çölde ile cümle

çölde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Det var jeg som sørget for dig i ørkenen, i det brennhete land.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Di tanah gersang di padang gurun, Akulah yang menjaga kamu
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Én ismertelek téged a pusztában, az eltikkadt földön.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Eu te-am cunoscut în pustie, într'un pămînt fără apă.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Eu te conheci no deserto, em terra muito seca.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Ich nahm mich ja deiner an in der Wüste, im dürren Lande.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Ik heb voor u gezorgd in de dorre, droge woestijn.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Io ti ho protetto nel deserto, in quell'arida terra
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Ja som ťa poznal na púšti, v zemi veľkého sucha.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Jáť jsem tě poznal na poušti v zemi velmi vyprahlé.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.jeg var din Vogter i Ørken, den svidende Tørkes Land.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Je t`ai connu dans le désert, Dans une terre aride.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.내가 광야 마른 땅에서 너를 권고하였거늘
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Minä tunsin sinut erämaassa, kuivassa maassa.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Poznal sem te v puščavi, v deželi velike suhote.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Ta đã biết ngươi trong đồng vắng , trong đất khô_khan .
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Ta đã biết ngươi trong đồng vắng, trong đất khô khan.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Uzdrowię odwrócenie ich, a rozmiłuję się w nich dobrowolnie; bo się odwróci zapalczywość moja od nich.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Yo te conocí en el desierto, en tierra de sequedad
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Εγω σε εγνωρισα εν τη ερημω, εν γη ανυδρω.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Аз съм познал ходенето ти в пуситнята, В много сухата земя.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.Я признал тебя в пустыне, в земле жаждущей.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.אני ידעתיך במדבר בארץ תלאבות׃
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.انا عرفتك في البرية في ارض العطش.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.我 曾 在 曠 野 乾 旱 之 地 認 識 你
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.我 曾 在 曠野 乾旱 之 地 認識你
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Au supravieţuit milenii în deşert, în permafrost, în vârful munţilor şi în fundul oceanelor.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Chúng đã tồn tại ngàn năm ở sa mạc, ở vùng cực, ở đỉnh núi, ở đáy biển.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.De har overlevet i årtusinder i ørkener, i permafrosten, på toppen af bjerge og på bunden af havet.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Évezredeket éltek túl sivatagokban, fagyos területeken, hegycsúcsokon és az óceánok mélyén.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.그들은 수천년을 생존해 왔습니다. 사막에서, 얼어붙은 땅에서, 산의 정상에서, 그리고 바다 밑바닥에서요.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Prežili tisícročia v púšti, v permafroste, na vrcholoch hôr a na dne oceánu.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Przetrwały tysiące lat na pustyni, w wiecznej zmarzlinie, na szczytach gór i na dnie oceanu.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Sie haben Jahrtausende überlebt, in der Wüste, im Permaforst auf Berggipfeln, und am Meeresgrund.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Sobreviveram durante milénios no deserto, na "permafrost", no topo das montanhas e no fundo do oceano.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Sono sopravvissuti per millenni nel deserto, nel permafrost, in cima alle montagne e sul fondo dell'oceano.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Ze hebben millennia overleefd in een woestijn, in de permafrost, bovenop bergen en op de bodem van de oceaan.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Они существовали тысячелетиями в пустыне, вечной мерзлоте, на вершинах гор и дне океана.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.הם שרדו אלפי שנים במדבר, בקרקע הקפואה, בפסגות ההרים ובקרקעית הים.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.لقد نجوا لآلاف السنين في الصحراء و الجليد في أعالي الجبال و أعماق المحيطات
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.砂漠や永久凍土 山頂や海の底で 何千年も生き続けてきました 知られざる自然の脅威や人間の侵略を
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Det er som en frisk vind i ørkenen, når vi kan komme sammen."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""E ca un vânt răcoros în deşert când putem să fim împreună."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""E' come un vento fresco nel deserto quando possiamo essere uniti".
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""É como uma brisa fresca no deserto "quando nos conseguimos juntar."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Es como viento fresco en el desierto cuando podemos estar unidos".
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Es gleicht einem frischen Wind in der Wüste, wenn wir uns treffen können."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Het is als een frisse wind in de woestijn als we samen kunnen komen."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""우리가 연합할 수 있을때는 사막에서의 신선한 바람과 같다"
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Kot svež veter v puščavi je, ko pridemo skupaj."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Nó giống như một ngọn gió mát lành cho sa mạc khi chúng ta có thể cùng nhau đứng lên."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Olyan az, mint a firss szél a sivatagban, amikor összejövünk."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Seperti angin segar di padang gurun saat kami bersatu."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""To jak orzeźwiający wiatr na pustyni, że możemy występować razem".
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Винаги е като свеж полъх в пустинята когато можем да се съберем."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Когда мы объединяемся, это похоже на дуновение свежего ветра в пустыне."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor.""Це наче свіжий вітер у пустелі, коли в нас є можливість об'єднатися".
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor."זה כמו רוח מרעננת במדבר" "כשאנחנו יכולים להתאחד
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor."" الأمر مثل الرياح العاتية في الصحراء حينما نكون سوياً."
"Bir araya gelmemiz çölde esen rüzgar gibi oluyor."まるで砂漠に吹く爽やかな風のようだ」と また ジンバブエでは イノセントという男性がいました

İlgili Sayfalar