çölde ile cümle
çölde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaHỡi_Ðức_Chúa_Trời , khi Chúa đi ra trước dân Chúa , Và đi tới trong đồng vắng ,
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaJumala, joka antaa hyljätyille kodin ja johtaa vangitut onneen. Vain niskoittelijat asuvat kuivassa maassa.
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSela하나님이여 주의 백성 앞에서 앞서 나가사 광야에 행진 하셨을때에(셀라)
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaO Bog, ko si šel na čelu ljudstva svojega, ko si stopal po puščavi (Sela),
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaÓ Deus! quando saías � frente do teu povo, quando caminhavas pelo deserto,
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaOh Dios, cuando saliste delante de tu pueblo, cuando marchaste por el desierto, (Selah
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaYa Allah, ketika Engkau membimbing umat-Mu berjalan melewati padang yang kering
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaΘεε, οτε εξηλθες εμπροσθεν του λαου σου, οτε περιεπατεις δια της ερημου Διαψαλμα
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaБоже, когато излезе Ти пред людете Си, Когато ходеше през пустинята, (Села.)
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaאלהים בצאתך לפני עמך בצעדך בישימון סלה׃
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSelaاللهم عند خروجك امام شعبك عند صعودك في القفر. سلاه.
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSela神 阿 、 你 曾 在 你 百 姓 前 頭 出 來 、 在 曠 野 行 走 。 〔 細 拉
Ey Tanrı, sen halkına öncülük ettiğinde, Çölde yürüdüğünde, _iSela神阿 、 你 曾 在 你 百姓 前 頭出來 、 在 曠野 行走 。 〔 細拉
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.A ten je vyvedl, čině divy a zázraky v zemi Egyptské a na moři Červeném, i na poušti za čtyřidceti let.
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.Dieser führte sie aus und tat Wunder und Zeichen in Ägypten, im Roten Meer und in der Wüste vierzig Jahre.
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.El i -a scos din Egipt, şi a făcut minuni şi semne în Egipt, la Marea Roşie, şi în pustie, patruzeci de ani.
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.Él los sacó, haciendo prodigios y señales en Egipto, en el mar Rojo y en el desierto por cuarenta años
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.이 사람이 백성을 인도하여 나오게 하고 애굽과 홍해와 광야에서 사십 년간 기사와 표적을 행하였느니라
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.Ta jih je izpeljal, delajoč čudeže in znamenja v Egiptu in na Rdečem morju in v puščavi štirideset let.
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.Сей вивів їх, робивши чудеса та ознаки в Єгипті, й на Червоному морі, і в пустиш сорок років.
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.והוא הוציאם ויעש אתות ומפתים בארץ מצרים ובים סוף ובמדבר ארבעים שנה׃
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.هذا اخرجهم صانعا عجائب وآيات في ارض مصر وفي البحر الاحمر وفي البرية اربعين سنة
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.這 人 領 百 姓 出 來 、 在 埃 及 、 在 紅 海 、 在 曠 野 、 四 十 年 間 行 了 奇 事 神 蹟
Halkı Mısırdan çıkaran, orada, Kızıldenizde ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.這人 領百姓 出來 、 在 埃及 、 在 紅海 、 在 曠野 、 四十 年 間 行 了 奇事 神蹟
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.Annás és Kajafás fõpapsága alatt, lõn az Úrnak szava Jánoshoz, a Zakariás fiához, a pusztában,
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.en tiempo de los sumos sacerdotes Anás y Caifás, vino palabra de Dios a Juan hijo de Zacarías, en el desierto
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.안나스와 가야바가 대제사장으로 있을 때에 하나님의 말씀이 빈 들에서 사가랴의 아들 요한에게 임한지라
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.medens Annas og Kajfas vare Ypperstepræster, kom Guds Ord til Johannes, Sakarias's Søn, i Ørkenen.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.mens Annas og Kaifas var yppersteprester, da kom Guds ord til Johannes, Sakarias' sønn, i ørkenen;
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.sendo Anás e Caifás sumos sacerdotes, veio a palavra de Deus a João, filho de Zacarias, no deserto.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.sotto i sommi sacerdoti Anna e Caifa, la parola di Dio scese su Giovanni, figlio di Zaccaria, nel deserto
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.za najvyššieho kňaza Annáša a Kaifáša stalo sa slovo Božie k Jánovi, synovi Zachariášovmu, na púšti.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.Za najwyższych kapłanów Annasza i Kaifasza, stało się słowo Boże do Jana, Zacharyjaszowego syna, na puszczy.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.Za nejvyššího kněze Annáše a Kaifáše, stalo se slovo Páně nad Janem synem Zachariášovým na poušti.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.za velikih duhovnikov Ana in Kajfa, pride beseda Božja k Janezu, Zaharijevemu sinu, v puščavi.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.επι αρχιερεων Αννα και Καιαφα, εγεινε λογος Θεου προς Ιωαννην, τον υιον του Ζαχαριου, εν τη ερημω,
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.за архиєреїв Анни та Каяфи, стало ся слово Боже до Йоана, Захаріїного сина, у пустинї.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.О И множествата го питаха, казвайки: Тогава какво да правим?
