Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Магазины были пусты, люди стояли в длинных очередях, чтобы купить продукты.
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.История в некоторой степени повторилась.
Çiçekleri âdetâ gökteki yıldızların parlaklığını aksettiriyor.Реклама теперь будет появляться в образе звёзд на небе.
Adeta tek kale oynadık.Мы сыграли в одном культовом месте.
Adeta bir foton telepatisi söz konusuydu.Это был настоящий телефонный террор.
Adeta bütün Libya'yı köleleştirdi.Египтяне же увозили в рабство ливийцев.
Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta.Они продолжают работать, как будто условия их труда нечто само собой разумеющееся.
"Eymir" adı adeta ODTÜ ile özdeşleşmiştir.У Иблиса есть и другие имена-эпитеты.
Bir daktiloyu adeta lime lime ederler.Лимузин комплектовался даже диктофоном.
Adeta bir orkestra konçertosu gibidir.Мы, конечно, концертная группа.
Bu ilk fetihlerden sonra Bizanslılar adeta deliye döndüler.После реставрации Бурбонов сошёл с ума.
Adeta Divriğinin başkenti diyebiliriz.Назывался Большой Вражек, Большой Вражский переулок.
Bu örgütlenme adeta İttihatçıların yeni bir yapılanmasıdır.Это стало важным шагом в формировании группы новых реалистов.
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.التاريخ يعيد نفسه.
Rumeli, Anadolu ve Mısır gibi eyaletlerde âyanlar âdeta bağımsız idareler kurmuşlardı.كما أن الأعيان في الولايات أمثال مصر والروملي والأناضول أنشئوا إدارات مستقلة في الغالب.
Kekik kokusunun anavatanıdır adeta.ففیه رائحة الآباء والأجداد.
2014 yılı ise Federer için adeta bir yeniden doğuş yılı olmuştur.عموما كان عام 2014 عاما ناجحا لكورير.
Adeta etten bir duvar örerler.أمامك يوجد حائط يبدو متصدعاً.
Üç figürün bir üçgen kompozisyonunu oluşturması 1790'ların ortasında adeta bir moda haline geldi.O posicionamento triangular das três figuras tornou-se uma moda nas impressões de meados da década de 1790.
Benimse adeta dilim tutulmuş, kucağımdaki bu korkunç görüntüyle bakakalmışım.Foi vergonhoso para mim ver todas aquelas pessoas vendo o meu seio.
Adeta, grup şeklinde çalışmalara katılıyorlar.Eles também tendem a trabalhar bem em grupos.
İnsanın eli ayağı adeta titriyor.As mãos dela estavam a tremer.
Grup eski albümleri “Blood Sugar Sex Magik” adı altında adeta ezilmeye başladı.O seguinte álbum, Blood Sugar Sex Magik foi um completo sucesso.
2014 yılı ise Federer için adeta bir yeniden doğuş yılı olmuştur.Contudo, 2006 foi um ano melhor para Marcelo.
Bu planörde adeta yok yoktur."Não vejo sentido nesse acordo.
Kurgusal evren insanı adeta hayallere sürükler.O mundo soviético inspirou os sonhadores.
Çünkü herkes onun yanında adeta rol yapmaktadır ve o da bunun nedenini anlayamamıştır.Todos ficaram chocados e não conseguiam entender porque ela fez isso.
Bu tarihten sonra adeta yeniden keşfedilmiş, ve önemli bir turizm merkezi olmuştur.Desde essa data em diante, a cerimônia voltou a ser um evento público e uma grande atração turística.
Kadınlar bu eserde hem neşeli bir şekilde, hem de adeta ressama poz verir gibi bakarlar.A cor desta imagem é clara e alegre, como no resto das cartas.
Ancak Prkacin bu konuda adeta uzmandır.Resumindo, ela é uma expert nisso.
