çıkın ile cümle
çıkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Kanat kapaklarının arkasında çıkıntılar var.それが水に対する磁石のように働きます
Kanepeye! Çıkın buradan!Кому сказала, слезай!
Kapat şunu, Çıkın buradan.Apaga eso. Todos a tomar por saco fuera de aquí.
-Kapıyı kapamama hakkım engellenemez. -Çıkın dışarı o zaman.문좀 닫읍시다. / 그냥 나와요
-Kapıyı kapamama hakkım engellenemez. -Çıkın dışarı o zaman..אני חייב שיאפשרו לי לסגור הדלת- .אם כך, צא
-Kapıyı kapamama hakkım engellenemez. -Çıkın dışarı o zaman.يجب أن يُسمح لي بإغلاق الباب - إذن أخرج إلى هنا -
-Kapıyı kapamama hakkım engellenemez. -Çıkın dışarı o zaman.ファイル共有をするのは...
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.A gdy wstąpili na brzeg, ujrzeli węgle nałożone, i rybę na nich leżącą i chleb.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.A jako vyšli na zem, videli rozloženú vatru uhlia a rybu, položenú na ňom, aj chlieb.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.A jakž vystoupili na břeh, uzřeli řeřavé uhlí a rybu svrchu položenou a chléb.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Als sie nun austraten auf das Land, sahen sie Kohlen gelegt und Fische darauf und Brot.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Appena scesi a terra, videro un fuoco di brace con del pesce sopra, e del pane
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Cînd s'au pogorît pe ţărm au văzut acolo jăratic de cărbuni, peşte pus deasupra şi pîne.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Cuando bajaron a tierra, vieron brasas puestas, con pescado encima, y pan
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Da de nu kom i Land, se de der en Kulild og Fisk ligge derpå og Brød.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Da de var steget i land, så de glødende kull ligge der, og på dem fisk og brød.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Ketika mereka turun dari perahu, mereka melihat ada bara api di sana dengan ikan di atasnya dan roti
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.육지에 올라보니 숯불이 있는데 그 위에 생선이 놓였고 떡도 있더라
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Ko pa izstopijo na kopno, ugledajo žerjavico pripravljeno in na njej ribo položeno in kruh.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Kun he astuivat maalle, näkivät he siellä hiilloksen ja kalan pantuna sen päälle, sekä leipää.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Lorsqu`ils furent descendus à terre, ils virent là des charbons allumés, du poisson dessus, et du pain.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Lúc môn đồ đã lên bờ, thấy tại đó có lửa than, ở trên để cá, và có bánh.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Lúc môn_đồ đã lên bờ , thấy tại đó có lửa than , ở trên để cá , và có bánh .
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Mikor azért a partra szállának, látják, hogy parázs van ott, és azon felül hal és kenyér.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.När de sedan hade stigit i land, sågo de glöd ligga där och fisk, som låg därpå, och bröd.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Ora, ao saltarem em terra, viram ali brasas, e um peixe posto em cima delas, e pão.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Toen zij aan wal stapten, zagen ze vis en brood op een houtskoolvuurtje.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Καθως λοιπον απεβησαν εις την γην, βλεπουσιν ανθρακιαν κειμενην και οψαριον επικειμενον και αρτον.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Когда же вышли на землю, видят разложенный огонь и на нем лежащую рыбу и хлеб.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Скоро вийшли на землю, бачять розложений жар, а на йому рибу і хліб.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.ויהי כצאתם אל היבשה ויראו שם גחלי אש ערוכים ודגים עליהם ולחם לאכל׃
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.فلما خرجوا الى الارض نظروا جمرا موضوعا وسمكا موضوعا عليه وخبزا.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.他 們 上 了 岸 、 就 看 見 那 裡 有 炭 火 、 上 面 有 魚 、 又 有 餅
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.他 們 上 了 岸 、 就 看 見那裡 有 炭火 、 上面 有魚 、 又 有 餅
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.A sivár időjárás - az eső csepp eső hallhatóan le a fém ablak párkány - tette elég szomorú.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.Bezútešný počasie - dážď kvapky padali počuteľne dole na kov okna lišta - ho úplne melanchólia.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.Cuaca suram - tetes hujan jatuh terdengar di atas jendela logam langkan - membuatnya cukup melankolis.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.De triste vejr - regnen dråber faldt hørligt ned på metallet vinduet afsats - gjorde ham ganske melankolsk.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.Ponurej pogody - krople deszczu spadały wyraźnie w dół w oknie metalu półkę - uczynił go dość melancholii.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.Ponuré počasí - dešťové kapky padaly slyšitelně dole na kov okna lišta - ho zcela melancholie.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.The dreary 날씨 - 비가의 방울은 금속 창에 들리도록 아래로 떨어지는되었습니다 난간은 - 그를 매우 우울했다.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.The turobne vremena - dež pade je padala slišno navzdol na kovinski okno polici - ki mu je precej melanholijo.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.Thời tiết ảm đạm - những giọt mưa rơi tiếng trên cửa sổ kim loại gờ - làm cho anh ta khá u sầu.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.Тужливий погоду - краплі дощу падали чутно вниз на металевих віконних виступ - зробили його вельми меланхолії.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.מזג האוויר קודר - טיפות גשם נפלו בקול רם על החלון מתכת אדן - גרם לו מלנכולית.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.الطقس الكئيب -- كانت قطرات المطر تسقط مسموع في الإطار المعدني جعلته حزن جدا -- الحافة.
Kasvetli hava, yağmur damlaları, metal pencere sesli aşağı düşüyordu çıkıntıya - onu oldukça melankolik yaptı.棚は - 彼は非常に憂鬱でした。 "なぜ私が長くしばらくの間、ちょっと寝て、すべてこれを忘れないでください
Kendi başına çalışmak isteyen çocuklar da çoğunlukla çıkıntı hatta daha kötüsü problemli olarak görülüyor.1人で作業するのが好きな子は はみ出し者とか さらには 悪くすると 問題児と見られてしまいます
Kendi başına çalışmak isteyen çocuklar da çoğunlukla çıkıntı hatta daha kötüsü problemli olarak görülüyor.그래서 스스로 혼자 뭔가를 하기를 바라는 학생들은 종종 특이한 아이처럼 보이거나,
Kendi başına çalışmak isteyen çocuklar da çoğunlukla çıkıntı hatta daha kötüsü problemli olarak görülüyor.Lapset, jotka mieluummin tekevät töitä itsekseen nähdään ulkopuolisina, tai pahempaa, ongelmatapauksina.
Kendi başına çalışmak isteyen çocuklar da çoğunlukla çıkıntı hatta daha kötüsü problemli olarak görülüyor.והילדים שמעדיפים לפעול לבד או פשוט לעבוד עצמאית, נחשבים לחריגים
Kendi başına çalışmak isteyen çocuklar da çoğunlukla çıkıntı hatta daha kötüsü problemli olarak görülüyor.وبالنسبة للطفل الذي يفضل أن يعمل بمفرده فقط، يتم النظر إليهم كأنهم منعزلون دخلاء
Kesenin onun olmadığı ortaya çıkınca... ...çok şaşırdı sanırım.A tény, hogy az erszény nem az övé, szerintem felidegesítette.
Kesenin onun olmadığı ortaya çıkınca... ...çok şaşırdı sanırım.Αφού ανακάλυψε ότι το πουγκί δεν είναι πραγματικά δικό της, Νομίζω ότι πραγματικά έχει εκπλαγεί.
Kesenin onun olmadığı ortaya çıkınca... ...çok şaşırdı sanırım.بعد ان علمت ان الحقيبة ليست ملكا لها اظن انها حقا تفاجئت
Konaklayın ama biraz, yine gelecektir. [Çıkın.]Ficar, mas um pouco, virei outra vez.
Kotu bir ruh halinden cikmanin en hizli yolu: disariya cikin, yuruyun, radyoyu acin ve dansedin.A forma mais rápida para acabar com a má disposição: sair, dar um passeio, ligar a rádio e dançar.
Kotu bir ruh halinden cikmanin en hizli yolu: disariya cikin, yuruyun, radyoyu acin ve dansedin.A leggyorsabb kiút a rossz hangulatból: menjünk ki, sétáljunk egyet, kapcsoljuk be a rádiót és táncoljunk.
Kotu bir ruh halinden cikmanin en hizli yolu: disariya cikin, yuruyun, radyoyu acin ve dansedin.Cách nhanh nhất để thoát khỏi tâm trạng tiêu cực: bước ra ngoài, đi dạo, mở máy phát thanh và nhảy múa.
Kotu bir ruh halinden cikmanin en hizli yolu: disariya cikin, yuruyun, radyoyu acin ve dansedin.Cara tercepat mengatasi suasana hati yang buruk: keluar, berjalan, hidupkan radio, dan menari.