çölde ile cümle

çölde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.네가 우리를 젖과 꿀이 흐르는 땅에서 이끌어 내어 광야에서 죽이려 함이 어찌 작은 일이기에 오히려 스스로 우리 위에 왕이 되려 하느냐
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.המעט כי העליתנו מארץ זבת חלב ודבש להמיתנו במדבר כי תשתרר עלינו גם השתרר׃
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.أقليل انك اصعدتنا من ارض تفيض لبنا وعسلا لتميتنا في البرية حتى تترأس علينا ترؤسا.
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.你 將 我 們 從 流 奶 與 蜜 之 地 領 上 來 、 要 在 曠 野 殺 我 們 、 這 豈 為 小 事 、 你 還 要 自 立 為 王 轄 管 我 們 麼
‹‹Bizi çölde öldürtmek için süt ve bal akan ülkeden çıkardın. Bu yetmiyormuş gibi başımıza geçmek istiyorsun.你 將我們從 流奶 與蜜 之 地 領上來 、 要 在 曠野殺 我 們 、 這豈為 小事 、 你 還 要 自立為王 轄管 我 們麼
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Hitrejši so bili naši preganjalci nego orli pod nebom: po gorah so nas podili, v puščavi so nas zalezovali.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.우리를 쫓는 자가 공중의 독수리보다 빠름이여 산꼭대기에서도 쫓고 광야에도 매복하였도다
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Mer snare end Himlens Ørne var de, som jog os, på Bjergene satte de efter os, lured i Ørkenen,
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Prędsi są ci, którzy nas gonią, niż orły niebieskie; po górach nas gonią, na pustyniach czyhają na nas.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Prigonitorii noştri erau mai iuţi de cît vulturii cerului. Ne-au fugărit pe munţi, şi ne-au pîndit în pustie.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Våra förföljare voro snabbare än himmelens örnar; på bergen jagade de oss, i öknen lade de försåt för oss.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Våre forfølgere var raskere enn himmelens ørner; på fjellene forfulgte de oss, i ørkenen lurte de på oss.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Ония, които ни гонеха, станаха по-леки от небесните орли; Гониха ни по планините, причакваха ни в пустинята.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.Преследовавшие нас были быстрее орлов небесных; гонялись за нами по горам, ставили засаду для нас в пустыне.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.קלים היו רדפינו מנשרי שמים על ההרים דלקנו במדבר ארבו לנו׃
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.صار طاردونا اخف من نسور السماء. على الجبال جدوا في اثرنا. في البرية كمنوا لنا.
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.追 趕 我 們 的 、 比 空 中 的 鷹 更 快 . 他 們 在 山 上 追 逼 我 們 、 在 曠 野 埋 伏 、 等 候 我 們
Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti, Dağların üstünde kovaladılar bizi, Çölde bize pusu kurdular.追趕 我 們 的 、 比 空中 的 鷹 更 快 . 他 們在 山上 追逼 我 們 、 在 曠野 埋伏 、 等候 我 們
Bu, bir ay önce çölde birlikte gezdiğim kişi, dünyanın tanrıça anası olan Everest,이 친구는 한 달 전에 제가 우연히 함께 사막까지 여행했던 사람입니다. 초모랑마 산 비탈의 야크 몰이꾼입니다.
Bu, bir ay önce çölde birlikte gezdiğim kişi, dünyanın tanrıça anası olan Everest,Vele utaztam a sivatagban egy hónappal ezelőtt, illetve csordapásztor a Csomolungma lankáin,
Bu, bir ay önce çölde birlikte gezdiğim kişi, dünyanın tanrıça anası olan Everest,אגב, זה היה חברי למסע אל המדבר לפני חודש -- או אפילו רועה יאק במדרונות צ'ומולנגמה,
Bu, bir ay önce çölde birlikte gezdiğim kişi, dünyanın tanrıça anası olan Everest,一緒に旅した人です これは世界の地母神であるエベレスト チョモランマの斜面に住むヤク飼いです
Bunlar çöldeki bitkiler.Estás son las plantas que están en el desierto.
Bunlar çöldeki bitkiler.Ini adalah tanaman yang di padang gurun.
Bunlar çöldeki bitkiler.Jde o rostliny rostoucí na pouštích.
