çıkarak ile cümle
çıkarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bunun size verdiği duygudan yola çıkarak şimdiki hayatınıza bağlanma biçimine doğru yol alın.And begin to build to build from the emotion of that into how that connects with your life now.
Bu örneklerden yola çıkarak neye ulaşacaksın?What are you going to get out of those samples?
Bunlar piyasaya çıkarak...I circled the important parts so you can see them here.
Senin tazeliğinden ortaya çıkarak hoşlanılacak bir şeydir.It's to be enjoyed out of your freshness.
Bir dinazordan yola çıkarak yeni bir dinazor yaratmak mümkün değil.We're not going to be able to make a dinosaur based on a dinosaur.
Youtube'daki yorumlardan yola çıkarak bunu sadeleştirmenin ilginç bir yolunu göstereceğim.Just in case, just in case, if "X" itself is a negative number.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.It comes off the ocean here and is drawn up towards India.
Ancak hepsi bu basit fonksiyonlardan yola çıkarak elde edilebilirler.We've already figured that out, the adjacent side is 4.
Diyelim ki isimden yola çıkarak formülü bulmak istiyoruz. .Let's say we start with the name and we want to figure out its formula.
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,So from this small, superstitious, middle-class neighborhood of my grandmother,
Buradan yola çıkarak bu tunçtan heykeli yaptım.And so I went about and made that sculpture, turning it out of solid bronze.
Bu insanların kendi deneyimlerinden yola çıkarak tasarım yapması.This is people designing their own experiences.
Fakat benim kendi pratik tecrübemden yola çıkarak söylediğim şudur:But what I'm saying from my very practical experience:
Bu da yetmezmiş gibi, ve de sizlerin "yetmez" cevabınızdan yola çıkarak -- (Gülüşmeler)And if that wasn't enough, and judging by your response, it's not ... (Laughter)
Bu verilerden yola çıkarak, bütün ağlar, bütün ilişkiler elinizin altında olmalı.And you should have all the networks of all the relationships between those pieces of data.
Birisi, tarih öncesi kehribardan DNA'larını çıkarak dinazorları tekrar yapıyor.Someone is re-engineering dinosaurs by extracting their DNA from prehistoric amber.
Bu tecrübeden yola çıkarak sizlerle beş uygulama paylaşacağım.From this experience I'm going to share five practices.
Ve bu su fıskiyesinden yola çıkarak bu binayı inşa ettim.So, from that fountain I built this building.
Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi dağa çıkarakThen Moses, Aaron, Nadab, Abihu, and seventy of the elders of Israel went up.
Bundan sonra Balam Balakla yola çıkarak Kiryat-Husota gitti.Balaam went with Balak, and they came to Kiriath Huzoth.
İsa, dağa çıkarak istediği kişileri yanına çağırdı. Onlar da yanına gittiler.He went up into the mountain, and called to himself those whom he wanted, and they went to him.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.People welcome the rain by going out into the streets.
Buradan çıkarak Belgrad'da Tuna ile birleşen nehir 945 kilometre uzunlukta.From there until it joins the Danube in Belgrade, it is 945km long.
Bu gerçekten yola çıkarak, işleri nasıl düzeltebileceğimizin analizini yapmamız gerekiyor."From that fact, we have to make the analysis of how to make the things better."
Diana Culli, kitabın basılmasına ahlaki gerekçelerle karşı çıkarak buna katılmıyor.Diana Culli disagreed, arguing against the book's publication on moral grounds.
Ülkede enflasyon oranı yüzde 5,7’ye çıkarak maliyetlerin önemli ölçüde artmasına neden oldu.Inflation has risen to 5.7%, raising costs in the country significantly.
Listede en fazla 9. sıraya çıkarak dördüncü ilk on single'ı oldu.Later on, it climbed to number 9, making it his fourth top ten single.
Genellikle vadiler boyunca uçarken veya ortaya çıkan ağaçların tepesinden çıkarak görülür.Often seen flying across valleys or calling from the top of emergent trees.
Bu üsten yola çıkarak ve Marathaların yardımıyla, Bundelkhand'ın tamamını fethetti.Setting out from this base, and assisted by the Marathas, he conquered the whole of Bundelkhand.
Fellmann'ın meslektaşlarından birkaçı kitaba karşı çıkarak onun akademik geleneğine zarar verdi.Several of Fellmann's colleagues opposed the book, calling it destructive to academic tradition.
Tsitsipas, Şubat ayında arka arkaya iki turnuvada finale çıkarak Grand Slam başarısını pekiştirdi.Tsitsipas built on his Grand Slam success by reaching two finals in February in back-to-back weeks.
Peter Paul Rubens, 1604'te masaldan yola çıkarak "Hero ve Leandros" adlı bir resim çizdi.Peter Paul Rubens painted a picture named "Hero and Leander" in 1604 based on the tale.
Hikayeden yola çıkarak konuştuğu dilin Almanca ya da Türkçe olabileceği düşünülmüştür.We know from historical records that the Icelanders and Greenlanders even made wine from crowberry.
Sputnik 2, 162 gün boyunca yörüngede kaldı ve 14 Nisan 1958 günü yörüngeden çıkarak dünyaya düştü.Sputnik 2 trat am 14. April 1958 nach 162 Tagen im Orbit wieder in die Erdatmosphäre ein.
