Ana içeriğe geç
Sözlük

âdeta ile cümle

âdeta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Timsahlarla bu kuşlar arasında adeta ortak bir yaşam göze çarpar.Tous ces oiseaux semblent y cohabiter sans problème.
Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar.Il leur laisse le visage découvert mais recouvre leur tête et descend jusqu'aux pieds).
Ancak Prkacin bu konuda adeta uzmandır.Les Boulon sont experts en la matière.
1962 Hattı iki bölge arasında adeta gayriresmi bir sınır oluşturuyordu.En 1938, il n'avait qu'un seul point de passage entre les deux États.
Chen Li-fu, adeta partinin lideri olarak görülüyordu.Chen Lifu est considéré comme le chef du parti.
Muhacirlerin terk ettikleri gibi Ulu çukurlular da adeta geri dönmemek üzere gitmişlerdir.So secretly like wrongs hushed-up, they went.
Adeta habercinin el kitabı olacak nitelikteki bu eser her habercinin masasının üzerinde bulunması gerekiyor.Tout écrivain devrait avoir cet ouvrage sur sa table de travail.
Kekik kokusunun anavatanıdır adeta.L'odeur fétide du chat lui parvient.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)Vers les six heures du soir, nous vîmes descendre du côté du sud une colonne d'environ 2 000 hommes. (...)
Benimse adeta dilim tutulmuş, kucağımdaki bu korkunç görüntüyle bakakalmışım.J'y tenais absolument à celle-là, ma petite gueule en or dans le trou.
Amme işidir çünkü herkes görür, gördüğünü de bilir adeta.On vit parce qu'on sait comment faire, même les yeux fermés.
Gülleyi savurarak atmak yerine, adeta iter gibi atmak gerekir.Pour le neutraliser, il suffit d'éclater de rire.
Gözlük olmadan o âdeta kördür.Sin gafas está casi ciega.
Adeta her dönem (Ocak, Kasım, Aralık dışında) ürerler.Ponerse los Tefilin todos los días (los varones).
Bu keşif adeta kuantumun devrimidir.Por ello, este descubrimiento representa una auténtica revolución.
Adeta bir orkestra konçertosu gibidir.Como una pieza de concierto.
Bu tarihten sonra adeta yeniden keşfedilmiş, ve önemli bir turizm merkezi olmuştur.Con el tiempo esto ha cambiado y ahora es un centro turístico reconocido.
Ülke adeta kırmızı ejderha ile özdeştirilmiştir.Tiene el poder concedido por el Dragón Rojo.
Adeta dünyası 'kararmıştır'.«El país está de remate».
Bu, adeta "dönüşü olmayan nokta"dır.Ese es un punto de no retorno.
Çiçekleri âdetâ gökteki yıldızların parlaklığını aksettiriyor.Entonces, aparecerán unas estrellas en el cielo.
Bazen de vatana kurban olsun diye adeta kurbanlık koç gibi eline kına yakılır.Y se deberá, según la costumbre, llevarlos a la muerte por el fuego.
Küçük çocukları çukurluklara adeta fırlattılar.Los cuerpos de los niños simplemente fueron arrojados en los hoyos de desperdicios.
Bunun yanında standart bir kötü karakter olan Kingpin’i adeta baştan yaratmıştır.Conversando un poco demasiado para el gusto de Kingpin.
Sanayi faaliyetleri hızlı bir şekilde gelişmekte olup bölgenin adeta bir ticaret merkezi konumundadır.El puerto iba desarrollando activamente y muy de pronto se hizo un relevante centro comercial e industrial.
Din adeta bir afyondur."Soy un desocupado más".
2014 yılı ise Federer için adeta bir yeniden doğuş yılı olmuştur.La temporada 2012 fue nuevamente puesto en marcha por Federer y Nadal.
1962 Hattı iki bölge arasında adeta gayriresmi bir sınır oluşturuyordu.En 1916, se fijó un tratado definitivo de delimitación entre ambas partes.
Ancak Liberaller adeta bir enkaz devralmışlardı.Los liberales se vieron en un aprieto.
