Bu öğleden sonra dışarı çıkıyorum.I am going out this afternoon.
Önümüzdeki hafta kız kardeşimi görmek için Vancouver'a çıkıyorum.I'm going off to Vancouver next week to see my sister.
Garajdan çıkıp kamyona yürüdüm.I came out of the garage and walked to the truck.
Bizim planımıza çoğunluk tarafından karşı çıkıldı.Our plan was objected to by the majority.
Gelecek ay geziye çıkıyoruz.We are going on a journey next month.
Arabamızda ters giden bir şey olmalı; motordan duman çıkıyor.Something must be wrong with our car; the engine is giving off smoke.
Oturanların yarısından fazlası plana karşı çıkıyor.More than half the residents are opposed to the plan.
Çıkış nerede?Where is the way out?
Çocuk labirentten çıkış yolunu bulamadı.The boy could not find his way out of the maze.
Kalabalık çıkışa doğru koştu.The crowd rushed to the exit.
Hayat çıkışlarla ve inişlerle doludur.Life is full of ups and downs.
Hükümet harcaması biraz çığırından çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
Hükümet harcaması biraz kontrolden çıkıyor.Government spending is getting a little out of hand.
Bir zamanlar köyün çıkışında küçük güzel bir ev varmış.Once upon a time, there was a pretty little house way out in the country.
Öğrenci birliği yeni kurallara karşı çıkıyor.The student body is opposed to the new rules.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Başa çıkılması zor bir kişidir.He's a difficult person to deal with.
O sarhoşken kontrolden çıkıyor.He is out of control when drunk.
Onlar Darwin'in evrim teorisine karşı çıkıyorlar.They opposed Darwin's theory of evolution.
Onlar benim önerime kuvvetle karşı çıkıyorlar.They are strongly opposing my proposal.
Sen hapishaneden çıkıncaya kadar o evlenmiş olacak.By the time you get out of prison, she'll have been married.
Onun sahneye ilk çıkışı mevsimin en büyük sosyal olayı idi.Her debut was the biggest social event of the season.
Onun söylediğinden onun suçlu olduğu sonucu çıkıyor.It follows from what she says that he is guilty.
O bir kıskançlık çıkınıydı.She was a bundle of jealousy.
O bir merdivene çıkıyordu.She was going up a ladder.
O, şarkıcı olarak çıkış yapıyor.She is booming as a singer.
O, bu gece televizyonda çıkıyor.She is appearing on TV tonight.
O, çocuklarla nasıl başa çıkılacağını iyi bilir.She knows well how to deal with children.
Acil çıkışı nerede?Where's the emergency exit?
Babam her gün yürüyüşe çıkıyor.Father takes a walk every day.
Üç yıldır onunla çıkıyorum.I've been going steady with her for three years.
Eğer yarın yağmur yağarsa, yola çıkışımı ilk iyi güne kadar erteleyeceğim.If it should rain tomorrow, I will put off my departure till the first fine day.
Yarın sabah altıda çıkış yapmak istiyorum.I want to check out at 6 tomorrow morning.
Görme engelli adam el yordamıyla çıkışa doğru gitti.The blind man felt his way toward the exit.
Dışarı çıkıp oyun oynayabilir miyim?Can I go out and play?
Anne babam, görüşüme karşı çıkıyorlar.My parents object to my opinion.
Yeşil yapraklar çıkıyor.The green leaves are coming out.
Karen'in eteği yukarı çıkıyor.Karen's skirt is riding up.
Yarın dışarı çıkıyor musun?Are you going out tomorrow?
Bir saat içinde çıkıyorum.I'm going out in an hour.
Ben, bu gece yola çıkıyorum.I'm setting off tonight.
Gemi ne zaman yola çıkıyor?What time does the ship leave?
Acil çıkış kapısı nerede?Where is the emergency exit?
Tuvaletten çıkınca ellerimizi yıkamalıyız!Leaving the restroom we must wash our hands!
O binanın ilk yardım çıkışı yok.That building has no emergency exit.
Hayatın iniş ve çıkışları vardır.Life has its ups and downs.
Annem sigara içmeye karşı çıkıyor.My mother objects to smoking.
Gemi yarın Honolulu'ya yola çıkıyor.The ship leaves for Honolulu tomorrow.
İran Amerikalı kadının serbest bırakılmasına karşı çıkıyor.Iran balks at release of American woman.
Bu gece çıkıp çıkmayacağını Trang'e sor.Ask Trang if she's going out tonight.
Bir Keio öğrencisiyle çıkıyorsun, değil mi?You're going out with a Keio student, aren't you?
Biz bu durumdan başka bir çıkış yolu aramak zorundayız.We're forced to look for another way out of this situation.
Yarın Çin'e gitmek için yola çıkıyor.He's leaving for China tomorrow.
Yağmur yağdığı zamanlar dışında her gün yürüyüşe çıkıyorum.I go for a walk every day, except when it rains.
Erkek kardeşimle yürüyüşe çıkıyordum.I was taking a walk with my brother.
Şimdi kimle çıkıyorsun?Whom are you going out with now?
Tren yakında yola çıkıyor.The train is leaving soon.
Buradan çıkın! Hepiniz!Get out of here! All of you!
Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
Her gün yürüyüşe çıkın.Take a walk every day.