çölde ile cümle

çölde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sonra Ovottan ayrılıp doğuda Moava bakan çölde, İye- Haavarimde konakladı.Så brøt de op fra Obot og leiret sig ved Ije-Ha'abarim i ørkenen rett i øst for Moab.
Sonra Ovottan ayrılıp doğuda Moava bakan çölde, İye- Haavarimde konakladı.Vandaar trokken zij naar Abarim in de woestijn, die ten oosten van Moab ligt.
Sonra Ovottan ayrılıp doğuda Moava bakan çölde, İye- Haavarimde konakladı.и отправились из Овофа и остановились в Ийе-Авариме, в пустыне, что против Моава, к восходу солнца;
Sonra Ovottan ayrılıp doğuda Moava bakan çölde, İye- Haavarimde konakladı.ויסעו מאבת ויחנו בעיי העברים במדבר אשר על פני מואב ממזרח השמש׃
Sonra Ovottan ayrılıp doğuda Moava bakan çölde, İye- Haavarimde konakladı.وارتحلوا من اوبوت ونزلوا في عيّي عباريم في البرية التي قبالة موآب الى شروق الشمس.
Sonra Ovottan ayrılıp doğuda Moava bakan çölde, İye- Haavarimde konakladı.又 從 阿 伯 起 行 、 安 營 在 以 耶 、 亞 巴 琳 、 與 摩 押 相 對 的 曠 野 、 向 日 出 之 地
Sonra Ovottan ayrılıp doğuda Moava bakan çölde, İye- Haavarimde konakladı.又 從 阿伯 起行 、 安營 在 以耶 、 亞巴琳 、 與 摩押 相對 的 曠野 、 向日 出 之地
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.(77:19) и говорили против Бога и сказали: „может ли Бог приготовить трапезу в пустыне?"
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.A mluvili proti Bohu, řkouce: Zdaliž bude moci Bůh silný připraviti stůl na této poušti?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.A mówili przeciwko Bogu temi słowy: Izali może Bóg zgotować stół na tej puszczy?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Au vorbit împotriva lui Dumnezeu, şi au zis: ,,Oare va putea Dumnezeu să pună o masă în pustie?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.de talte mod Gud og sagde: "Kan Gud dække Bord i en Ørken?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.És szólának Isten ellen, mondván: Avagy tudna-é Isten asztalt teríteni a pusztában?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Họ nói nghịch cùng Ðức Chúa Trời, Mà rằng: Ðức Chúa Trời há có thể dọn bàn nơi đồng vắng sao?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Họ nói nghịch cùng Ðức_Chúa_Trời , Mà rằng : Ðức_Chúa_Trời há có_thể dọn bàn nơi đồng vắng sao ?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Hovorili proti Bohu a vraveli: Či bude môcť silný Bôh pripraviť stôl na púšti?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Ils parlèrent contre Dieu, Ils dirent: Dieu pourrait-il Dresser une table dans le désert?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.In grdo govoreč zoper Boga, so rekli: Ali bi mogel Bog mogočni pripraviti mizo v tej puščavi?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Ja he puhuivat Jumalaa vastaan sanoen: "Voikohan Jumala kattaa pöydän erämaassa?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.그 뿐 아니라 하나님을 대적하여 말하기를 하나님이 광야에서 능히 식탁을 준비하시랴
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Mereka melawan Allah dengan berkata, "Sanggupkah Allah memberi kita makan di padang gurun
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.mormorarono contro Dio dicendo: «Potrà forse Dio preparare una mensa nel deserto?»
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Och de talade mot Gud, de sade: »Kan väl Gud duka ett bord i öknen?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Og de talte mot Gud, de sa: Kan vel Gud dekke bord i ørkenen?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.und redeten gegen Gott und sprachen: "Ja, Gott sollte wohl können einen Tisch bereiten in der Wüste?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Y hablaron contra Dios diciendo: "¿Podrá preparar una mesa en el desierto
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.Zij verzetten zich tegen God en zeiden: "Kan God ons in de woestijn ook te eten geven?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.και ελαλησαν κατα του Θεου, λεγοντες, Μηπως δυναται ο Θεος να ετοιμαση τραπεζαν εν τη ερημω;
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.И говориха против Бога, казвайки: Може ли Бог да приготви трапеза в пустинята?
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.וידברו באלהים אמרו היוכל אל לערך שלחן במדבר׃
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.‎فوقعوا في الله. قالوا هل يقدر الله ان يرتب مائدة في البرية‎.
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.並 且 妄 論 神 、 說 、 神 在 曠 野 豈 能 擺 設 筵 席 麼
‹‹Tanrı çölde sofra kurabilir mi?›› diyerek, Tanrıya karşı konuştular.並且 妄論神 、 說 、 神 在 曠野豈能 擺設 筵席麼
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››8:23 Drei Tagereisen wollen wir gehen in die Wüste und dem HERRN, unserm Gott, opfern, wie er uns gesagt hat.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Cestou tří dnů půjdeme na poušť, a obětovati budeme Hospodinu Bohu našemu, jakž nám rozkázal.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Háromnapi járó földre megyünk a pusztába és úgy áldozunk a mi Urunknak Istenünknek, a mint megmondja nékünk.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Iremos a tres días de camino por el desierto y ofreceremos sacrificios a Jehovah, según él nos diga
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››우리가 사흘길쯤 광야로 들어가서 우리 하나님 여호와께 희생을 드리되 우리에게 명하시는대로 하려하나이다
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Lad os drage tre Dagsrejser ud i Ørkenen og ofre til HERREN vor Gud, således som han har pålagt os!"
