çıkarlar ile cümle
çıkarlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Daha sonra üçü, bebeğin ailesini bulmak üzere uzun sürecek bir yolculuğa çıkarlar.Samen hebben ze drie kinderen die door de carrières van hun ouders veel moeten ondergaan.
Ve Ayla ile Yusuf, üç-dört saat uzaklıktaki bir yatır türbesinde yapılacak kurban kesimi için yola çıkarlar.De soek bevond zich rondom de Yusuf Dey-moskee aan drie zijden, oost, noord en west.
Devlet sadece ve sadece vatandaşlarının çıkarları için var olmalıdır.De verschillende overheden zouden enkel macht hebben over hun eigen volgelingen.
Hemen dışarı çıkarlar.Ze gaan er meteen op af.
Tekeller de bu tür engellerin varlığında ortaya çıkarlar.Ook het barricaderen kwam daar voor.
Hepsi dışarı çıkarlar.Ik zou ze allemaal weggeven.
Gece, Meryemce uyurken çocukları da alıp yola çıkarlar.Als de nacht valt gaan de werkers slapen en Maria valt in slaap en begint te dromen.
Genellikle bir kazanım veya yitirim söz konusu olan gergin durumlarda ortaya çıkarlar.Regelmatig eindigden uitvallen in schermutselingen of in hevige gevechten.
Egoizm genel anlamıyla bireyin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ile ilgilidir.Egoïsme is simpelweg het handelen uit eigenbelang.
Çıkarları o an neyi gerektiriyorsa onu yaparlar.Doe de dingen vandaag als het mogelijk is.
Barney ile Robin, sezon başında kısa bir süreliğine çıkarlar.Barney en Robin hadden ondertussen een relatie tijdens de zomer.
Gazetelerin çoğu büyük iktisadi kuruluşlarındır bundan ötürü ister istemez sermaye çıkarlarını savunurlar.De meeste kranten verkrijgen dit en kunnen alleen daarom voortbestaan.
Bunların her biri aortanın başlama noktasından (kökünden), aorta kapağının hemen üstünden çıkarlar.De neusbeenderen hebben ieder een gladdere lagere kam die naar achteren toe zijwaarts loopt.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.Moed is individueel en persoonlijk.
Hava iyice karardıktan sonra ortaya çıkarlar, şafağa kadar aktiftirler.Finist verschijnt en samen praten ze tot zonsopgang.
Buradan üç yeni kaçakla beraber yola çıkarlar.Ze zouden samen 3 reizen ondernemen.
Ertesi sabah adayı keşfe çıkarlar.De volgende ochtend wordt de verdwijning ontdekt.
İnfeksiyöz etkenler veya otoimmünite sonucu ortaya çıkarlar.Besmetting of infectie van de operatiewond.
İnsanlar da, bu manzara içerisinde kendi çıkarları doğrultusunda bir strateji izlemek durumunda kalmıştır.In dat programma krijgen de gasten een minuut om hun visie op de politiek uiteen te zetten.
Herkes fotoğraf çektirirken hep kötü çıkarlar.Hij schilderde altijd foto's na.
Halkın çıkarlarını gözetecek liberal bir hükümet kuracağız.Wij zullen een liberale regering vormen die rekening zal houden met de belangen van het volk.
Adlan söylenilerek çağrılan iki güreşçi meydana çıkarlar, birbirlerine yakın girerler ve elleşirler.Dwóch spośród nich modli się, dwóch rozmawia, a pozostali trwają w zadumie.
Leçveler gündüz ortaya çıkarlar.Pojawiają się one w dzień.
Ortak bir menfaat amacıyla hareket etmezler; aksine, daima kendi dar çıkarlarını göz önünde bulundururlar.Nie doznają oni cierpienia, lecz nieustannie towarzyszy im uczucie tęsknoty.
Haftada bir kez manastır dışına yürüyüşe çıkarlar.Raz w tygodniu mnisi udają się razem na spacer.
Akşam ve gece saatlerinde ava çıkarlar.Poluje wieczorem i wczesną nocą.
Ardından Olimpos'ta diğer tanrıların yanına çıkarlar.Potem wystawił ich na pośmiewisko przed innymi bogami na Olimpie.
Toprak elementini öğrenmek üzere yola çıkarlar.Wyruszają na poszukiwanie składników.
Beş genç paskalya tatili amacı ile kayak yapmak için dağlara doğru yola çıkarlar.Pięcioro młodych snowboardzistów wybiera się na wycieczkę w góry.
