Atasözleri ve Anlamları
Türkçe atasözleri ve açıklamaları. Toplam 1000 atasözünün anlamı. Arama kutusuyla istediğin atasözünü bul.1.000 atasözü
aba altında er yatar
Giyim kuşam kişiliğe ölçü olamaz.
aba vakti yaba, yaba vakti aba
Gereksinimler vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman karşılanmalıdır.
abanın kadri yağmurda bilinir
Bir şeyin gerçek değeri, ancak ona çok ihtiyaç duyulduğu zaman iyi anlaşılır.
abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır
Görmemiş kişi, rastlantı sonucu layık olmadığı bir duruma kavuşursa bu durum kendisinin hakkıymış gibi aptalca böbürlenir.
abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz
Bir kimse sevdiği işi sürekli olarak yapmaktan bıkmaz.
abdal tekkede, hacı Mekke'de bulunur
Herkes kendisine yakışan ve uğraştığı işle ilgili olan yerdedir.
abdala kar yağıyor demişler, titremeye hazırım (durmuşum) demiş
Varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz.
abdala malum olur
Bir şeyin olacağını önceden sezen kimseler için söylenen bir söz.
abdalın dostluğu köy görününceye kadar
Çıkarı dolayısıyla yakınlık gösteren kimse, işini yürütecek başkalarını bulduğunda sizinle ilgisini keser.
abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur)
Çıkarına düşkün kimselerin arkadaşlığı işi bitinceye kadardır.
abdestsiz sofuya namaz mı dayanır
Kurallara, koşullara uyulmadıktan sonra bir sürü iş yapılabilir.
aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez
Aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister.
aç aslandan tok domuz yeğdir
Soysuz olup para kazanan, soylu olup da para kazanmayandan üstündür.
aç at yol almaz, aç it av almaz
İş gördürdüğünüz kimselerin haklarını tam olarak vermezseniz kendilerinden yararlanamazsınız.
aç ayı oynamaz
Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir.
aç domuz darıdan çıkmaz
Kötü yaradılışlı aç olan kimse kime, neye zarar verdiğini düşünmeden sadece karnını doyurmaya bakar.
aç doymam, tok acıkmam sanır
Aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, varlıklı insan ise daha fazlasını ister.
aç elini kora sokar
Aç insan, geçimini sağlamak için kendisini her türlü tehlikeye atar.
aç esner, âşık gerinir
Herkes içinde bulunduğu koşula göre davranır.
aç gezmektense tok ölmek yeğdir
Yoksulluk ölümden de beterdir.
aç gözünü, açarlar gözünü
Yaptığın işlerde uyanık davranmazsan çok kötü durumlarla karşılaşır, gözünü dört açmak zorunda kalırsın.
aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun
Yakınlık kurduğumuz kimsenin sağlama olanağı bulunmayan şeyi, ondan beklemeden kendimiz elde etmeye çalışmalıyız.
aç ile eceli gelen söyleşir
Açın gözü hiçbir şeyi görmez, karnını doyurabilmek için kendisine güçlük çıkaran bir kimseyi öldürebilir.
aç it fırın duvarını deler
Aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.
aç kalmak, borçlu olmaktan iyidir
Sözünün eri olana, borcunu ödeyememek aç kalmaktan daha ağır gelir.
aç kurt aslana saldırır
Aç kimse karnını doyurmak için gerekirse ölümü göze alır.
aç ne yemez, tok ne demez
Yoksul kimse eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz, varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur.
aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır
Yoksulluk insanı öldürmez ama türlü türlü üzüntü ve sıkıntı içinde yıpratır.
aç tavuk kendini arpa (buğday) ambarında sanır
İnsanlar, yokluğunu, yoksulluğunu çektikleri şeyler için olmayacak hayaller, düşler kurar.
aç tokun gözüne bakmakla doymaz
Yoksul insanla ilgilenmek ancak ona yardım etmekle olur.
aç yanında sarpın kurcalanmaz
Bir kimsenin yanında, onun çok duyarlı olduğu konuya değinmemek gerekir.
aç yanından kaç
Aç insan tehlikelidir.
aç yeri başka, acı yeri başka
İnsanın yüreği ne denli acıyla dolu olsa da yemek yemeyi ister.
aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış
1) Aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) Bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.
acele ile menzil alınmaz
Acele etmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır.
acele ile yürüyen yolda kalır
İş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez.
acele işe şeytan karışır
Düşünüp taşınmadan ivedi olarak yapılan işten iyi sonuç alınamaz.
acele işin sonu pişmanlık
Acele ederek yaptığımız işten istediğimiz sonucu alamayabiliriz
acemi katır kapı önünde yük indirir
Beceriksiz ve anlayışsız kişi kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır.
acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir
Mesleğinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini gözden çıkarılabilecek malzeme üzerinde yapar.
acı (kötü) söz insanı (adamı) dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır
Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.
acı acıyı keser, su sancıyı
Bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurulmalıdır.
acı patlıcanı kırağı çalmaz
Herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.
açık ağız aç kalmaz
İsteklerini uygun bir biçimde söylemesini bilen kimse, onları önünde sonunda elde eder.
açık yaraya tuz ekilmez
Acısı henüz taze olan bir kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır.
acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır
Bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur.
