çöktü ile cümle
çöktü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Mă apucă groaza. Slava îmi este spulberată ca de vînt, ca un nor a trecut fericirea mea.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Obrátily se na mne hrůzy, stihají jako vítr ochotnost mou, nebo jako oblak pomíjí zdraví mé.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Obróciły się przeciwko mnie strachy, jako wiatr ściągają duszę moję; bo jako obłok przemija zdrowie moje.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Rædsler har vendt sig imod mig; min Værdighed joges bort som af Storm, min Lykke svandt som en Sky.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Redsler har vendt sig mot mig, som stormen forfølger de min ære, og som en sky er min velferd faret bort.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Rettegések fordultak ellenem, mint vihar ûzik el tisztességemet, boldogságom eltünt, mint a felhõ.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Sobrevieram-me pavores; é perseguida a minha honra como pelo vento; e como nuvem passou a minha felicidade.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Τρομοι εστραφησαν επ' εμε καταδιωκουσι την ψυχην μου ως ανεμος και η σωτηρια μου παρερχεται ως νεφος.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Ужаси се обърнаха върху мене; Като вятър гонят достолепието ми; И благополучието ми премина като облак.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.Ужасы устремились на меня; как ветер, развеялось величие мое, и счастье мое унеслось, как облако.
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.ההפך עלי בלהות תרדף כרוח נדבתי וכעב עברה ישעתי׃
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.انقلبت عليّ اهوال. طردت كالريح نعمتي فعبرت كالسحاب سعادتي
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.驚 恐 臨 到 我 、 驅 逐 我 的 尊 榮 如 風 . 我 的 福 祿 如 雲 過 去
Dehşet çöktü üzerime, Onurum rüzgara kapılmış gibi uçtu, Mutluluğum bulut gibi geçip gitti.驚恐臨 到 我 、 驅逐 我 的 尊榮 如風 . 我 的 福祿如雲 過去
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.A tak nahromadil Jozef obilia ako morského piesku, veľmi mnoho, takže prestal i počítať, lebo mu nebolo počtu.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.José acumuló trigo como la arena del mar, tantísimo que dejó de calcularlo, porque era incalculable
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.저장한 곡식이 바다 모래같이 심히 많아 세기를 그쳤으니 그 수가 한이 없음이었더라
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.Tako je nabral Jožef žita silno mnogo, kakor peska morskega, da so nehali šteti, ker ga je bilo brez števila.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.Иосиф събра жито твърде много, колкото морския пясък, така щото престана да го мери; защото беше без мяра.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.И скопил Иосиф хлеба весьма много, как песку морского, так что перестал и считать, ибо не стало счета.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.ויצבר יוסף בר כחול הים הרבה מאד עד כי חדל לספר כי אין מספר׃
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.وخزن يوسف قمحا كرمل البحر كثيرا جدا حتى ترك العدد اذ لم يكن له عدد
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.約 瑟 積 蓄 五 穀 甚 多 、 如 同 海 邊 的 沙 、 無 法 計 算 、 因 為 穀 不 可 勝 數
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.約瑟 積 蓄 五 穀 甚 多 、 如同 海邊 的 沙 、 無法 計算 、 因為穀 不 可 勝數
devam et ... Bu yüzden yorgun düştüler, karanlık çöktü ve yağmur yağdı; bitkin ve tükenmişlerdi.皆 疲れていた 闇と雨が訪れ 疲労に立ちすくんだ
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Az államilag szabályozott bányászat összeomlott, és a bányák feletti ellenőrzés részekre szakadt.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.De staat-gereglementeerde mijnbouw is ingestort, en controle over mijnen is versplinterd.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Industria minieră de stat s-a prăbuşit, şi controlul asupra minelor s-a divizat.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.국영 광산 산업은 무너졌고 광산에 대한 통제권은 정부의 손을 떠나 산산히 흩어졌습니다.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.La industria minera regulada por el estado ha fracasado y el control sobre las minas se ha desarticulado.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.L'industria mineraria regolata dallo Stato è fallita, e il controllo sulle miniere si è frantumato.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.L'industrie minière contrôlée par l'état s'est effondrée, et le contrôle des mines a volé en éclats.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Nền công nghiệp khai khoáng quốc doanh sụp đổ, quyền kiểm soát các mỏ bị chia năm sẻ bảy.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Štátom regulovaný banský priemysel skolaboval a kontrola nad baňami sa rozštiepila.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Zarządzany przez państwo przemysł kopalniany upadł a kontrola nad kopalniami została rozdzielona.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Η κρατικής διοίκησης μεταλλευτική βιομηχανία έχει καταρρεύσει, και ο έλεγχος των ορυχείων έχει αποσυντονιστεί.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Державне регулювання гірничодобувної промисловості зруйновано, і контроль над копальнями розділено.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.Контролираната от държавата минна индустрия се е сринала, а контролът над мините се е разпокъсал.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.תעשיית הכרייה הנמצאת תחת פיקוח של המדינה קרסה והשליטה במכרות התפצלה.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.صناعة التعدين الرسمية انهارت والتحكم في التعدين تم تقسيمه.
Devlet destekli madencilik sanayisi çöktü ve madenler üzerindeki kontrol parçalandı.鉱山の支配権は 分散してしまいました 武装集団がコルタンを 支配するのは簡単なことです
Dinlerde cevap çoktur.La religión tiene respuestas ...
Dinlerde cevap çoktur.Religione ha le risposte?Molte.
Dinlerde cevap çoktur.Религията има отговори. Мнозина казват:
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Er hat meine Zähne zu kleinen Stücken zerschlagen. Er wälzt mich in der Asche.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.És kova-kõvel tördelte ki fogaimat; porba tiprott engem.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Han knuste mine tenner, han gav mig småsten å ete, han trykte mig ned i asken.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Han lät mina tänder bita sönder sig på stenar, han höljde mig med aska.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Hän on purettanut minulla hampaat rikki soraan, painanut minut alas tomuun.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Hij liet mij steengruis eten en brak mijn tanden; in de as en het vuil rolde Hij mij.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Il a brisé mes dents avec des cailloux, Il m`a couvert de cendre.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.In s kamenjem mi je zdrobil zobe, povalil me je v pepel.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.조약돌로 내 이를 꺾으시고 재로 나를 덮으셨도다
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mi -a sfărîmat dinţii cu pietre, m'a acoperit cu cenuşă.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mi ha spezzato con la sabbia i denti, mi ha steso nella polvere
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mine Tænder lod han bide i Flint, han trådte mig i Støvet;
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mukaku digosokkan-Nya pada tanah, gigiku dibenturkan-Nya pada batu sampai patah
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Nadto pokruszył o kamyczki zęby moje, i pogrążył mię w popiele.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Nadto potřel o kameníčko zuby mé, vrazil mne do popela.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Ngài đã lấy sỏi bẻ răng ta ; vùi ta vào trong tro .