çıkma ile cümle
çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kalabalık trenlerde seyahat etmektense erken çıkmayı tercih ederim.I would rather leave early than travel on rush-hour trains.
Aslan kafesinden dışarı çıkmak için mücadele etti.The lion struggled to get out of his cage.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
Daha önce yola çıkmalıydım.I should have left earlier.
Daha erken yola çıkmalıydık.We should have set off earlier.
Eğer huzurlu bir hayat istiyorsak, savaşa karşı çıkmamak elimizde değil.If we want a peaceful life, we cannot help objecting to war.
Bugün Londra'ya varmak istediyse hemen yola çıkmalı.If he wanted to get to London today, he should leave now.
Şimdi dışarı çıkmasan iyi olur. Saat neredeyse 11.You had better not go out now. It's almost 11.
Yakında dışarı çıkmana izin verilecektir.You will be allowed to go out soon.
Bu kiraz çiçekleri çıkmadan uzun süre önce olmayacak.It will not be long before the cherry blossoms come out.
Asla yolumdan çıkmayacağım.I will never go out of my way.
Benimle çıkmaya ne dersin?How about going steady with me?
Paul dışarı çıkmadan önce eldivenlerini giydi.Paul put on gloves before going out.
Fred Jane'den hoşlanmaya başladı ve onunla çıkmaya başladı.Fred took a liking to Jane and started dating her.
Yoğun kar dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy snow kept us from going out.
Yoğun bir kar fırtınası dışarı çıkmamızı engelledi.A heavy snowstorm kept us from going out.
Yürüyüşe çıkmak için en iyi mevsim sonbahardır.Autumn is the best season for going on hikes.
Tom ilk kez sahneye çıkar çıkmaz gençler arasında popüler oldu.Tom became popular among teenagers as soon as he made his debut on the screen.
Tom'un televizyona çıkması rica edildi.Tom was asked to appear on television.
Çok soğuk olduğu için dışarı çıkmadım.I didn't go out because it was very cold.
O kadar soğuktu ki kimse dışarı çıkmak istemedi.It was so cold that no one wanted to go outside.
Öylesine soğuk bir gündü ki dışarı çıkmamaya karar verdik.It was such a cold day that we decided not to go out.
Dışarı çıkmayı tercih ederim.I would rather go out.
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
O, beklenin tersine ortaya çıkmadı.She didn't turn up after all.
Kısa bir yürüyüş yapmak için dışarı çıkmaya ne dersin?What do you say to going out for a short walk?
Tam dışarı çıkmak istediğimde yağmur yağacaktı.It would rain just when I wanted to go out.
Laleler çıkmaya başladı.The tulips have begun to come up.
Onun başkan olarak seçilmesine kimse karşı çıkmadı.Nobody argued against choosing him as chairman.
Daha önce hiç yurt dışına çıkmamıştım, bu yüzden her şey garibime gitti.I had never been abroad before, so everything seemed strange to me.
Sekiz ay sonra, nihayet gene kızlarla çıkmaya başladı.After eight months, he eventually started dating girls again.
Yol bir çıkmaz sokağa geldi.The road came to a dead end.
Hayvan, kafesten çıkmak için çabaladı.The animal struggled to get out of the cage.
Bu gemi sefere çıkmak üzeredir.The ship is about to set sail.
Durumla başa çıkmak benim için zor.It is difficult for me to handle the case.
Merdivenden çıkmamalısınız.You must not go up the stairs.
Şimdilik haberin çıkması yasaklandı.The news was suppressed for the time being.
Üzgünüm fakat canım bugün dışarı çıkmak istemiyor.I'm sorry, but I don't feel like going out today.
Kısa sürede yola çıkmazsak, sabahleyin yoğun trafikte sıkışacağız.If we don't hit the road soon, we'll get caught in the morning rush hour traffic.
Suzy Tom'un ona çıkma teklif edeceğini umuyor.Suzy hopes that Tom will ask her out.
Suzy Tom'un çıkma teklif edeceğini umuyor.Suzy hopes that Tom will ask her out.
Bayan Jackson ortaya çıkmadı.Miss Jackson did not appear.
Jim güneydoğu Asya gezisine çıkmak üzere.Jim is about to take a trip to southeast Asia.
Jim Anne'e birkaç kez çıkma teklif etti.Jim has asked Anne out several times.
Jane işinden çok memnun ve çıkma arzusu yok.Jane is very content with her job and has no desire to quit it.
Onun bu fırtınalı havada dışarı çıkması için deli olması gerekir.He must be crazy to go out in this stormy weather.
Bir kız için gece geç saatte kendi başına dışarı çıkması güvenli değildir.It is not safe for a girl to go out by herself so late at night.
Böylesine bir günde canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out on such a day.
Dışarı çıkmaya utandım, böyle giyindim.I'm ashamed to go out dressed like this.
Buradan çıkmak istiyorum!I wanna get out of here!
Bu soğuk havada dışarı çıkmasan iyi olur.You'd better not go out in this cold weather.
Böyle soğuk bir günde dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out on such a cold day.
Böyle soğuk bir günde ceket olmadan dışarı çıkmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to go out without a coat on such a cold day.
Bu berbat havada dışarı çıkmasan iyi olur.You had better not go out in this bad weather.
Annem bana böyle kötü bir havada dışarı çıkmasam iyi olacağını söyledi.Mother told me that I had better not go out in such bad weather.
Mantar çıkmadı.The cork would not come out.
Bu sorunla nasıl başa çıkmalıyız?How shall we deal with this matter?
Bu sorunla başa çıkmak için derhal bir şey yapılmalı.Something must be done immediately to deal with this problem.
Bu leke çıkmaz.This stain won't come out.
Bu sıcakta çıplak kafayla dışarı çıkma.Don't go out in this heat with a bare head.