acıkan ne yemez, acıyan ne demez
Geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.
acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur
Bir insanın ne durumda olduğu yüzünden anlaşılır.
acıklı başta akıl olmaz
Büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler.
acıkmış kudurmuştan beterdir
Uzun süre bir nesnenin yokluğunu çeken kimse, onu gördüğünde büyük bir istekle ona saldırır.
açılan solar, ağlayan güler
Hiçbir durum olduğu gibi kalmaz, gün gelir tersine döner.
açın gözü ekmek teknesinde olur
Kişinin tek düşüncesi, yaşaması için gerekli olan şeyi elde etmektir.
açın imanı olmaz
Aç olan kimseden her türlü kötülük beklenebilir.
açın karnı doyar, gözü doymaz
Tutkulu olduğu konuda insan doyumsuzdur, yetinmek bilmez.
açın kursağına çörek dayanmaz
Yoksulluk içinde bulunan kimsenin bir eksiği giderilse başka bir eksiği kendini gösterir.
acından kimse ölmemiş
Kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalmaz, mutlaka bir geçim yolu bulur.
acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur
Koruduğunuz kimsenin sürekli acınmasına izin verirseniz arsız olur, emeğinin karşılığını tam olarak vermediğiniz kişi de hırsız olur.
acıyan uyumuş, acıkan uyumamış
İnsan sıkıntıya katlanır da açlığa katlanamaz.
açlık ile tokluğun arası yarım yufka
Yoksul olan buna üzülmemelidir, küçücük bir şey bile en büyük ihtiyacı gidermeye yeter.
açtı ağzını, yumdu gözünü
Öfkelenerek veya kızarak ağır sözler söyledi.
açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
Kendin hakkındaki kötü düşüncelerimi veya bildiklerimi bana söyletme.
ada bana, adayım sana
Sen bir kimse için fedakârlıkta bulunursan o da senin için fedakârlıkta bulunur.
adam adama (gene, her zaman) gerek olur
İnsanların birbirlerine her zaman gereksinimleri olur.
adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil
Konuğumuzdan veya yanımıza bir iş için gelen kimseden yüksünmemeliyiz çünkü onlar yanımızda sürekli olarak kalmazlar.
adam adamdan korkmaz, utanır
İnsanları ahlaklı davranmaya iten korku değil, küçük görülme duygusudur.
adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu
İnsanın değeri zengin olmakla artmaz, asıl olan insanlığıdır.
adam adamı bir kere aldatır
Bir kimse başka bir kimseyi ancak bir kez aldatabilir, diğeri bir daha aldatmasına izin vermez.
adam olana bir söz yeter
Anlayışlı olan kimse için bir şeyin bir kez söylenmesi yeterli olur.
adamak kolay, ödemek zordur
Söz vermek kolaydır ancak o sözü yerine getirmek zordur.
adamakla mal tükenmez
Yardım sözle değil, gerçekten fedakârlık yapılarak gerçekleştirilir.
adamın adı çıkacağına canı çıksın
İnsanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.
adamın iyisi işbaşında (alışverişte) belli olur
Bir kişinin iyi ve becerikli olduğu yaptığı işlerden anlaşılır.
adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork
Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.
ağa borç eder, uşak harç
Ağa para sıkıntısı içinde olup borç etse de uşak, bunu anlamaz ve bol harcamayı sürdürür.
ağaç kökünden yıkılır
Bir düzen, ayrıntıların değişmesiyle değil temelin bozulmasıyla yıkılır.
ağaç ne kadar uzasa göğe ermez
İnsan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur.
ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer
Güzel insanlar her yerde ilgi çekerler, her zaman onların sözü kabul edilir.
ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir)
İnsan önemli işleri akrabası, yakınları, yandaşlarından güç alarak daha kolay yapar.
ağaç yaş (fidan) iken eğilir
İnsanlar küçük yaşta kolay eğitilir.
ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin
Erkek evlat meyve veren ağaç gibidir, günü gelince evin geçim yükünü hafifletir.
ağaca balta vurmuşlar sapı bedenimden demiş
İnsana en yakını bile kötülük edebilir.
ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
Çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler.
ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz
Davranışlarına engel olacak hiçbir takıntısı yok.
ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür
İnsan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir.
ağacı kurt, insanı dert yer
Kurt ağacı nasıl içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir.
ağacın kurdu içinde olur
Bir topluluğu çökertecek olan şey yine kendi içinden çıkar.
ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar
Yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur.
ağaçtan maşa olmaz
Yeteneksiz, beceriksiz kimse önemli işlerde kullanılamaz.
ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmakla
Sözü geçer bir adam olmak istersen herkese yardımda bulunacaksın, yiğit adam olmak için de savaşta da barışta da vurucu, kırıcı olacaksın.
ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz
İşveren işçisi ile birlikte çalışmazsa işçi işe var gücüyle sarılmaz.
ağanın eli tutulmaz
Zengin olarak düşünülen kişiden anılmaya değer bir bağış beklenir.
ağanın gözü ata tımardır
İş sahipleri denetimlerini sürekli yaparlarsa işler yolunda gider.
ağanın gözü öküzü (ineği) semiz eder
Ana babalar çocuklarına, mal sahipleri de mallarına iyi bakarlarsa iyi sonuçlar alınır.
ağanın gözü, yiğidin sözü
Çalışanlarını gereği gibi yöneten ve çalıştıran kişi iyi bir yöneticidir, sözünün eri olan kimse de yiğittir.
ağanın malı çıkar, uşağın canı
Bir afeti önlemek için işveren malını, işçi de canını feda eder.
ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez
Belirtileri meydanda olan yaşlılık ve izleri ortada duran üzüntü ne yapılsa gizlenemez.
ağası güçlü olanın kulu asi olur
Dişli birine dayanan, güvenen kişi herkese kafa tutar, kabadayıca davranır.
ağası güçlü olanın, kulu suçlu olur
Kuvvetli kimselerin suçları yanındakilere yüklenir.
ağılda oğlak doğsa ovada otu biter
Tanrı her yarattığının rızkını verir.
ağır ağır demeli, çabuk çabuk yemeli
Yemeği çabuk yemelisin, dediğinin anlaşılabilmesi için de sözleri tane tane ve yavaş yavaş söylemelisin.
ağır basar yeğni kalkar
Ağırbaşlı olan, herkesten saygı görür, ağırbaşlı olmayana ise kimse değer vermez.
ağır git ki yol alasın
Bir işte başarılı olmak isteyen kimse, ağır ağır ama güvenilir adımlarla yürümelidir.
ağır kazan geç kaynar
1) Kalın kafalı insan bir konuyu zor anlar. 2) Tembel olan işi geç yapar.
ağır ol da molla desinler
Ağırbaşlı davranan itibarlı olur.
ağır otur ki bey (ağa, molla) desinler
Ağırbaşlı ol ki büyüğümüz diye sana saygı göstersinler.
ağır taş yerinden oynamaz
Ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.
ağır yongayı yel kaldırmaz
Ağırbaşlı kimseye ufak tefek olaylar etki edemez, zarar veremez.
ağız yer, yüz utanır
Armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır.
ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın
İnsanın kendi yararı her şeyden önemlidir.
ağlama ölü için, ağla deli için
Yakınlarından biri ölenin acısı zamanla küllenir ancak bir yakını deli olanın acısı hiçbir zaman dinmez.
ağlamak para etmez
Üzülmenin yararı olmaz.
ağlamakla yâr ele girmez
Kişi çok sevdiği şeye yalnızca özlemini çekmekle kavuşamaz, onu elde etmenin yollarını bulmalıdır.
ağlamayan çocuğa meme vermezler
Hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez.
ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın
Kendini acındıranlardan kork.
ağlarsa anam ağlar, başkası (kalanı) yalan ağlar
İnsanın sıkıntısını yürekten paylaşan yalnızca annesidir, diğerlerinin üzülmesi yüzeyseldir.
ağlatan gülmez
Başkalarına zulmeden kimsenin kötülüğü yerde kalmaz, kendisine döner, o da ağlar.
ağlayanın malı gülene hayretmez
Birinden haksız olarak alınan mal, alana yarar sağlamaz.
ağlayıp da gözden mi olayım?
Meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz.
ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı
Herkesi en çok ilgilendiren kendi derdidir.
ağrısız baş mezarda gerek
Herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.
ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar
Elinde fırsat varken geleceğini sağlamaya gayret göstermeyip eğlenceye, keyfe dalan kimse sonunda aç kalır ve perişan olur.
ağustosun yarısı yaz yarısı kıştır
Ağustos ayının ortalarında yaz sıcakları azalır, serinlik başlar.
ağzına vur, lokmasını al
Yumuşak huylu kimseye her istenilen kolaylıkla yaptırılabilir.
ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme
Lehte konuşmuyorsun, hiç olmazsa aleyhte de konuşma.
ah alan onmaz
Kötülük ettiği için beddua alan iflah olmaz.
ah yerde kalmaz
Kötülük cezasız kalmaz.
ahbap kusuruna bakan ahbapsız kalır
Dostların ufak tefek kusurlarına bakmamak gerekir.
ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez
Ahmağa gereğinden çok ilgi gösterir, abdala gereğinden çok söz hakkı verirseniz sizi çok uğraştırır.
ahmak gelin yengeyi halayığı sanır
Ahmak kimse kendisini koruyup gözeten kişiye hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısız davranışlarıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır.
ahmak misafir ev sahibini ağırlar
Başkalarının görev ve yetkilerine karışmak ahmaklıktır.
ak akçe kara gün içindir
Çalışarak kazandığımız para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır.
ak gün ağartır, kara gün karartır
Mutlu bir yaşayış kişiyi dinç kılar, mutsuz bir yaşam ise yıpratır.
ak köpeğin (itin) pamuk pazarına (pamuğa, pamukçuya) zararı vardır
Kötü şey, görünüşte iyi şeye benziyorsa iyi şeyin değeri azalır.
ak koyunu gören içi dolu yağ sanır
Bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar.
ak koyunun kara kuzusu da olur
İyi bir ailenin çocuğu kötü de olabilir.
akacak kan damarda durmaz
Kişi, alın yazısında olanla kesinlikle karşılaşır.
akara kokara bakma çuvala girene bak
İyi, kötü deme; mal ve para biriktir.
akarsu pislik tutmaz
Bir insan ne kadar çok çalışırsa o kadar kötü düşünceden ve kötülük yapmaktan uzak olur.
