çölde ile cümle
çölde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.arsero di brame nel deserto, e tentarono Dio nella steppa
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ci i -a apucat pofta în pustie, şi au ispitit pe Dumnezeu în pustietate.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.de grebes af Attrå i Ørkenen, i Ødemarken fristed de Gud;
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.De grepos av lystnad i öknen och frestade Gud i ödemarken.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Di padang gurun mereka dirangsang nafsu, dan mencobai Allah
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Epekedés epeszté õket a pusztában, és próbára tevék Istent a sivatagon.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Heissä syttyi himo erämaassa, ja he kiusasivat Jumalaa autiossa maassa.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ils furent saisis de convoitise dans le désert, Et ils tentèrent Dieu dans la solitude.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.광야에서 욕심을 크게 발하며 사막에서 하나님을 시험하였도다
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.mas deixaram-se levar pela cobiça no deserto, e tentaram a Deus no ermo.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.men de blev grepet av begjærlighet i ørkenen, og de fristet Gud på det øde sted.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Nhưng có lòng tham dục quá đỗi tại trong đồng vắng, Và thử Ðức Chúa Trời nơi vắng vẻ.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Nhưng có lòng tham dục quá_đỗi tại trong đồng vắng , Và thử Ðức_Chúa_Trời nơi vắng_vẻ .
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Potom sa ich zmocnila náramná žiadosť na púšti, a pokúšali silného Boha na pustine.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Und sie wurden lüstern in der Wüste und versuchten Gott in der Einöde.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Zij wilden afgoden gaan vereren in de woestijn en zo daagden zij God uit daar in die woestenij.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Αλλ' επεθυμησαν επιθυμιαν εν τη ερημω, και επειρασαν τον Θεον εν τη ανυδρω.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Но се полакомиха твърде много в пустинята, И изпитаха Бога в безводната страна;
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.ויתאוו תאוה במדבר וינסו אל בישימון׃
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.بل اشتهوا شهوة في البرية وجربوا الله في القفر.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.反 倒 在 曠 野 大 起 慾 心 、 在 荒 地 試 探 神
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.反倒 在 曠野 大 起 慾心 、 在 荒地 試 探 神
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.A najde jo angel GOSPODOV pri studencu v puščavi, pri tistem studencu, ki je na potu v Sur;
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.De Engel van de HERE vond Hagar bij een woestijnbron langs de weg naar Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Então o anjo do Senhor, achando-a junto a uma fonte no deserto, a fonte que está no caminho de Sur,
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.És találá õt az Úrnak angyala egy forrásnál a pusztában, annál a forrásnál, a mely a Súrba menõ úton van.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.I znalazł ją Anioł Pański u źródła wód na puszczy, nad źródłem, przy drodze Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Ja Herran enkeli tapasi hänet vesilähteeltä erämaassa, sen lähteen luota, joka on Suurin tien varressa.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.여호와의 사자가 광야의 샘곁 곧 술 길 샘물 곁에서 그를 만나
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.La trovò l'angelo del Signore presso una sorgente d'acqua nel deserto, la sorgente sulla strada di Sur
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Malaikat TUHAN menjumpai Hagar di dekat mata air di padang gurun, di jalan yang menuju ke padang gurun Sur
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Men HERRENS ängel kom emot henne vid en vattenkälla i öknen, den källa som ligger vid vägen till Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Men HERRENs Engel fandt hende ved Vandkilden i Ørkenen, ved Kilden på Vejen til Sjur;
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Men Herrens engel fant henne ved vannkilden i ørkenen, ved kilden på veien til Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Našel ji pak anděl Hospodinův u studnice vody na poušti, u studnice té, kteráž jest při cestě Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Nhưng thiên sứ của Ðức Giê-hô-va thấy nàng ở trong đồng vắng gần bên suối nước, nơi mé đường đi và Su-rơ,
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Nhưng thiên_sứ của Ðức_Giê - hô-va thấy nàng ở trong đồng vắng gần bên suối nước , nơi mé đường đi và Su-rơ ,
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Potom ju našiel anjel Hospodinov pri prameni vody na púšti, pri prameni na ceste do Šúra.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Ευρε δε αυτην αγγελος Κυριου πλησιον πηγης υδατος, εν τη ερημω, πλησιον της πηγης κατα την οδον Σουρ
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.И нашел ее Ангел Господень у источника воды в пустыне, у источника на дороге к Суру.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Но ангел Господен я намери при един воден извор в пустинята, при извора на пътя за Сур;
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.וימצאה מלאך יהוה על עין המים במדבר על העין בדרך שור׃
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.فوجدها ملاك الرب على عين الماء في البرية. على العين التي في طريق شور.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.耶 和 華 的 使 者 在 曠 野 、 書 珥 路 上 的 水 泉 旁 遇 見 他
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.耶和華 的 使者 在 曠野 、 書珥 路上 的 水泉 旁 遇見他
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,Assim diz o Senhor: O povo que escapou da espada achou graça no deserto. Eu irei e darei descanso a Israel.
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,나 여호와가 이같이 말하노라 칼에서 벗어난 백성이 광야에서 은혜를 얻었나니 곧 내가 이스라엘로 안식을 얻게 하러 갈 때에라
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,Så siger HERREN: Folket, der undslap Sværdet, fandt Nåde i Ørkenen, Israel vandred til sin Hvile,
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,Так говорит Господь: народ, уцелевший от меча, нашел милость в пустыне; иду успокоить Израиля.
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,כה אמר יהוה מצא חן במדבר עם שרידי חרב הלוך להרגיעו ישראל׃
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,هكذا قال الرب. قد وجد نعمة في البرية الشعب الباقي عن السيف اسرائيل حين سرت لاريحه.
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,耶 和 華 如 此 說 、 脫 離 刀 劍 的 、 就 是 以 色 列 人 、 我 使 他 享 安 息 的 時 候 、 他 曾 在 曠 野 蒙 恩
RAB diyor ki, ‹‹Kılıçtan kaçıp kurtulan halk çölde lütuf buldu. Ben İsraili rahata kavuşturmaya gelirken,耶和華 如此 說 、 脫離 刀劍 的 、 就是 以色列人 、 我 使 他 享 安息 的 時候 、 他 曾 在 曠野 蒙恩
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.(106:40) он изливает бесчестие на князей и оставляет их блуждать в пустыне, где нет путей.
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.Colui che getta il disprezzo sui potenti, li fece vagare in un deserto senza strade
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.derrama menosprecio sobre los príncipes, y les hace andar errantes, vagabundos, sin camino
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.ele lança o desprezo sobre os príncipes, e os faz desgarrados pelo deserto, onde não há caminho.
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.El varsă dispreţul peste cei mari, şi -i face să pribegească prin pustiuri fără drum,
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.Er komt schande over de vooraanstaande mensen; zij dwalen rond zonder doel.
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.Er schüttete Verachtung auf die Fürsten und ließ sie irren in der Wüste, da kein Weg ist,