Aynı zamanda Amneris ve Ramfis tapınaktan çıkarlar.Niespodziewanie pojawia się Amneris wraz z Ramfisem.
Hemen dışarı çıkarlar.Natychmiast wracają.
Kendi çıkarlarını düşünen bir uçan sincaptır.Przekupny egoista, który myśli tylko o własnym interesie.
Amerika ve İsrail'in küresel çıkarlarına karşı tepkili görüşleri ile tanınır.Znany z poglądów krytycznych wobec polityki zagranicznej USA i Izraela.
Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar.Po drodze przez pustynię zabierają ze sobą obcego mężczyznę.
Buradan hareketle işçi sınıfının çıkarları için gençleri birleştirmeyi amaçladığını ifade etmektedir.Zgodnie z nią do prac miano przystąpić niezwłocznie celem zatrudnienia bezrobotnych.
Yavrular 7-8 ay içerisinde yumurtadan çıkarlar.Samiec natomiast wysiaduje jaja przez 7-8 tygodni.
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.Potem zostawiono więźniów samych w kaplicy, aby mogli się pomodlić.
Bir sözleşmede tarafların karşılıklı çıkarları bulunur.Dziedziczą oni w częściach równych.
Cho'yla çıkarlar.Tworzyli oni wraz z Ch.
Verloc bu öneriye uyar ve ikisi parkta yürüyüşe çıkarlar.Conan zgadza się i obydwoje wyruszają do świątyni.
Kendi çıkarları doğrultusunda her prensibi unutuyor." ifadelerini kullanmıştı.Nie podążają za zasadami; chcą robić wszystko „po swojemu”.
Devamlı bir örgütlenme Çıkarları savunma: Çıkarlarlarını savunan topluluklar çeşitlidir.W grupach zadaniowych istnieje imperatyw organizacyjny, czyli zbiór tendencji, którym się one poddają.
Uyumsuz bireyler kendi çıkarlarını diğerleriyle geçinmekten üstün tutarlar.Przedkładał szczęście innych, nad swoje.
Bu sesler, ses kirişlerinden kopup gelerek, hiçbir engele uğramadan serbestçe çıkarlar.Ich smak opisywany jest jako nieprzyjemny (piekący), ale cecha ta zanika po wysuszeniu.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.Liście pojedyncze i podłużne.
Rusya'nın Suriye'de önemli ekonomik çıkarları bulunmaktadır.Rosja użyje swoich sił zbrojnych w Syrii.
Bu yaklaşımın merkezinde, devletin toplumunkinden ayrı çıkarları olduğu düşüncesi yatar.W centrum pojęcia pozostaje fakt udzielania koncesji w obszarach należących do sfery monopolu państwa.
Elene elene finale kadar çıkarlar.Nieblę by zakwalifikować się do finału.
Oda, Azerbaycan ve İngiltere'nin ticari çıkarlarını temsil eder.Sala VI dotyczy przyjaźni między Gruzją a Azerbejdżanem.
Bunlar; kimlik, çıkarlar ve normlardır.Dessa var mättnad, ruvande och uppenbarelse.
Hemen dışarı çıkarlar.De släpps omgående.
Luce ve Rachel bir akşam dışarı çıkarlar.Både Dent och Rachel försvinner den kvällen.
Yargılanan hakimler, yaptıkları adaletsizlikleri "ülke çıkarları" gerekçesiyle savunmuşlardı.Den som stod anklagad fick själv bestämma (nämna) vilka som skulle utgöra edgärdesmän.
Normal olarak 11 veya 12 yaşlarında çıkarlar.Den kan bli upp till 11–12 år gammal.
Cho'yla çıkarlar.Följ med Mose.
Bunun gerekçesi ise kamu diplomasisinin ulusal çıkarlara yönelik bir çaba olarak görülmesi durumudur.Anledningen är, att man vill ha en statlig utredning av samernas situation till stånd.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.Detta lyckas och de sätter sig i bilen igen och kör vidare.
Her ikisinin de hayatının aşkı olduğunu itiraf ettiği bir sahneyle karşımıza çıkarlar.Så följer en scen i vilken de förklarar varandra sin kärlek.
2-3 gün içerisinde yumurtadan çıkarlar.Äggen kläcks efter 2-3 dagar.
Özellikle yaz aylarında insanlar sırf manzarayı görmek için bu tepeye çıkarlar.Besökare använder på sommaren en utbyggd vandringsled till toppen.