akarsuya inanma, eloğluna dayanma
Akışı ne kadar yavaş olursa olsun akarsuya girmek tehlikelidir, eloğluna güvenmek de doğru değildir, insanı zarara sokabilir.
akçe akıl öğretir, don yürüyüş
İmkânların fazlalığı insanların iyi işler yapmasını kolaylaştırır.
akı karası geçitte belli olur
Bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.
akıl (göz) var, izan (mantık, yakın) var
1) Herhangi bir şey bilgiye ve mantığa dayalı olarak yapılmalıdır. 2) Her şey ortadadır.
akıl akıl, gel çengele takıl
Bir sorunun nasıl çözümleneceğini düşünememe durumunda söylenen bir söz.
akıl akıldan üstündür
Bir kimsenin aklına gelmeyen bir çare, başka birinin aklına gelebilir.
akıl için yol (tarik) birdir
Doğruyu bulmak için aklın izleyeceği bir tek yol vardır, bu yoldan gidenlerin hepsi aynı sonuca varır.
akıl kişiye sermayedir
Bir kimsenin giriştiği işlerde en büyük yardımcısı aklıdır.
akıl olmayınca ne yapsın sakal?
Kişi yaşlandığında olgunlaşmayıp akılsız kalmışsa çocukça işler yapar.
akıl para ile satılmaz
Delice iş yapan zenginler bulunduğu gibi akıllıca iş yapan fakirler de vardır.
akıl yaşta değil, baştadır
Akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.
akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış/beğenmiş
İnsan kendi aklını, düşüncesini başkasınınkinden üstün görür.
akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu (oğlunu) everir
Kendilerini akıllı sananlar çok kez akılsız diye tanınanlardan daha az başarı gösterir.
akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
Atak kişi tehlikeyi göze alarak işe girişir ve çabuk sonuç alır.
akıllı, sözünü akılsıza söyletir
Başkası adına konuşmak, insanın başını derde sokar.
akılsız başın cezasını (zahmetini) ayak çeker
Bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır.
akılsız köpeği (ahmak iti) yol kocatır
İyice düşünülmeden, tasarlanmadan yapılmaya çalışılan iş sırasında birçok sorun ortaya çıkar ve kolay bir iş bile zorlaşır.
akla gelmeyen başa gelir
İnsan ummadığı, düşünmediği şeylerle karşılaşabilir.
aklı başa yaş getirir
Deneyim, yıllar içerisinde elde edilir.
aklın yolu birdir
İyi düşünüldüğünde ayrı ayrı kimselerce varılacak sonuç hep aynıdır.
aklına geleni işleme, her ağacı taşlama
Sonunu düşünmeksizin aklına eseni yapan, herkese sataşan kimse bu davranışının büyük zararlarını görür.
aklınla rezil olursun, aklınla vezir olursun
Aklını iyi kullanan saygı görür, kullanmayan kendini küçük düşürür.
akmasa da damlar
Çok değilse bile az çok bir gelir veya kazanç sağlar.
aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz
Eksik aletle sağlıklı iş yapılmaz.
akşama karşı gitme, tana karşı yatma
Yolculuğa gece değil sabah erken çıkılmalıdır.
akşamın hayrından sabahın şerri iyidir (yeğdir)
İşinizi akşamüzeri veya gece yapmayın, sabaha bırakın çünkü gece iş yapmanın kötü yönleri daha çoktur.
akşamın işini sabaha (yarına) bırakma
Bugün yapılması gereken bir işi ertesi güne bırakma.
al elmaya taş atan çok olur
Değerli kimselere sataşan çok olur.
al giyen alınır
1) Göz alıcı giysi giyen güzele hemen istekli çıkar. 2) Bir işin yapılışıyla uzaktan bile olsa ilgisi bulunan kimse, o iş üzerindeki eleştirileri üzerine alır.
al gömlek gizlenmez
Bazı kötü şeylerin gizlenmesi mümkün değildir.
al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunur (gocunsun)
Bir yolsuzluğun suçluları aranırken o işte kusuru olan kişi telaşlanır.
al malın iyisini, çekme kaygısını
Malın iyisini alan, onu tasasız kullanır.
ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz
Değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz.
alacağım olsun da alakargada olsun
Borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir.
alacakla verecek (borç) ödenmez
Bir yerden alacağınız parayla başka bir yere olan borcunuzu kapatamazsınız.
alakargada alacağım olsun, alamazsam gözümü oysun
Borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir.
alçacık eşeğe herkes biner
Güçsüz ve koruyucusuz bir kimseyi buyruk altına almak ve ezmek kolaydır.
alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay
Nasıl ki boyu kısa olan eşeğe binmek kolaysa öksüz çocuğa kötü davranmak da onu koruyan kimse olmadığı için kolay olur.
alçak uçan yüce konar, yüce uçan (konan) alçak konar (uçar)
Alçak gönüllü olan toplum içinde saygı görür ve yücelir, kendisini herkesten üstün gören sevilmez ve toplum içinde iyi bir yer edinemez.
alçak yer yiğidi hor gösterir
Basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan her yönden değerli olan kişi önemsiz bir görevde çalışıyorsa yeteneklerini tam olarak gösteremez, bundan dolayı değeri anlaşılmaz.
alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır
Bilgili kimselerin bulunmadığı yerde cahil kişi bilgiçlik taslar.
alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır
İnsan kendi durumuna göre bir yaşam tarzı benimsemeli, arkadaşlarını da ona göre seçmelidir.
alet işler, el övünür
Bir kimse ne kadar usta olursa olsun gerekli araçları olmadan kusursuz iş yapamaz.
alıcı kuşun ömrü az olur
Başkalarına saldırmayı alışkanlık edinen kimsenin düşmanı çok olur, bu düşmanlar onun canına kıyarlar.
alışmış kursak bulamacını ister
Kişi, yararlanmaya alıştığı şeyden yoksun kalmak istemez.
