Sami Mısırlı bir kızla çıkıyordu.Sami was dating an Egyptian girl.
Sami ve Leyla çıkıyorlar.Sami and Layla are dating.
Sami siyah kızlarla çıkıyordu.Sami dated black girls.
Sami merdiveni çıkıyordu.Sami was climbing the ladder.
Altı aydır birlikte çıkıyorlar.They've been going out together for six months now.
Sami dışarı çıkıyor.Sami is going out.
Tom ve ben birlikte her sabah parkta bir yürüyüşe çıkıyoruz.Tom and I take a walk in the park together every morning.
Trenimiz saat 2.30'da yola çıkıyor.Our train leaves at 2:30.
Sami başa çıkılmazdı.Sami was unruly.
Sami birkaç kızla çıkıyordu ama ciddi bir şey değildi.Sami was dating a few girls, but nothing serious.
Sık sık dışarı çıkıyor musun?Do you go out often?
Hâlâ eskisi gibi her Pazartesi Tom'la çıkıyor musun?Do you still go out with Tom every Monday like you used to?
Her pazartesi Tom ile hâlâ çıkıyor musun?Do you still go out with Tom every Monday?
Tom ve Mary yarın sabah erken saatlerde Avustralya'ya yola çıkıyor olacaklar.Tom and Mary will be leaving for Australia early tomorrow morning.
Masayı kurmana gerek yok. Yemek için dışarı çıkıyoruz.There's no need to set the table. We're going out to eat.
Sami her cumartesi gecesi dışarı çıkıyor.Sami goes out every Saturday night.
Bu asansör yukarı çıkıyor.This elevator is going up.
Tom ve Mary yarın yola çıkıyorlar.Tom and Mary leave tomorrow.
Tom biriyle çıkıyor, değil mi?Tom is dating someone, isn't he?
Sen ve Tom'la çıkıyor musun?Are you and Tom dating?
Tom'un gerçekten Mary ile çıkıp çıkmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is really going out with Mary.
Tom her pazartesi akşam içmeye çıkıyor.Tom goes out drinking every Monday night.
Tom ne zaman hastaneden çıkıyor?When is Tom getting out of the hospital?
Günlük yürüyüşünüz için günün hangi saatinde çıkıyorsunuz?What time of day do you go out for your daily walk?
Sabahleyin genellikle saat kaçta evden çıkıyorsun?What time do you usually leave your house in the morning?
Hepsi Tom'un başının altından çıkıyor.It's all Tom's doing.
Aynı kapıya çıkıyorlar.They're in the same ballpark.
Küçük bir yürüyüşe çıkıyoruz.We are going for a little walk.
Küçük bir yürüyüş için dışarı çıkıyoruz.We're going out for a little walk.
Şimdi kimle dışarı çıkıyorsun?Who are you going out with now?
Tom kirli çıkıdır.Tom has short arms and deep pockets.
Soru senin neden orada olduğundan ortaya çıkıyor.The question emerges why you were there.
Tom eski sevgilimle çıkıyor.Tom is dating my ex-girlfriend.
Her gün aynı yemek mi çıkıyor, merak ediyorum.I wonder if the food is the same every day.
Artık okul çıkışı o berduşlarla takılmanı istemiyorum.I don't want you hanging out with those greaseballs after school any more.
Şimdi çıkıyorum.I'm getting out now.
Ben şimdi dışarı çıkıyorum.I'm going out now.
Birkaç dakikaya çıkıyorum.I'll be leaving in a few minutes.
Öğlene doğru çıkıyoruz.We're leaving about noon.
Ben çıkıyorum. Yarın görüşürüz.I'm leaving. See you tomorrow.
İşler bir anda kontrolden çıkıverdi.Things spun out of control very quickly.
Tom'un arabası kontrolden çıkıp spin attı.Tom's car spun out of control.
Tabela "Çıkış." diyor.The sign says "Exit."
Sahneye çıkınca hâlâ gerginleşiyor musun?Do you still get nervous on stage?
Dışarı çıkıp bunu görmen gerek.You need to come out and see this.
Bazı ebeveynler çocuklarına aşı yapılmasına karşı çıkıyor.Some parents refuse to have their children vaccinated.
Yurt dışına ilk çıkışımdı.It was my first trip aboard.
Okul için evinden saat kaçta çıkıyorsun?What time do you leave your house for school?
Bana telefon ettiğinde evden çıkıyordum.I was leaving home when he telephoned me.
Hapisten çıkınca yeniden ayaklarımın üstünde durmama yardım etti.When I got out of prison, he helped me get back on my feet.
Gizlice çıkıp arkadaşlarıyla birkaç bira içti.He snuck out and had a few beers with his friends.
Tüm ülkelerin bir çıkış stratejisine ihtiyacı var.All countries need an exit strategy.
Şeker toplamaya çıkıyorduk.We used to go out to collect candy.
Çıkış yolunu bulmak için on dakikadan daha fazla zamana ihtiyacı vardı.He needed more than ten minutes to find the way out.
Hava dışarı çıkılmayacak kadar soğuk.It's too cold to go outside.
Bu havada dışarı çıkılmaz, çok soğuk.It's too cold to go outside.
Şafakta yola çıkıyoruz.We leave at dawn.
Dışarı çıkınca buz saçaklarına dikkat et.Beware of ice dams when you get outside.
Lütfen buraya çıkıp masanın üstüne oturun.Please step up here, then sit on this table.
Bu yol resmedilmeye değer bir yerleşim yerine çıkıyor.The path leads past a picturesque settlement.