1912 yılında hapisten çıkarak Sankt-Peterburg'a geri dönmüştür ve eşiyle boşanmıştır.1912 kehrte er wieder nach Sankt Petersburg zurück und ließ sich von seiner Frau scheiden.
Bu iki İranlı gezgin İran'dan yola çıkarak Fransa'ya kadar gelir.Zwei deutsche Fernfahrer bringen ihn bis nach Frankreich.
İki gemi 4 Kasım'da Kiel'den yola çıkarak 15 Kasım 1912'de İstanbul'a vardılar.Die beiden Schiffe verließen Kiel am 4. November und erreichten Konstantinopel am 15. November 1912.
Yusufçuklar suda gelişimlerini bir yıl içinde tamamlar ve sudan çıkarak uygun bir yere tırmanırlar.Die Larven verbringen ein Jahr oder mehr in dem Gewässer, in dem sie geschlüpft sind.
En sık kullanılan geçiş, Huaraz'dan çıkarak Chiquian ve Jahuacocha üzerindendir.Der meistgenutzte Zugang geht von Huaraz aus über Chiquian und Jahuacocha.
Film Dungeon Siege isimli oyundan yola çıkarak çekilmiştir.Der Film basiert auf dem Computerspiel Dungeon Siege.
Peyami Safa 1950 yılında Nâzım Hikmet için açılan af kampanyasına şiddetle karşı çıkarak mücadele etti.1950 schrieb Safa in Ulus vehement gegen die Kampagne zur Freilassung seines früheren Freundes Hikmet.
İki hafta sonra altıncı sıraya çıkarak en yüksek konumuna ulaştı.Innerhalb von zwei Jahren hatte es die sechste Auflage erreicht.
34 kişilik mürettebat karaya çıkarak kurtuldu.31 Besatzungsmitglieder werden evakuiert.
İlk senesinde de ligi ikinci bitirip Süper Lig'e çıkarak müthiş bir başarı elde etmiştir.Anfänglich wurde dabei eine schnelle, zweibeinige (bipede) und laufende Fortbewegung angenommen.
Çünkü araç bazı kazalarda yoldan çıkarak devrilmişti.Das Fahrzeug zerbrach bei dem Unfall in mehrere Teile.
Onun adından yola çıkarak bu hanedanlığa Fedlavi denilmiştir.Hieraus leitet sich ihr Name ab (fallen eng. to drop).
Ama birkaç ay sonra tekrar yurtdışına çıkarak Batı Avrupa'ya geçti.Nur in einigen wenigen Ausnahmen konnte er ins westliche Ausland fahren.
Bu dönemde sarığını çıkarak hasır bir şapka giymeye basladı.Er verzichtete deshalb in dieser Ausgabe auf das Tragen einer Krawatte.
24 Şubat 1970'te Barrett, John Peel'in BBC radyosunda yaptığı Top Gear programına çıkarak beş şarkı çaldı.Am 17. Oktober 1977 nahmen Subway Sect für die Sendung des BBC-Radio-DJs John Peel vier Songs auf.
Lucescu toplamda 59 maça çıkarak o zamanın en fazla maça çıkan millî takım antrenörü oldu.Lucescu war zu diesem Zeitpunkt mit 59 Länderspielen als Trainer rumänischer Rekordhalter.
1890'da bir İtalya gezisine çıkarak Cenova, Floransa ve Napoli'yi gezdi.1969 führte eine Sängerreise nach Genua, Sanremo und Nizza.
Gelişmesini tamamlayan olgun larva galeriden çıkarak pupa olmak üzere genellikle kendini toprağa bırakır.Begleitet ein erwachsener Bulle die Herde, geht er in der Regel am Ende.
Eski takımı FC St. Pauli bu sebepten siyah bantla bir maça çıkarak üzüntüsünü belirtti.In: Der FC St. Pauli ist schuld daß ich so bin.
Takım, ayrıca UEFA Kupası'nda finale çıkarak, bir tarihi başarıya daha imza attı.Mit dem Abschluss der Arbeiten am Big Dig wurde jedoch eine weitere Ausfahrt hinzugefügt.
Bu yanlış kanısından yola çıkarak bu hücrelere "mastzellen" yani "besleyen-hücreler" ismini vermiştir.Er dachte, dass es sich um einen Zustand guter Ernährung handeln müsse, und nannte die Zellen „Mastzellen“.
Orada Ebû’l-Abbâs Abdullâh mimbere çıkarak hâlife olarak ilk vaizini verdi.Hier begann er Gleichgesinnte um sich zu scharen.
1914’ün başında iki aylık bir seyahate çıkarak Mısır ve Medine'de bulundu.Wahrscheinlich im Jahre 1217 brach er zu einer Reise nach Ägypten und Mekka auf.
Drakula dışarıdan bir ses duyar ve pencereden çıkarak duvardan yürüye yürüye aşağı iner.Svenja erwacht, steht auf und schaut aus dem Fenster.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Selon l'estimation approximative de Jack, ils seraient morts depuis au moins 40 ou 50 ans avant le crash.
Ormancılık sorunlarına sahip çıkarak, çözüm yolları üretmek de ana hedefleri arasındadır.À côté de la sylviculture, l’établissement de forêts était un de ses objectifs principaux.