Bunlar çöldeki bitkiler.사막에 사는 식물들이죠
Bunlar çöldeki bitkiler.Това са растенията, които живеят в пустинята.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Ako vam torej reko: Glej, v puščavi je! ne hodite ven; glej, v hramih je! ne verujte.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Azért ha azt mondják majd néktek: Ímé a pusztában van; ne menjetek ki. Ímé a belsõ szobákban; ne higyjétek.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Derfor, om de sige til eder: Se, han er i Ørkenen, da går ikke derud; se. han er i Kamrene, da tror det ikke!
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Jeźliby wam tedy rzekli: Oto na puszczy jest, nie wychodźcie; oto w komorach, nie wierzcie.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.그러면 사람들이 너희에게 말하되 보라 그리스도가 광야에 있다 하여도 나가지 말고 보라 골방에 있다 하여도 믿지 말라
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Protož řeknou-liť vám: Aj, na poušti jest, nevycházejte. Aj, v skrýších, nevěřte.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Se dunque vi diranno: Ecco, è nel deserto, non ci andate; o: E' in casa, non ci credete
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Tedy keď vám povedia: Hľa, je na púšti! nevychádzajte! Hľa, vo vnútorných chyžiach! neverte!
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Εαν λοιπον ειπωσι προς υμας, Ιδου, εν τη ερημω ειναι, μη εξελθητε, Ιδου, εν τοις ταμειοις, μη πιστευσητε
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Итак, если скажут вам: „вот, Он в пустыне", - не выходите; „вот, Он в потаенных комнатах", - не верьте;
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Коли ж скажуть вам: Ось він у пустині; не виходьте; Ось він у коморах; не діймайте віри.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.Прочее, ако ви кажат: Ето, Той е в пустинята; не излизайте; или: Ето Той е във вътрешните стаи; не вярвайте.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.לכן כי יאמרו אליכם הנו במדבר אל תצאו הנו בחדרים אל תאמינו׃
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.فان قالوا لكم ها هو في البرية فلا تخرجوا. ها هو في المخادع فلا تصدقوا.
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.若 有 人 對 你 們 說 、 看 哪 、 基 督 在 曠 野 裡 . 你 們 不 要 出 去 . 或 說 、 看 哪 、 基 督 在 內 屋 中 . 你 們 不 要 信
‹‹Bunun için size, ‹İşte Mesih çölde› derlerse gitmeyin. ‹Bakın, iç odalarda› derlerse inanmayın.若有 人 對 你 們說 、 看 哪 、 基督 在 曠野裡 . 你 們不要 出去 . 或說 、 看 哪 、 基督 在 內屋 中 . 你 們 不 要 信
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;a budete znať i to, čo vám činil na púšti, dokiaľ ste neprišli na toto miesto,
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;ce qu`il vous a fait dans le désert, jusqu`à votre arrivée en ce lieu;
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;cînd vă urmăreau, şi i -a nimicit pentru totdeauna;
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;ciò che ha fatto per voi nel deserto, fino al vostro arrivo in questo luogo
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;eivätkä, mitä hän teki teille erämaassa, aina siihen saakka, kunnes te tulitte tähän paikkaan,
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;És a melyeket cselekedett veletek a pusztában, a míg e helyre jutátok;
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;in koliko je za vas storil v puščavi, dokler niste prišli v ta kraj;
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;Kamu tahu apa yang dilakukan TUHAN bagimu di padang gurun sebelum kamu sampai di sini
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;또 너희가 이곳에 이르기까지 광야에서 너희에게 행하신 일과
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;och vad han gjorde med eder i öknen, ända till dess I kommen hit,
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;og hvad han gjorde for eder i Ørkenen, lige til I kom til Stedet her,
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;og hvad han gjorde med eder i ørkenen inntil I kom til dette sted,
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;o que vos fez no deserto, até chegardes a este lugar;
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;Také co učinil vám na poušti, dokudž jste nepřišli až k místu tomuto,
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;Także co wam uczynił na puszczy, ażeście przyszli na to miejsce;
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;und was er euch getan hat in der Wüste, bis ihr an diesen Ort gekommen seid;
Buraya varıncaya dek RABbin çölde sizin için neler yaptığını;việc Ngài đã làm cho các ngươi trong đồng vắng cho đến khi tới chốn nầy;

İlgili Sayfalar