Allah bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir
Tanrı bol harcayana bol, az harcayana az verir.
Allah bana, ben de sana
Şimdi sana borcumu ödeyecek param yok, kazanırsam öderim.
Allah bilir ama kul da sezer
Bir işin nasıl bir sonuç vereceğini ancak Tanrı bilir ama insan da kafasını kullanarak aşağı yukarı bir tahminde bulunabilir.
Allah dağına göre kar verir
Tanrı herkese dayanabileceği ölçüde sıkıntı verir.
Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz
Alın yazısı ne ise o olur.
Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar
İşi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, Tanrı'nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır.
Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış
Geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalıdır.
Allah kulundan geçmez
Tanrı dar zamanlarında kulunun imdadına yetişir.
Allah kulunu kısmeti ile yaratır
Bu dünyada herkesin dar veya geniş, bir geçim yolu vardır.
Allah sabırlı kulunu sever
Tanrı sabırlı kulunu sevdiği için sabırlı olmaya daha çok dikkat etmeliyiz.
Allah sağ gözü (eli) sol göze (ele) muhtaç etmesin
Tanrı kimseyi kimseye, en yakınlarına bile muhtaç etmesin.
Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir
Allah, yetenekleri kısıtlı olanlara durumlarına uygun bir yaşama düzeni verir.
Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez
Tanrı dilerse hiç tanınmayan, yoksul bir aile çocuğunu da üne, zenginliğe kavuşturur.
Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir
Tanrı bir kimseyi zengin etmek isterse ona hiç umulmadık yerden mal ve para gelir.
Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz
Kişi işlediği suçtan dolayı önce Tanrı'ya karşı sorumludur ve bu suçu da Tanrı bilir, bu nedenle onu kuldan saklamak gerekmez.
alma mazlumun ahını çıkar, aheste aheste
Kimseye eziyet edip ahını alma, sonra yaptığın kötülüklerin cezasını ömür boyu çekersin.
almadan vermek Allah'a mahsus
İnsan yaptığı herhangi bir şey için mutlaka karşılık bekler.
almadığın hayvanın kuyruğunu tutma
Almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme.
alna yazılan başa gelir
Kişi, kaderi ne ise onu görür.
alt değirmen güçlü akar
Kaynakları eski ve bol olan kuruluşlar sağlam ve verimli olur.
altı aylık seyislikle kırk yıllık fışkı karıştırılmaz
Bir işi tam öğrenmeden, inceliklerini kavramadan, ustalaşmadan o işte bilgiçlik taslanmaz.
altı olur, yedi olur, hep Allah'ın dediği olur
Önceden ne kadar hesap yapılırsa yapılsın, sonunda Tanrı'nın dilediği olur.
altın anahtar her kapıyı açar
Para olduğunda her güçlük yenilebilir.
altın ateşte, insan mihnette belli olur
Altına benzeyen maddenin altın olup olmadığı ateşe dayanıklılık derecesi ile anlaşıldığı gibi bir kişinin değeri de sıkıntılara katlanma, zorlukları yenme ve benliğini koruma gücü ile ölçülür.
altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur
Hiç kimse zenginliğine güvenmemelidir, gün gelir yoksullaşır ve fakir kimseye muhtaç olur.
altın pas tutmaz
Şerefli, temiz insana hiç kimse leke süremez.
altın tutsa toprak olur (altına yapışsa elinde bakır kesilir)
Giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz.
altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz
Değerli kişi veya nesneler, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini ve niteliklerini yitirmezler.
altın yere düşmekle pul olmaz
Üstün nitelikli kişinin değeri, bulunduğu yerden uzaklaştırılmasıyla azalmaz.
altının kadrini sarraf bilir
Bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak bu konularda uzmanlığı bulunanlar bilir.
altta kalanın canı çıksın
Herkes başının çaresine baksın, gücü yetmeyen ne olursa olsun.
aman diyene kılıç kalkmaz
Mertliğinize güvenip size teslim olan düşmanın canına kıyılmamalıdır.
amcamla dayım, hepsinden aldım payım
Yakınlarından beklediği ilgi ve yardımı görmeyen bir kimse onlardan artık yeni bir istekte bulunamaz.
ana gibi yâr olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz
İnsanlar içinde bize anne kadar candan bağlı dost yoktur.
ana ile kız, helva ile koz
Anne ile kız, koz helvasının içindeki cevizle helva gibidirler, birbirlerinden kesinlikle ayrılmazlar.
ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar
Kocası iyi olmayan bir kadın, kendi ne kadar zengin olursa olsun, mutlu olamaz.
anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım
İnsan en değerli malının karşılıksız olarak elinden gideceğini bilse onu yok denecek kadar az bir paraya satar.
anan güzel idi hani yeri, baban güzel idi hani evi
Hiçbir duruma güvenilmez, bizim olan şeyler elimizde sürekli olarak kalmazlar.
ananın bahtı kızına
Bir anne nasıl bir evlilik hayatı geçirirse kızının evlilik hayatı da kendisininkine benzer.
ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez)
Annenin acı sözü çocuğuna ağır gelmez.
anasına bak, kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak, bezini al
Bir kızın karakterini öğrenmek isteyenler, anasının durumunu göz önüne alırlarsa aldanmamış olurlar.
anca beraber, kanca beraber
İki veya daha çok kişi yaptıkları iş kötü de gitse birbirlerinden ayrılmamalıdırlar.
anlatışa göre verirler fetvayı
Haksız kişi, olayı kendisini haklı gibi göstererek anlatırsa dinleyen ona hak verir.
anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
Anlayışlı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler oysa anlayışsız kimselere ne söylense yararsızdır.
ar dünyası değil, kâr dünyası
Kişi para kazanmak için namusuna dokunmadıktan sonra şu veya bu işi yapmaktan utanmamalıdır.
ar yılı değil, kâr yılı
Birinin sıkılmayı bir yana bırakarak yalnız çıkarına baktığı anlatılırken söylenen bir söz.
araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur
İş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur.
araba ile tavşan avlanmaz
Her işte başarıya ulaşabilmek için kullanılması gereken özel yöntemler vardır.
arayan Mevla'sını da bulur, belasını da
İyiyi amaçlayanlar iyiye, kötüyü amaçlayanlar ise kötüye ulaşırlar.
ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz
Önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanlar çok olur.
arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü yüzü kara çıkar (olur)
Bir sözün yalan olduğu çabuk anlaşılır ve söyleyen toplum içinde utanılacak bir duruma düşer.
arı bey olan kovana üşer
Halk, kendisine önderlik edecek kişinin çevresinde toplanır.
arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur
Çalışkan kişileri olan aile ve toplumlar her yerde bol kazanç elde ederler.
arı kızdıranı sokar
Kişi, sonunda öleceğini de bilse kendisini sinirlendirene saldırır.
arı söğüdü, akıllı öğüdü sever
Herkes işine yarayan şeyi benimser.
arığa su gelene kadar kurbağanın gözü patlar
Yapılması geciken iyilikler, bekleyenleri sıkıntı içinde bırakır.
arık ata kuyruğu da yüktür
Güçsüz kişi, kimseye yardım edecek durumda değildir.
arık etten yağlı tirit olmaz
Değersiz kişiden yararlı iş, verimsiz tarladan bol ürün beklenmez.
arık öküze bıçak olmaz (çalınmaz)
1) Güçsüz kimseyi ezmek yiğitlik değildir. 2) Kendisinden yararlanılamayacak kişiye yararlanmak amacıyla eziyet edilmemelidir.
arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim
Kişi kendisine uygun kimselerle arkadaşlık kuracağı için arkadaşını tanıdığımızda o kişinin de kimliğini öğrenmiş oluruz.
armudu soy ye, elmayı say ye
Armut kabuğu soyularak elma da aşırı gidilmeden sayıyla yenilmelidir.
armudun/ahlatın iyisini (dağda) ayılar yer
Kendilerine yakışmayan güzel bir şeyi eline geçirenler için kullanılan bir söz.
armut dalının dibine düşer
Bir kimse önce yakınlarına yararlı olur.
arpa eken buğday biçmez
Kötü davranışın karşılığı iyi olmaz.
arpa samanıyla, kömür dumanıyla
Yararlanılan nesneleri eksiklikleriyle birlikte kabullenmek gerekir.
arpa unundan kadayıf olmaz
Kötü gereçle iyi şey yapılamaz.
arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez
Bir kişinin verimli olarak iş görmesi, onun geçiminin sağlanmasına bağlıdır.
arşın malı kantar ile satılmaz
Bir nesne için kullanılan ölçü, niteliği ayrı olan başka bir nesne için kullanılamaz.
arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır
Arsız hiçbir şeyden utanmadığı için elbise diye çul da giyse salına salına gezer.
arslanın adı çıkmış, çakallar baş keser
Haksızlık veya kötülük yapacağı düşünülen kişi yerine bu konuda adı ön plana çıkan kişiler asıl haksızlığı ve kötülüğü yaparlar.
aş taşınca kepçeye paha olmaz
Sıkışık zamanlarda önemsiz şeylerin değeri çoktur.
aş tuz ile, tuz oran ile
Bir şeyin hoşa gitmesi onun birtakım nitelikler taşımasına ve bu niteliklerin de gerektiği oranda bulunmasına bağlıdır.
asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı
Asil insanla beraber bulunmak her şartta faydalıdır, en iyi şartları önüne getirse bile kötü ve bayağı insandan kaçmak gerekir.
asıl azmaz, bal kokmaz
Bir kimse veya nesne, ne denli biçim değiştirirse değiştirsin aslını yitirmez, soyluluğunu korur.