Görüntü adeta lunaparklardaki atlıkarıncaları andırmaktadır.O estilo é mais comumente representado em prédios de apartamentos de vários andares.
O âlemde mahlukatın bir vücudu yoktur, mahluk o âlemde adeta erimiş gibidir.Men heeft er dus geen fysiek lichaam zoals de mens (op aarde) dat heeft.
Dünya adeta bir cehenneme dönmüştü.De gevel is herleid tot een vlies.
'Yok' demek adeta yasak."Verbesserung" is niet toegestaan.
Bu yapının üst kısmı adeta tek bir gökada gibi görünür ama aslında iki gökada bulunmaktadır.Het Park ziet eruit als één geheel, maar eigenlijk bestaat het uit twee delen.
Adeta dünyası 'kararmıştır'.Zijn wereld was ten onder gegaan."
Grup eski albümleri “Blood Sugar Sex Magik” adı altında adeta ezilmeye başladı.Het nummer is weggelaten bij het album Blood Sugar Sex Magik.
Ancak Prkacin bu konuda adeta uzmandır.Maar de journalist is professional genoeg om de zaak te begrijpen.
Gerçeklerle halüsinasyonlar adeta birbirlerinin içine geçmiştir.Hallucinatie en werkelijkheid gaan dan door elkaar lopen.
Bu adeta Kopernik kuramına karşı çıkmaktır.Dit is sterk in tegenspraak met haar stripversie.
Murtaza bunu duyunca çok üzüldü adeta yıkıldı.Toen Hondius dit hoorde, dook hij onder.
Âdetâ halkı bir kapana kıstırırlar.Dan komen de bewoners met een list.
Gözümün önünde adeta bir Messi kopyası gördüm.Hij was voorzien van een boeggolfkeerplaat aan de voorzijde.
Adeta tarih kendini tekrar ediyordu.Toch herhaalde de geschiedenis zich.
Yol ulaşıma aracılık eden bir yapı değil, onlar için adeta bir yaşama alanıdır.Een afgesloten parkeerplaats is geen weg maar wel een terrein.
Kalesi adeta zamana meydan okumaktadır.Het kasteel is nog altijd te bezichtigen.
Kekik kokusunun anavatanıdır adeta.Maar de kasteelheer ruikt onraad.
Ülke adeta kırmızı ejderha ile özdeştirilmiştir.Bijvoorbeeld: Zuid legt een rode draak weg.
İnsanın eli ayağı adeta titriyor.Zamiast jednej nogi ma protezę.
Adeta kusursuz bir tekniği vardır.Dysponował doskonałą techniką.
Din adeta bir afyondur."Czyżbym był nikczemnym łgarzem?”
Bu adeta Kopernik kuramına karşı çıkmaktır.Używa do tego celu swojego Clown Coptera.
Sultan II. Bayezid'in bu çabaları üzerine İstanbul kısa bir sürede adeta yeniden inşa edilmiş oldu.Król Gustaw III zarządził jednak niezwłoczną odbudowę absydy, co nastąpiło w latach następnych.
'Yok' demek adeta yasak.Poruszanie się „pod prąd” jest zabronione.
Bunların bir kısmı adeta toprağın ücreti olarak alınmaktaydı.Zwrócono im też część skonfiskowanego majątku (ok.
Küçük çocukları çukurluklara adeta fırlattılar.Małe dzieci zabijano w kołyskach.
Sanatçı, dostunu adeta bir kahraman olarak takdim etmeye çalışıyor.Sam tymczasem podaje się za rzeźbiarza, swojego przyjaciela.
Bu, adeta "dönüşü olmayan nokta"dır.Händelsehorisonten är alltså en ovillkorlig "point of no return".
Bakü – Ceyhan hattı ise uzunca bir süre adeta unutulur.För glömda synders skull (Long Time Coming).
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)I trakten runt Kōh-e Surkh Lās̲h̲ finns ovanligt många namngivna berg.