncası var mı?Do you mind our leaving a little earlier?
Biz yamaçlardan çıkmak ve inmek zorundaydık.We had to go up and down the slopes.
Biz erken çıkmalıyız.We must leave early.
Büyükbabam kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkmayı bir kural haline getirdi.My grandfather made it a rule to take a walk before breakfast.
Arkadaşım kız arkadaşından ayrıldı ve şimdi benimle çıkmak istiyor.My friend broke up with his girlfriend and now he wants to go out with me.
Ben geçen Pazar dışarı çıkmadım.I didn't go out last Sunday.

İlgili Sayfalar