Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Maar buiten adem geslagen worden leert je longen de smaak van lucht waarderen.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Mais avoir le souffle coupé est la seule façon de rappeler à tes poumons combien ils aiment le goût de l'air.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Ma restare senza fiato è l'unico modo per ricordare ai tuoi polmoni quanto amino il sapore dell'aria.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Mas ficarmos sem fôlego é a única forma de nos lembrarmos que temos pulmões de quanto gostamos do sabor do ar.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Men att tappa andan är det enda sättet att påminna dina lungor om hur mycket luft betyder.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Nhưng bị đánh hộc hơi thì phổi con mới nhớ rằng không khí tuyệt vời như thế nào
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Але вибити з тебе подих - це єдиний спосіб нагадати твоїм легеням, як сильно їм подобається смак повітря.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Но и че само като си изгубиш дъха можеш да напомниш на белите си дробове колко много обичат вкуса на въздуха.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.Но только задыхаясь от удара можно напомнить своим легким как сильно им нравится вкус воздуха.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.אבל הנשימה שנעתקת ממך היא הדרך היחידה להזכיר לריאות שלך עד כמה הן אוהבות את טעמו של האויר.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.ولكن ركل " الرياح " لك .. هي الطريقة الوحيدة لتذكير رئتيك كم هو رائعٌ طعم الهواء.
Ancak rüzgar seni sarhoş ettiğinde ciğerlerin havanın tadını ne kadar sevdiklerini anlayabilir.空気の味がどんなに好きか 肺に思い出させる 唯一の方法なのだ 絆創膏でも 詩でも
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.De repente se oyó un golpe violento contra la puerta de la sala, un grito agudo, y entonces - el silencio.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.De repente veio um baque violento contra a porta da sala, um grito agudo e então - silêncio.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Dintr-o dată a venit o bufnitură violentă împotriva uşa de salon, un strigăt ascuţit, precum şi apoi - tacere.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Đột nhiên có đến một uỵch bạo lực chống lại các cánh cửa của phòng khách, khóc một sắc nét, và sau đó im lặng.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Hirtelen jött heves puffanással az ajtónak a nappaliba, egy éles kiáltás, és Ezután - csend.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Improvvisamente ci fu un tonfo violento contro la porta del salotto, un grido acuto, e poi - il silenzio.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.갑자기 응접실의 문이에 대한 폭력 쿵, 날카로운 외침, 그리고이왔다 다음 - 침묵.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Nagle rozległ się gwałtowny łomot do drzwi salonu, ostry krzyk, a potem - cisza.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Náhle sa strhol násilný úder proti dverám do salónu, ostrý výkrik, a potom - ticho.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Náhle se strhl násilný úder proti dveřím do salónu, ostrý výkřik, a pak - ticho.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Nenadoma je prišel nasilno proti udarcem vrata salon, oster krik, in potem - tišina.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Plotseling kwam er een hevige klap tegen de deur van de salon, een scherpe huilen, en dan - stilte.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Plötsligt kom en våldsam duns mot dörren till salongen, en skarp gråta, och då - tystnad.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Plötzlich kam ein heftiger Schlag gegen die Tür des Salons, ein scharfer Schrei, und dann - Stille.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Soudain il y eut un bruit sourd violents contre la porte du parloir, un cri aigu, et alors - le silence.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Tiba-tiba terdengar bunyi gedebuk kekerasan terhadap pintu ruang tamu, menangis tajam, dan maka - diam.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Tuli yhtäkkiä väkivaltainen jysähti vastaan oven saliin, terävä huuto, ja sitten - hiljaisuus.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Ξαφνικά ήρθε μια βίαιη γδούπος από την πόρτα της αίθουσας, μια απότομη κραυγή, και τότε - σιωπή.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Вдруг раздался сильный стук к двери гостиной, резкий крик, и потом - тишина.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.Раптом пролунав сильний стукіт до дверей вітальні, різкий крик, і потім - тиша.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.فجأة هناك جاء جلجل عنيفة ضد باب الردهة ، صرخة حادة ، و ثم -- الصمت.
Aniden salonun kapı karşı şiddetli bir gümbürtüyle, keskin bir çığlık, ve oraya geldi sonra sessizlik.その後 - 沈黙。 "HUL - LO!"テディHenfreyは言った。 "HUL - LO!"タップから。
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.A világítás egy segélykiáltás.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Cahaya itu seperti teriakan minta tolong.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Chớp sáng giống như tiếng kêu cứu.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Das Aufblitzen ist wie ein Hilferuf.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.De flits is als een schreeuw om hulp.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.El destello es como un grito de ayuda.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Glimtet er en slags råb om hjælp.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Il bagliore è un grido di aiuto.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Instantaneul de lumină este precum un strigăt de ajutor.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.도움을 요청하는 빛인거죠.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.L'éclair est comme un appel à l'aide.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.O flash é como um pedido de ajuda.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Światło jest jak wołanie o pomoc.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Záblesk je ako krik o pomoc.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Záblesk je jako volání o pomoc.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Вспышка - это как крик о помощи.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Проблясването е като вик за помощ.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.Спалах - це крик про допомогу.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.ההיבהוב הוא כמו זעקה לעזרה.
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.ان هذا الضوء مثل طلب مساعدة
Ani ışık bir yardım çığlığı gibi.生物発光警報装置として知られています
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Tilanne alkaa olla hurja pohjoisessakin.
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Veo que en el norte también hay cierto descontrol.
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Więc na północy też zaczyna być groźnie.
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Ώστε έχουμε εξελίξεις στα βόρεια.
Anlıyorum. Tabuyu çignedin, degil mi?Już rozumiem.