Bu film Fellini'nin kariyerinde adeta bir dönüm noktası olmuştur.Parecía una escena de una película de Fellini.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Sin comida ni calor en los hogares, la gente moría de hambre y frío en las calles.
Sanatçı, dostunu adeta bir kahraman olarak takdim etmeye çalışıyor.Cuando alguien visita su palacio se comporta como un buen anfitrión.
Çoğu yılanın sadece sağ akciğeri gelişmiş, diğeri adeta kaybolmuştur.Además, en la mayoría de las serpientes, el pulmón izquierdo está muy reducido o ausente.
Murtaza bunu duyunca çok üzüldü adeta yıkıldı.Cuando Komachi se enteró se entristeció muchísimo.
Güzel lafızlara meydana konulmuş, âdetâ resim gibi yerli yerince tanzim edilmiştir."Suelo cuya belleza de brocado fino se extiende resplandeciente, como un vergel ameno.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Que muchas personas le han visto durmiendo frente a ella.
Chen Li-fu, adeta partinin lideri olarak görülüyordu.Chen Li-fu era considerato il capo del partito.
Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar.Sulla terra camminano con gli arti anteriori, e usano quelli posteriori come mani.
"Eymir" adı adeta ODTÜ ile özdeşleşmiştir.(EN) Idris, su Behind the Name.
Adeta bir sinir küpüdür.Presentano una sola nervatura.
Gözümün önünde adeta bir Messi kopyası gördüm.Davanti agli occhi è presente una macchia dorata.
Film eleştirmenler tarafından adeta övgü yağmuruna tutuldu.Il film fu accolto da una pioggia di critiche.
Bu planörde adeta yok yoktur.No non abbiamo piani per questo.
Bu adeta Kopernik kuramına karşı çıkmaktır.Si sentono molto responsabili verso Codatonda.
Bunun yanında standart bir kötü karakter olan Kingpin’i adeta baştan yaratmıştır.Inoltre è presente una traccia interamente reggae, Falsa.
Yaz mevsimi adeta bir ilkbahar serinliğindedir.È mezzogiorno di una giornata estiva gloriosa.
Bazı yerlerde bu derin vadiler adeta kanyon haline dönüşmektedir.A tratti queste gole diventano veri e propri spettacolari canyon.
Muhacirlerin terk ettikleri gibi Ulu çukurlular da adeta geri dönmemek üzere gitmişlerdir.Terminato però il racconto, anche i topi si allontanano senza più ritornare.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Non si trovava più mais nella capitale, e la gente era molto affamata.
Ancak Liberaller adeta bir enkaz devralmışlardı.I liberali andarono tuttavia rinsaldando la loro maggioranza.
Michael bu gizemli ve karizmatik serseriye adeta hayran olmuş gibidir.Olimpia sembra apprezzare molto quel luogo così mistico e tranquillo...
Kış aylarında ise (ocak-şubat) bu sayı adeta 100 lere düşmektedir.В жаркие месяцы (с июля по август) пересыхает.
Zira her kitabında, adeta kendini yeniden tanımlamaktadır.Просыпается он уже в книге «Меррик», чтобы воскресить Луи.
Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar.Затем он попеременно приседал, выставляя вперед то одну ногу, то другую.
Benimse adeta dilim tutulmuş, kucağımdaki bu korkunç görüntüyle bakakalmışım.Я очень старался, собирал по кусочкам этот бомжеватый вид.
Sanatçı, adeta tabiatın eksik bıraktığı şeyleri tamamlar.Таким образом, искусство пополняет недостающее в природе.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Дать время спящему прийти в себя.
Âilenin çalışmaları âdeta onun uhdesindeydi.Царь Упаричара (дед Вьясадевы) был васу.
Rüşveti ve fiziksel şiddeti kabul etmekten öte adeta teşvik eder.Быстро прощает оскорбления и даже физическое насилие.
Bu tür romanların kahramanları adeta sıradan insanlardır.Но эти обоготворённые герои были простыми людьми.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod