Reaktör çöker.Generator udskiftes.
Bu durum içi boş kil bir topağın parmakla çökertilmesine benzetilebilir.Det betyder at den nemt kan ses i en almindelig håndkikkert.
Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler.Vi har ikke noget imod at de river hinanden i stykker og svækker hinanden."
"Ergenekon Nasıl Çökertilir?"«Slik lykkes du med pitchingen».
Bu durumda bilinen hiçbir kuvvet, dengeyi sağlamaya yetmez ve söz konusu cisim tümüyle içe çöker.Enhver som ikke bevarer denne hel og uforfalsket, vil uten tvil gå evig fortapt.
Burada Fransız devrimi ile çökene kadar çalıştı.Han forble i denne stillingen frem til den franske revolusjon.
Bu tür çökeller Kafkasya'nın diğer yerlerinde de görülmektedir.Slike profiler finnes andre steder i bygget.
Robert ve Ranulf birlikleri kanatları çöken Stephen'ın ordusunun merkezini çember için alır.Robert og Ranulfs kavaleri omsirklet Stefans midte, og kongen befant seg ommgitt av fienden.
"Biz kapıya sadece tekme atacağız, o çürük yapı kendiliğinden çökecektir."Når lerretet spennes utenpå denne, blir konstruksjonen «selvbærende».
Zoro, dünyanın en iyi kılıç ustası olan Mihawk'ın önünde diz çökerek kendisini eğitmesini istemiştir.Zoro mendengar rumor kehebatan Dracule "Mata Elang" Mihawk yang dijuluki pendekar pedang terbaik di dunia.
Bazen yayla üzerine çöken pus ve soğuk günlerce kalkmaz.Dia pernah telah telanjang bulat di atas es selama berjam-jam.
Çökertme zeybeği bu hikâyelerden birini anlatmaktadır.Aku memiliki sebuah buku silsilah yang menceritakan hal itu.
"Biz kapıya sadece tekme atacağız, o çürük yapı kendiliğinden çökecektir."Ia menyatakan, "Kami hanya harus menendang pintu dan seluruh struktur yang rapuh akan runtuh."
Sürk denilen çökelek salatası genelde kahvaltılarda çok tüketilir.Biasanya katupek pitalah dimakan dengan gulai nangka untuk makan pagi.
Göz parlaklığını kaybeder, arkaya doğru çöker.Ia tidak lagi bicara, tangannya patah menelikung ke belakang.
Bu şekerler bakır(II) tuzlarının bazik çözeltilerini, kıpkırmızı bir Cu2O çökeltisini vererek, indirger.Gula ini mereduksi garam tembaga(II) dalam larutan basa, menghasilkan endapan Cu2O yang berwarna merah terang.
Her maçtan önce diz çöker, kollarımı açar ve dua ederim." demiştir.Trước mỗi trận đấu tôi quỳ xuống, tôi mở cánh tay của tôi và cầu nguyện...
Don Jose onun ölüsü önünde diz çöker.Don José quỳ xuống trong tuyệt vọng bên cạnh cô.
Burada Fransız devrimi ile çökene kadar çalıştı.Điều này tồn tại cho tới cuộc Cách mạng Pháp.
"Biz kapıya sadece tekme atacağız, o çürük yapı kendiliğinden çökecektir."Vua nấp vào cánh cửa tránh được, chậu rơi trúng cánh cửa vỡ tan".
Kazaya çöken yoğun sis neden oldu.その事件を通じて深雪と出会った。
Bu durumda bilinen hiçbir kuvvet, dengeyi sağlamaya yetmez ve söz konusu cisim tümüyle içe çöker.この事は部外者には判らぬものである これらはすべて厳重に守らなくてはならない。
Pek çok yanardağın çevresindeki toprakların verimliliği, eski kül çökellerine bağlıdır.多くの火山地域周辺に肥沃な土壌が多いのは、古い火山灰堆積物の地層が存在することが要因となっている。
1967’de Altı Gün Savaşı nda Mısır’ın yenilgisi sonrasında Nasırcılık çöker.1967年の「六日間戦争」(第三次中東戦争)におけるエジプト軍の敗北にも失望した。
Program makinaya yüklenir ve program sonlandırılana veya çökene kadar çalışacak şekilde ayarlanırdı.そのプログラムをマシンに読み込ませ、完了するかクラッシュするまでプログラムを実行させる。
Onun ölümü esnasında hizmetçilerin hepsi dizleri üzerine çökerler.すべての生命は死後、彼女の膝元に平伏することになる。
Istar denizin dibine çöker.(Istar Kan Denizinin oluşmasıda buradan gelmektedir.)のち碧梧桐が海紅を去り一碧楼が主宰者となる。
Yuri ile burayı çökertir.かつてはユーリとともにやんちゃをしていた。
Bu olay, Henry'nin gününe gölge gibi çöker.そんなある日、クララの様子がおかしくなっていく。
Bu itibarla, yalnızca bir devrim bu yeni yapıyı çökertebilirdi.同样的,只有革命可以推翻这个新的社会结构。
Bu durumda bilinen hiçbir kuvvet, dengeyi sağlamaya yetmez ve söz konusu cisim tümüyle içe çöker.則天下不知其所從,而上亦將眊亂而喪其所守。
Belitlere dayanan bir felsefe, belitlerin yanlışlığı meydana çıkınca çöker.时杨思恭当权,潘承祐被削职为民。
Çökertme bir Tunca Yönder filmidir.退一步去看,是一部很残忍的电影。
Bunun sonucu olarak da bir süre sonra mağara tavanı çöker.之後城池在進入日治時期後逐漸消失。
Don Jose onun ölüsü önünde diz çöker.李唐在元朝的追封爵位。
Çok ağır olan mineraller dibe çöker.萼呈微凹狀至很深。
Miler'in önünde diz çökerek Luisa'nın kendine eş olaması için iznini ister.跪在米勒面前,表示非路易莎不娶。
Aksi halde çökelti iyi yıkanamaz.광수는 잘 씻지 않을 것이다.
