çıkaran ile cümle

çıkaran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Ai lăn đã khỏi chỗ nó, sẽ bị thương; kẻ bửa củi có khi phải hiểm nghèo.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Aquele que tira pedras é maltratado por elas, e o que racha lenha corre perigo nisso.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Celui qui remue des pierres en sera blessé, et celui qui fend du bois en éprouvera du danger.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Chi spacca le pietre si fa male e chi taglia legna corre pericolo
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Cine sfarmă pietre, este rănit de ele, şi cine despică lemne este în primejdie.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.den, som bryder Sten, kan såre sig på dem; den, som kløver Træ, er i Fare.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Den som bryter sten, kan få en skade av det; den som hugger ved, kan komme i fare ved det.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Den som vältrar bort stenar bliver skadad av dem, den som hugger ved kommer i fara därvid.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.El que corta piedras se lastima con ellas, y el que parte leña corre peligro con ella
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Joka kiviä louhii, se niihin loukkaantuu; joka puita halkoo, se joutuu siinä vaaraan.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Kdo přenáší kamení, urazí se jím; a kdo štípá dříví, nebezpečenství bude míti od něho.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Kdor lomi kamenje, se lahko ž njim poškoduje, in kdor kolje drva, je v nevarnosti od njih.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.돌을 떠내는 자는 그로 인하여 상할 것이요 나무를 쪼개는 자는 그로 인하여 위험을 당하리라
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Kto odvaľuje kamene, ublíži si nimi, a ten, kto štiepe drevo, je ním ohrozený.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Kto przenosi kamienie, urazi się niemi; a kto łupie drwa, niebezpieczen jest od nich.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Siapa bekerja di tambang batu, akan terbentur dan luka. Siapa membelah kayu, mungkin sekali mendapat cedera
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Wer Steine wegwälzt, der wird Mühe damit haben; und wer Holz spaltet, der wird davon verletzt werden.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Ο μετακινων λιθους θελει βλαφθη υπ' αυτων ο σχιζων ξυλα θελει κινδυνευσει εν αυτοις.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Който кърти камъни ще се повреди от тях; И който цепи дърва се излага на опасност от тях;
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.Кто передвигает камни, тот может надсадить себя, и кто колет дрова,тот может подвергнуться опасности от них.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.מסיע אבנים יעצב בהם בוקע עצים יסכן בם׃
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.من يقلع حجارة يوجع بها. من يشقق حطبا يكون في خطر منه.
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.鑿 開 〔 或 作 挪 移 〕 石 頭 的 、 必 受 損 傷 . 劈 開 木 頭 的 、 必 遭 危 險
Taş çıkaran taştan incinir, Odun yaran tehlikeye girer.鑿開 〔 或 作 挪移 〕 石頭 的 、 必 受 損傷 . 劈開 木頭 的 、 必 遭 危險
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?Czy telewizja spełnia tę samą funkcję co świadomość, która jednocześnie kusi i wynagradza?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?Estará a televisão a funcionar como a nossa consciência, tentando-nos e recompensando-nos ao mesmo tempo?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?Functioneert televisie letterlijk als ons geweten, door ons gelijktijdig te verleiden en te belonen?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?¿Será que la TV funciona literalmente como nuestra conciencia que nos tienta y nos gratifica al mismo tiempo?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?TV가 문자 그대로 우리의 의식과도 같이 작용하는가. 우리를 유혹하고 동시에 그 보상을 주는가?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?Λειτουργεί στην κυριολεξία η τηλεόραση όπως η συνείδησή μας, δελεάζοντας και ανταμείβοντάς μας ταυτόχρονα;
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?Наистина ли телевизията действа като наше съзнание, изкушавайки и награждавайки ни по същтото време?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?Неужели телевидение в буквальном смысле работает как наше сознание, соблазняя и поощряя нас одновременно?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?Чи справді функціонує телебачення як наша свідомість, водночас спокушаючи та нагороджуючи нас?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?האם טלוויזיה פועלת למעשה כמצפון שלנו, מפתה ובו זמנית מתגמלת?
