çıkma ile cümle

çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir ara dışarı çıkmak ister misin?Would you like to go out sometime?
Kahve için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out for coffee?
Biraz izne çıkman lazım senin.You definitely need some time off.
Buradan elimizden geldiğince hızlı çıkmamızı öneriyorum.I suggest we get out of here as fast as we can.
En kısa sürede bu odadan çıkmanızı öneriyorum.I suggest you all get out of this room as soon as possible.
O konu asla ortaya çıkmadı.That topic never came up.
İstasyondan çıkar çıkmaz sola dön.As soon as you leave the station, turn left.
Sen aslında başka bir kızla çıkmamı önermiyorsun, değil mi?You're not actually suggesting that I go out with another girl, are you?
Dışarı çıkmamızı ve ne olduğunu görmemizi öneriyorum.I suggest we go outside and see what's happening.
Hem Tom hem de John Mary ile çıkmak istiyor.Both Tom and John want to go out with Mary.
Bu gece canın dışarı çıkmak isterse beni ara.Give me a buzz if you feel like going out tonight.
Dışarıya çıkmak ve yiyecek bir şey almak ister misin?Do you want to go out and get something to eat?
Komşunla çıkmak iyi bir fikir değil.It's not a good idea to date your neighbor.
Tom nihayet Mary'ye çıkma teklif etmeye cesaret etti.Tom finally got the nerve to ask Mary out.
Herhangi biri beni görmeden dışarı çıkmaya niyet ettim.I intended to go out without anyone seeing me.
Havuzdan çıkman gerekir.You should get out of the pool.
Buradan çıkmalıyız. Bina yanıyor.We have to get out of here. The building's on fire.
Tom kendini berbat bir çıkmazda buldu.Tom found himself in a terrible fix.
Şimdi yola çıkman gerekir.You need to leave now.
Hemen yola çıkmak zorundayız.We have to leave at once.
Tom'a göre erkenden yola çıkmalıyız.Tom thinks we should leave early.
Sadece elimden geldiğince kısa sürede buradan çıkmak istiyorum.I just want to get out of here as quickly as I can.
Tom çıkmamı söyledi.Tom told me to get out.
Tom'a Mary'le çıkmamasını söyledim.I told Tom not to date Mary.
Onlar bana şehir dışına çıkmamı söyledi.They told me to get out of town.
Bana şehir dışına çıkmam söylendi.I've been told to get out of town.
Tom'a Mary'ye çıkma teklif etmesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should ask Mary out.
Burada seninle çıkmazda olduğumu mu söylüyorsun?Are you telling me I'm stuck here with you?
Tom Mary'ye gece tek başına dışarı çıkmaması gerektiğini söyledi.Tom told Mary she shouldn't go out at night alone.
Bana senin ve Tom'un hiç çıkmadığını mı söyleyeceksin?Are you going to tell me that you and Tom never dated?
Hava karardıktan sonra tek başına dışarıya çıkmak iyi bir fikir değil.It's not a good idea to go out after dark by yourself.
Hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmak güvenli değil.It's not safe to go out after dark by yourself.
Şu anda bir biraya karşı çıkmazdım.I wouldn't mind a beer right now.
Ziyaretimin amacı, sizi benimle bir geziye çıkmaya ikna etmektir.The purpose of my visit is to persuade you to take a trip with me.
Senin boğaz ağrısı ve ateşin var. Dışarı çıkma.You have a sore throat and fever. Don't go out.
Odama çıkmak zorunda kaldım ama anahtarımı unutmuştum.I have to go up to our room and I forgot my key.
Şemsiyesiz dışarı çıkma.Don't go out without an umbrella.
O hatalıydı, bu yol kaleye çıkmaz.He was mistaken, this road does not lead to the castle.
Dışarı çıkmadan önce ışığı kapatmalısın.You must turn off the light before you go out.
Tren'in yola çıkmasını bekliyor.He's waiting for the train to leave.
Tom oyun oynamak için dışarı çıkmak istemiyordu.Tom didn't want to go out to play.
Canım dışarı yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like going out for a walk.
Cuma günü benimle dışarı çıkmak istiyor musun?Do you want to go out with me on Friday?
Dün gece dışarı çıkmadık. Sinemaya gidebilirdik ama evde kalmaya karar verdik.We didn't go out last night. We could have gone to the cinema but decided to stay at home.
Evin dışına çıkmalarına izin verilirse kediler genellikle küçük hayvanları öldürürler.Cats often kill small animals if allowed outside of the house.
Bir şekilde buradan çıkmak zorundayız.We've got to get out of here somehow.
Bu yerden çıkmak zorundayız.We've got to get out of this place.
Dışarı çıkmayacağız.We're not going out.
Bu gece buradan çıkmak zorundayız.We have to get out of here tonight.
Bu fırtınadan çıkmak zorundayız.We have to get out of this storm.
Hemen buradan çıkmak zorundayız.We have to get out of here right now.
Yürüyüşe çıkmalıyız.We should take a walk.
Bir seyahate çıkmalıyız.We should take a trip.
Evden çıkmalıyız.We should get out of the house.
Tom kendisiyle akşam yemeği yemesi için Mary'nin dışarı çıkmasını istedi.Tom asked Mary to go out to have dinner with him.
Buradan çıkmama yardım edebilir misiniz?Can you help me get out of here?
Mary'ye çıkma teklif ettim.I asked Mary out.
Sanırım buradan çıkma zamanı.I think it's time to get out of here.
Sanırım buradan çıkma zamanı geldi de geçiyor.I think it's time we got out of here.
Sadece buradan çıkmak istiyorum.I just want to get out of here.

İlgili Sayfalar