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Så låt oss nu gå tre dagsresor in i öknen och offra åt HERREN, vår Gud, såsom han befaller oss.»
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Tre dagsreiser vil vi gå ut i ørkenen og ofre til Herren vår Gud, således som han byder oss.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Tri dni hoda pojdemo v puščavo, da darujemo GOSPODU, Bogu svojemu, kakor nam bo velel.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››мы пойдем в пустыню, на три дня пути, и принесем жертву Господу, Богу нашему, как скажет нам.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››Ще отидем на тридневен път в пустинята и ще жертвуваме на Господа нашия Бог, според както би ни казал.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››דרך שלשת ימים נלך במדבר וזבחנו ליהוה אלהינו כאשר יאמר אלינו׃
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››نذهب سفر ثلاثة ايام في البرية ونذبح للرب الهنا كما يقول لنا.
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››我 們 要 往 曠 野 去 、 走 三 天 的 路 程 、 照 著 耶 和 華 我 們 神 所 要 吩 咐 我 們 的 、 祭 祀 他
Tanrımız RABbe kurban kesmek için, bize buyurduğu gibi üç gün çölde yol almalıyız.››我 們 要 往曠 野 去 、 走 三 天 的 路程 、 照著 耶和華 我 們神 所 要 吩咐 我 們 的 、 祭祀 他
Ve bu ne bitkilerin ne olduğunu hayal edebilirsiniz. Bunlar çöldeki bitkiler.Pewnie wiecie o jakich roślinach mówię -- tych, które rosną na pustyni.
Winslow, Arizona yakınlarına gittiyseniz çöldeki krateri biliyorsunuzdur.만약 여러분이 아리조나 주의 윈슬로우에 가보셨다면, 거기 있는 사막에 있는 크레이터는 워낙
Winslow, Arizona yakınlarına gittiyseniz çöldeki krateri biliyorsunuzdur.יש נקודת ביניים בין אבן קטנטנה לסלע עצום, ולמעשה, אם מישהו מכם טייל ליד וינסלו, אריזונה,
Winslow, Arizona yakınlarına gittiyseniz çöldeki krateri biliyorsunuzdur.لو أن أياً منكم زار وينسلو في ولاية أريزونا ثمة فوهة في الصحراء هناك
Winslow, Arizona yakınlarına gittiyseniz çöldeki krateri biliyorsunuzdur.亞利桑那州嘅溫斯洛附近 嗰度有個坑係沙漠裡面
Winslow, Arizona yakınlarına gittiyseniz çöldeki krateri biliyorsunuzdur.砂漠の中に"アリゾナ隕石孔"と呼ばれる 非常に象徴的なクレーターがあります
Yahya, ‹‹Peygamber Yeşayanın dediği gibi, ‹Rabbin yolunu düzleyin› diye çölde haykıranın sesiyim ben›› dedi.Han sagde: "Jeg er en Røst af en, som råber i Ørkenen: Jævner Herrens Vej, som Profeten Esajas har sagt."
Yahya, ‹‹Peygamber Yeşayanın dediği gibi, ‹Rabbin yolunu düzleyin› diye çölde haykıranın sesiyim ben›› dedi.Han sa: Jeg er en røst av en som roper i ørkenen: Gjør Herrens vei jevn, som profeten Esaias har sagt.
Yahya, ‹‹Peygamber Yeşayanın dediği gibi, ‹Rabbin yolunu düzleyin› diye çölde haykıranın sesiyim ben›› dedi.Han svarade: »Jag är rösten av en som ropar i öknen: 'Jämnen vägen för Herren', såsom profeten Esaias sade.»
Yahya, ‹‹Peygamber Yeşayanın dediği gibi, ‹Rabbin yolunu düzleyin› diye çölde haykıranın sesiyim ben›› dedi.가로되 나는 선지자 이사야의 말과 같이 주의 길을 곧게 하라고 광야에서 외치는 자의 소리로라 하니라
Yahya, ‹‹Peygamber Yeşayanın dediği gibi, ‹Rabbin yolunu düzleyin› diye çölde haykıranın sesiyim ben›› dedi.Monda: Én kiáltó szó vagyok a pusztában. Egyengessétek az Úrnak útját, a mint megmondotta Ésaiás próféta.
Yahya, ‹‹Peygamber Yeşayanın dediği gibi, ‹Rabbin yolunu düzleyin› diye çölde haykıranın sesiyim ben›› dedi.Reče: Jaz sem „glas vpijočega v puščavi: Poravnajte pot Gospodov“, kakor je povedal Izaija prorok.

İlgili Sayfalar