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?هل التلفزيون عمل حرفي كضميرنا ، يغرينا ويكافئنا في الوقت نفسه؟
Televizyon tam olarak bizi baştan çıkaran ya da iyiye teşvik eden bir vicdan işlevi görüyor mu?良心として機能しながら 同時に誘惑したり 見返りを与えたりしているのでしょうか これらの問いに答えるために
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Det är det inte, och vad jag kan se så är det du som skapar problem.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Det er ikke en lille ting, og så vidt jeg kan se, skaber du problemer.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Het is niet iets kleins en voor zover ik het zie, maak jij hier een probleem van.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Ini bukan hal sepele. Dan sejauh yg ku lihat, kaulah yang membuat masalah.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Nem apróság. És ahogy elnézem, te csinálsz belőle nagy ügyet.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.No es algo pequeño y por lo que puedo ver, Ud. crea los problemas.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Δεν είναι και τόσο, αλλά εσύ βλέπω δημιουργείς προβλήματα.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Не е дреболия, а доколкото виждам, ти създаваш проблемите.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.Това не е нещо дребно, и доколкото мога да видя, вие създавате проблеми.
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.זה לא דבר קטן ואיך שאני רואה .את הדברים, אתה יוצר בעיות
Üfürükten bir sebepten değil ve gördüğüm kadarıyla sorun çıkaran sensin.ليس شيئا ضئيلا ، و كما أرى ، أنت من يخلق المشكلة
Yaptıkları şey karbonu dışarıda yani hava açığa çıkaran hücrelerde fikse etmek. .Fixují uhlík venku v buňkách, které jsou vystavené vzduchu.
Yaptıkları şey karbonu dışarıda yani hava açığa çıkaran hücrelerde fikse etmek. .식물들은 탄소 고정을 바깥에서, 즉 대기와 직접 노출된 세포들에서 진행한다는 것을 보았어요
Yaptıkları şey karbonu dışarıda yani hava açığa çıkaran hücrelerde fikse etmek. .Te rośliny wiążą węgiel w komórkach, które mają kontakt z powietrzem.
Yaptıkları şey karbonu dışarıda yani hava açığa çıkaran hücrelerde fikse etmek. .Y lo que hacen es que arreglen su carbono en el exterior, en las células realmente están expuestos al aire.
Yaptıkları şey karbonu dışarıda yani hava açığa çıkaran hücrelerde fikse etmek. .Това, което правят, е че те фиксират въглерода в тях отвън, на клетки, които всъщност са изложени на открито.
Yaptıkları şey karbonu dışarıda yani hava açığa çıkaran hücrelerde fikse etmek. .וזה מה שהם עושים,הם קושרים את הפחמן בחוץ, בתאים שבעצם חשופים לאוויר.
‹‹Ya RAB, Avramı seçen, onu Kildanilerin Ur Kentinden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.Det var du, Herre Gud, som utvalgte Abram og førte ham ut fra kaldeernes Ur og gav ham navnet Abraham.
‹‹Ya RAB, Avramı seçen, onu Kildanilerin Ur Kentinden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.Du är HERREN Gud, som utvalde Abram och förde honom ut från det kaldeiska Ur och gav honom namnet Abraham.
‹‹Ya RAB, Avramı seçen, onu Kildanilerin Ur Kentinden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.Du bist der HERR, Gott, der du Abram erwählt hast und ihn von Ur in Chaldäa ausgeführt und Abraham genannt
‹‹Ya RAB, Avramı seçen, onu Kildanilerin Ur Kentinden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.Du er Gud HERREN, der udvalgte Abram og førte ham bort fra Ur-Kasdim og gav ham Navnet Abraham;
‹‹Ya RAB, Avramı seçen, onu Kildanilerin Ur Kentinden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.주는 하나님 여호와시라 옛적에 아브람을 택하시고 갈대아 우르에서 인도하여 내시고 아브라함이라는 이름을 주시고
‹‹Ya RAB, Avramı seçen, onu Kildanilerin Ur Kentinden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.Ti si Jehova, Bog, ki si izvolil Abrama ter ga pripeljal iz Ura Kaldejcev, in dal si mu ima Abraham.
‹‹Ya RAB, Avramı seçen, onu Kildanilerin Ur Kentinden çıkaran, ona İbrahim adını veren Tanrı sensin.Tu, Doamne Dumnezeule, ai ales pe Avram, l-ai scos din Ur din Haldeia, şi i-ai pus numele Avraam.

İlgili Sayfalar