Boston'da doğdum ama Şikago'da büyütüldüm.I was born in Boston, but was brought up in Chicago.
Boston'da doğdum ama Şikago'da yetiştirildim.I was born in Boston, but I was brought up in Chicago.
Bu bir şok olarak gelirse üzgünüm ama ne düşündüğün umurumda değil.I'm sorry if this comes as a shock, but I don't care what you think.
Bunun kolay olduğunu biliyorum ama bunu hiç yapmadım.I know it's easy, but I've never done it.
Küçük sağanaklar uzun sürer ama ani fırtınalar kısadır.Small showers last long, but sudden storms are short.
Ben Yahudi değilim, ama babam Yahudi'dir.I'm not Jewish, but my father is.
Tom amatör bir astronomdur.Tom is an amateur astronomer.
Tuhaf ama doğru.It's strange, but true.
Bu yöntem, yavaş ama emin.This method is slow but sure.
Çirkinsin ama seni seviyorum.You're ugly... but I love you.
Çirkinsin ama yine de seni seviyorum.You're ugly, but I love you anyway.
Ondan nefret ediyorum ama nedenini bilmiyorum.I hate her, but I don't know why.
Ondan nefret ediyorum ama nedeninin bilmiyorum.I hate him, but I don't know why.
Ondan nefret ediyorum, ama nedenini bilmiyorum.I hate him, but I don't know why.
Bir yanlış var ama ne olduğunu bilmiyorum.Something's wrong, but I don't know what.
Tom Mary'ye bakmıyordu ama onun söylediği her şeyi dinliyordu.Tom wasn't looking at Mary, but he was listening to everything she was saying.
Tom bir şey söylemeye başladı ama Mary onun sözünü kesti.Tom started to say something, but Mary interrupted him.
Tom kapıyı açmaya çalıştı, ama o kilitliydi.Tom tried opening the door, but it was locked.
Tom kapı kolunu denedi ama o dönmedi.Tom tried the doorknob, but it wouldn't turn.
Bu giysilerin tasarımı gerçekten oldukça güzel, ama onlar biraz pahalı.The design of these clothes is indeed rather nice, but they are a little expensive.
Tom birkaç deneme yaptı ama her seferinde başarısız oldu.Tom made several tries, but failed each time.
Arabamız oldukça eski ama onlarınki de öyle.Our car is rather old, but so is theirs.
Özür dilemeyi denedim ama sözler boğazıma takıldı.I tried to apologize, but the words stuck in my throat.
Tom gerçekten partiden erken ayrılmak istemiyordu ama bir şey oldu.Tom didn't really want to leave the party early, but something came up.
Aman Tanrım, bir aslan! Arabaya bin!Oh my God, it's a lion! Get in the car!
Üzgünüm ama şu anda annem dışarıda.I'm sorry, but my mother is out at the moment.
Tom içiyor, ama sarhoş değil.Tom has been drinking, but he isn't drunk.
Cennete gitmek istiyorum ama oraya gitmek için ölmek istemiyorum.I want to go to heaven, but I don't want to die in order to get there.
Tom çekmeceyi açmaya çalıştı, ama o sıkışmıştı.Tom tried to open the drawer, but it was stuck.
Tom sakin olmaya çalıştı ama başaramadı.Tom tried to relax, but he couldn't.
Tom, Mary'ye çıkma teklif etti, ama o hayır dedi.Tom asked Mary out, but she said no.
Tom bana bir bira teklif etti ama ben ona istemediğimi söyledim.Tom offered me a beer, but I told him I didn't want one.
Gerçekten açım, ama ne yemek istediğime karar veremiyorum.I'm really hungry, but I can't decide what I want to eat.
Tom cebine uzandı ama arabasının anahtarları orada değildi.Tom reached into his pocket, but his car keys weren't there.
İnternet bağlantım yavaş ama Tatoeba daha yavaş.My Internet connection is slow, but Tatoeba is slower.
Sen bir erkek izci olamazsın ama bir Kız izci olabilirsin.You can't be a Boy Scout, but you could be a Girl Scout.
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
Aman Tanrım! Sen çok aptalsın!Oh my God! You're so stupid!
"Bunu onun çantasında buldum." "Aman Allahım! O benim!""I found this in her purse." "Oh my God! That's mine!"
Ama hayat zordur.But life is hard.
Onu yapmak isterim ama ne yazık ki vaktim yok.I'd like to do it, but unfortunately I don't have the time.
Tom'un yeni aleti harika ama faydasız.Tom's new gadget is cool, but useless.
Tom, süper sevimlisin ama sen aynı zamanda aptalsın.Tom, you're super cute, but you're also stupid.
Tom omzunun üzerinden baktı ama bir şey görmedi.Tom glanced over his shoulder, but didn't see anything.
Amanda ve Jason'un koyu saçı var.Amanda and Jason have dark hair.
Rus pasaportum var ama ben Fransızım.I have a Russian passport, but I'm French.
Belki senin duygularını incittim ama benim amacım o değildi.Perhaps I have hurt your feelings, but that was not my intention.
Ödülü kazanmak istedim ama başaramadım.I wanted to win the prize, but failed.
Jill bir eş olarak mutlu olduğunu söylüyor ama bazen öyle düşünmezsin.Jill says she is happy as a wife, but at times you wouldn't think so.
Üzgünüm ama yapabileceğim bir şey yok.I'm sorry, but there's nothing I can do.
Bunu yapmayı planlamıyordum, ama şimdi bunu öneriyorsun, ben de deneyebilirim.I wasn't planning on doing that, but now that you suggest it, I may give it a try.
Tom silahını ateşlemeye çalıştı ama bir şey olmadı.Tom tried to fire his gun, but nothing happened.
O, neyin meydana gelmesinin amaçlandığı.It's what was meant to happen.
Onun meydana gelmesi amaçlanmadı.That wasn't meant to happen.
Tom, Chuck's Bar and Grill'i satın aldı ama onu yeniden adlandırmadı.Tom bought Chuck's Bar and Grill, but he didn't rename it.
Tom teknesine kız arkadaşının adını verdi ama sonra o onu terk etti.Tom named his boat after his girlfriend, but then she left him.
Üzgünüm ama konuştuğunuz dili anlamıyorum.I'm sorry, but I don't recognize the language you're speaking.
Henüz bir şey olmadı ama olacağından eminim.Nothing's happened yet, but I'm sure it will.
Ben çalışıyorum ama sen çalışmıyorsun.I'm working, but you're not.
Utangaçlığımı atlatmaya çalıştım, ama boşuna.I have tried to overcome my shyness, but to no avail.