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.при первосвященниках Анне и Каиафе, был глагол Божий к Иоанну, сыну Захарии, в пустыне.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.בימי הכהנים הגדולים חנן וקיפא היה דבר אלהים אל יוחנן בן זכריה במדבר׃
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.في ايام رئيس الكهنة حنان وقيافا كانت كلمة الله على يوحنا بن زكريا في البرية.
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.亞 那 和 該 亞 法 作 大 祭 司 、 那 時 、 撒 迦 利 亞 的 兒 子 約 翰 在 曠 野 裡 、 神 的 話 臨 到 他
Hanan ile Kayafa başkâhinlik ediyorlardı. Bu sırada Tanrı çölde bulunan Zekeriya oğlu Yahyaya seslendi.亞那 和 該亞 法 作大 祭司 、 那時 、 撒迦 利亞 的 兒子 約翰 在 曠野裡 、 神 的 話臨 到 他
Hayır, İsveç'te bir tek ben kaldım. Öbürleri ya çölde ya da ormanın tekinde bir yerde.아뇨, 저혼자만 스웨덴에 있어요. 다른이들은 지금 사막아니면 정글에 있어요
Hayır, İsveç'te bir tek ben kaldım. Öbürleri ya çölde ya da ormanın tekinde bir yerde.Nu, eu sunt singurul rămas aici. ceilalţi sunt prin junglă sau în deşert.
Hayır, İsveç'te bir tek ben kaldım. Öbürleri ya çölde ya da ormanın tekinde bir yerde.Tidak, Aku satu-satunya di Swedia. yang lain ada di gurun atau di hutan.
Hayır, İsveç'te bir tek ben kaldım. Öbürleri ya çölde ya da ormanın tekinde bir yerde.Нет, я только один в Швеции. другие находятся в пустыню или джунгли.
Hayır, İsveç'te bir tek ben kaldım. Öbürleri ya çölde ya da ormanın tekinde bir yerde..לא, אני היחידי בשוודיה .האחרים בג'ונגל או במדבר
Hayır, İsveç'te bir tek ben kaldım. Öbürleri ya çölde ya da ormanın tekinde bir yerde.لا،أنا الوحيد المتواجد في (السويد) حاليا الآخرين متواجدين في الصحراء أو في الأدغال
Hayır, İsveç'te bir tek ben kaldım. Öbürleri ya çölde ya da ormanın tekinde bir yerde.いや...刑務所に入らない
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.Als nun die Kinder Israel in der Wüste waren, fanden sie einen Mann Holz lesen am Sabbattage.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.A stalo sa, keď boli synovia Izraelovi na púšti, že našli muža, ktorý sbieral drevo v sobotný deň.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.Cînd erau copiii lui Israel în pustie, au găsit pe un om strîngînd lemne în ziua Sabatului.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.Comme les enfants d`Israël étaient dans le désert, on trouva un homme qui ramassait du bois le jour du sabbat.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.Estando los hijos de Israel en el desierto, hallaron a un hombre que recogía leña en día de sábado
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.Estando, pois, os filhos de Israel no deserto, acharam um homem apanhando lenha no dia de sábado.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.In ko so bili sinovi Izraelovi v puščavi, zaloté moža, ki je nabiral drva sobotni dan.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.Israelilaisten oleskellessa erämaassa tavattiin mies kokoamassa puita sapatinpäivänä.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.I stało się, gdy byli synowie Izraelscy na puszczy, że znaleźli człowieka zbierającego drwa w dzień sabatu.
İsrailliler çöldeyken, Şabat Günü odun toplayan birini buldular.이스라엘 자손이 광야에 거할 때에 안식일에 어떤 사람이 나무하는 것을 발견한지라