Her maçtan önce diz çöker, kollarımı açar ve dua ederim." demiştir.경기 전에 나는 무릎을 꿇고, 팔을 벌리고 기도한다 ...
İlk yaylamız Çökercük(Sameyil yurdu)'e çıkmakla başlamıştır.어려서 출가하여 처음 부석사(浮石寺)에서 화엄(華嚴)을 배웠다.
David'i tekrar diriltirler ve David Mavi Peri heykeline yürür ve ona dokunduğunda çatlayıp çöker.근세에는 구게들로 덴조비토(殿上人) 이상 다이나곤(大納言) 이하, 호이는 시게닌(地下人) 계급이 입궐할 때 쓰였다.
Burada Fransız devrimi ile çökene kadar çalıştı.건축은 프랑스 혁명이 한창이던 시기까지 계속되었다.
Mürit de, dizleri mürşidin dizlerine değecek biçimde aynı sekilde çökerek oturur.반대쪽 대의자락은 무릎 방향으로 네 가닥 정도 접혀 있다.
TOAB altın taneciklere sıkıca bağlanmaz, dolayısıyla çözelti iki hafta boyunca yavaş yavaş çökelir.חשוב לציין כי ה- TOAB לא נקשר לחלקיקי הזהב בצורה חזקה, ולכן תגובה זו תתרחש בהדרגה במשך כשבועיים.
Kasım 1918'te Alman İmparatorluğu tamamen çökertildi.אומנם בנובמבר 1918 עזרה גרמנית הופסקה.
Bu durum içi boş kil bir topağın parmakla çökertilmesine benzetilebilir.דבר זה עלול להפוך את הדקל למטרד גדול בסביבה מיושבת.
Genelde, bu reaksiyonların sonucunda bir ürün çökelmektedir.לרוב, תגובות אלה מסתכמות בהוצאת משקע.
Kimyasal buhar çökeltme bir seramiğin zarını bir diğer malzemeye yerleştirebilir.Може и да сменя телата си като премести цилиндъра в друга кукла.
Ayakları ve bacakları şiddetle titrer ve bazen çöker.Тук много често са се чупели ръце и крака.
Çökertme zeybeği bu hikâyelerden birini anlatmaktadır.Филмът „Южен вятър“ иска да разкаже една от тези версии.
Bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda Alman Doğu Cephesi kuvvetlerinin tüm güney kanadı çökeceği açıktır.Без овладяването на града, устойчивостта на целия южен фронт на германците е под въпрос.
Don Jose onun ölüsü önünde diz çöker.Дон Корлеоне се изповядва пред свещеника.
Farelerle yaptığı deneyle Lamarck'ın evrim görüşünü çökertmiştir.Грант представя пред студентите еволюционните идеи на Ламарк.
Buzul çökelleri başlıca iki farklı tiptedir: Buzul tili: Doğrudan buzuldan bırakılan çökelti.Ledenjački nanos je uglavnom dvije vrste: ledenjačka oranica: materijal je direktno nanesen s ledom.
Göz parlaklığını kaybeder, arkaya doğru çöker.Ona primjećuje kako je okrenuta naopako.
Ağır olan elementler aşağı çöker, hafif olanlar ise yukarı çıkar.Teži dijelovi kontinenata se spuštaju,a lakši izdižu.
Don Jose onun ölüsü önünde diz çöker.Don Jose je ne pušta, a ona u bijesu baca njegov prsten.
Bu yeni dünyaların bazılarında evren çökerken, bazılarında önceden yaptığı gibi devam eder.V niektorých z nových svetov sa vesmír rozpadne, v iných pokračuje tak, ako predtým.
Bağışıklık sistemini çökertir.Poškodzuje imunitný systém.
Birçok çeteyi çökertmiştir.Razpustili so številna društva.