aşını, eşini, işini bil
Sağlık ve mutluluk içinde yaşamak isteyen kişi, yiyeceğine dikkat etmeli, arkadaşını iyi seçmeli ve bir iş sahibi olmalıdır.
aşk ağlatır, dert söyletir
Âşığın yüreği yaralıdır ve daima ağlar, bir derdi olan da herkese derdini anlatır.
aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir
Güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir.
aslan postunda, gönül dostunda
Canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister.
aslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur)
Bir kimsenin oturduğu yerin durumu, onun kişiliğini belli eder.
aslını saklayan (inkâr eden) haramzadedir
Kişi yoksul, görgüsüz bir aileden gelmekle değersiz olmaz, toplum içindeki yerini kendisi kazanır.
astar bol olmayınca yüze gelmez
Bir iş yapmak için gerekli olan şeyler, ölçü biraz geniş tutularak hazırlanmalıdır.
aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır
Bir işten yararlanmak isteyen gerekli araçları hazırlamalıdır.
at arıklıkla, yiğit gariplikle
Zayıf ve garipken kişiliklerini yitirmeyip görevlerini başarı ile yapanlar üstün niteliklerini o zaman belli etmiş olurlar.
at at oluncaya kadar sahibi mat olur
Bir çocuğu, bir işçiyi yetiştiren her bakımdan çok yorulur, yıpranır.
at binenin, kılıç kuşananın
Her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır.
at binicisine (sahibine) göre kişner (eşinir)
İnsanlar başlarında bulunan kişinin etkisi altında kalarak onun tutumuna göre davranırlar.
at binicisini bilir (tanır)
İşçi, yöneticisinin işten anlayıp anlamadığını bilir ve çalışmalarını ona göre yürütür.
at bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz
Bir işi başarabilmek için gerekli olan koşullar her zaman eksiksiz olarak ele geçmez.
at görür aksar, su görür susar
Meraklı kimse öğrenmek istediği bilgiye ulaşabilmek için her yola başvurur, her kılığa girer.
at ile avrat yiğidin bahtına
Kişinin satın aldığı attan ve evlendiği kadından memnun kalıp kalmayacağı önceden kestirilemez, her ikisi de talihine kalmıştır.
at ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şan (namı) kalır
Yaşarken iyi işler yapmalı, iyi bir ad bırakılmaya çalışılmalıdır.
at yedi günde, it yediği günde (belli olur, semirir)
Değerli kişilikler zamanla gelişir, kısa sürede beliren kişilikler gerçek değer taşımayanlardır.
at yiğidin yoldaşıdır
Bir insanın atı daima onun yanındadır ve zor anlarında ona yardım eder.
at, adımına göre değil, adamına göre yürür
Atın yürüyüşü binicisinin yönetimine bağlı olduğu gibi bir işin gidişi de iş başındakinin bilgisine ve çabasına bağlıdır.
ata arpa, yiğide pilav
Canlıların güçleri, gelişmelerine yarayan şeylerle artar.
ata binen nalını, mıhını arar
Kişi, kullanacağı şeyin ayrıntılarına dikkat etmelidir.
ata binersen Allah'ı, attan inersen atı unutma
Ata bindiğin zaman hayvanı hırpalama, attan indiğin zaman da onun yemini, suyunu, tımarını unutma.
ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli
Çalışanınızı iyi beslerseniz onun gücü artar ve daha verimli işler yapar.
ata dostu oğla mirastır
Baba dostları, babamızdan bize kalan miras gibidirler, bizi kollarlar ve bize her türlü yardımı yaparlar.
ata eyer gerek, eyere er gerek
Bir işletmeyi önce donatıp sonra da iyi bir yöneticiye teslim ederseniz istediğiniz verimi alırsınız.
ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek
Babadan kalan mal kalıcı değildir, çabuk biter; kişinin gerçek malı, kendi çalışmasıyla elde ettiği maldır.
atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta
Ana baba, çocuğuna mutlu bir yaşam sağlamaya çalışır ancak kaderde yazılı olan gerçekleşir.
atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar
Büyüklerinin sözünü tutmayıp onların gösterdikleri yoldan gitmeyenler toplum içinde ziyan olup giderler.
atanın sanatı oğla mirastır
Bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür.
ateş demekle ağız yanmaz
Kişi, zararlı bir eylemin sözünü etmekle kendisini zarara sokmuş olmaz.
ateş düştüğü yeri yakar
Bir acıyı onu çekenden başkası tam anlayamaz veya aynı ölçüde üzülemez.
ateş olmayan yerden duman çıkmaz
Küçük de olsa birtakım belirtilerin önemli olaylara işaret olduğunu anlatan bir söz.
ateş olsa cirmi kadar yer yakar
Hasmın pek önemsenmediğini anlatan bir söz.
atılan ok geri dönmez
İyi düşünmeden yaptığımız işlerden pişman olarak geri dönmek isteriz ama artık iş işten geçmiştir.
atım tepmez, itim kapmaz deme
Size çok bağlı olan kimseler bile zaman gelir sizi incitebilirler.
atın bahtsızı arabaya düşer
Değerli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uygun olmayan ağır ve aşağılık işlerde kullanılırlar.
atın dorusu, yiğidin delisi
Atın doru renkli olanı, kişinin ise gözünü budaktan esirgemeyeni makbuldür.
atın ölümü arpadan olsun
Çok sevilen bir şey yapılırken veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa zor veya kötü şeylere katlanılır.
atın varken yol tanı, ağan varken el tanı
Elde imkân varken gezip dolaşmak, dost edinmek gerekir.
atına bakan ardına bakmaz
Görevini eksiksiz yapan, aracını iyi kullanan kimse kendisini kötü duruma düşmekten kurtarmış olur.
atlar tepişir, arada eşekler ezilir
Büyüklerin çatışmasından küçükler zarar görür.
av avlanmış, tav tavlanmış
Olan olmuş, iş işten geçmiş, artık yapacak bir şey yok.
av avlayanın, kemer bağlayanın
Bir şey, onu elde etmenin yolunu bilenin; bir şeyden yararlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır.
av vuranın değil, alanın
Bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir.
ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz
Kuşlar avlanmaktan kurtulamazlar, insanlar da hatıra, hayale gelmeyen çeşit çeşit felaketle karşılaşabilirler.
ava giden avlanır
Çıkarını başkalarına zarar vermekte arayan kimse, o zarara kendisi uğrar.
avcı ne kadar hile (al) bilse ayı o kadar yol bilir
Bir kişi başkasını alt etmek için çeşit çeşit ustalık kullanır ama karşısındaki de yenilmemek için türlü önlemler alır.
avrat tuz dedi mi ciğeri cız der
Karısı herhangi bir şey isteyince ihtiyaçları karşılayamayan kocanın içi sıkıntıyla dolar.
ay aydın, hesap belli
Anlaşılmayacak bir şey yok, hesap ortada, açık.
ay görmüşün yıldıza minneti (itibarı) yoktur
Bir şeyin çok üstününü, çok güzelini görmüş olan kimse, ondan daha az değerde olanını beğenmez.
ay ışığında ceviz silkilmez
Yeterli olmayan koşullarda yapılan işlerden, beklenilen verim alınamaz.
ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz
İnsan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.
ayağı yürüten baştır
Halkın düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar.
ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin
Hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız.
ayağını yorganına göre uzat
Giderini mutlaka gelirine uydurmalısın.
ayaz paşa kol geziyor
Dışarıda çok soğuk var.
ayı görmeden bayram etme
Bir iş gerçekleşmeden ona oldu gözüyle bakılıp sevinilmemelidir.
ayı sevdiği yavrusunu hırpalar
Hırpalamak her zaman kötülük yapmak için olmaz, sevgiden kaynaklanan hırpalamalar da vardır.
az eli aşta gör, çok eli işte gör
Yemek az kişiyle onun dışında kalan işler ise çok kişiyle daha çabuk yapılır.
az olsun, uz (öz) olsun
Yaptığınız iş, edindiğiniz şey az olabilir ancak temiz ve iyi olmalıdır.
az söyle çok dinle
Kişinin gereksiz konuşmaktansa az konuşması ve konuşulanları dinlemesi daha iyidir.
az tamah çok ziyan getirir
Hırslı ve pinti insan her zaman zararlı çıkar.
az veren candan, çok veren maldan
Varlıklı olmayan kimsenin yardım veya armağan olarak az şey vermesi büyük fedakârlıktır, varlıklı kimsenin vereceği armağan ve yardımlar fedakârlık sayılmaz.
az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur
Kişi iyi uyuyabilmek için pek az da yememeli, pek çok da.
aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz
Büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir.
azı bilmeyen çoğu hiç bilmez
Küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir.
azıcık aşım, ağrısız (kaygısız) başım
Derdim olmasın da başka bir şey istemem.
azıksız yola çıkanın gözü el torbasında kalır
İleride gereksinim duyacağı şeyleri zamanında hazırlamayan kişi, hazırlık yapan diğer insanlardan yardım bekler.
Azrail gelince oğul, uşak sormaz
Azrail büyük küçük demez, eceli gelenin canını alır.
baba himmet, oğul hizmet
Büyüklerin, kendilerine el uzatıp yardım etmelerini istemeye hak kazanabilmek için küçüklerin görevlerini iyi yapmaları gerekir.
baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş
Baba kaç çocuğu olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan hepsine bakar, onları büyütür; çocukları ise yoksul ve yaşlı durumdaki babalarının bakımını sen bak, o baksın gibi gerekçelerle bir türlü sağlayamazlar.
baba koruk (erik) yer, oğlunun dişi kamaşır
Babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuğu çeker.
baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana
Kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır.
baba oğluna bir bağ bağışlamış; oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş
Babalar çocukları için büyük fedakârlıklara katlanırlar ancak çocuklar babaları için fedakârlıkta bulunmazlar.
babamın adı Hıdır, elimden gelen budur
Gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter.
babayla oğlanın pabucu bir olunca evde kavga eksik olmaz
Ortaklaşa kullanılan bir mal, kimi zaman baba ile oğlu arasında bile kavgaya neden olur.
baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar
Yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez.
bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var
Yaşı küçük ancak herkesten farklı alışkanlıklar, huylar edinmiş.
bağ bayırda, tarla çayırda
Her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir.
bağ/incir babadan, zeytin dededen kalmalı
Bağ ve incir, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir.
bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun
Kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.
bağı ağlayanın yüzü güler
Bir işe gereken özen gösterildiğinde olumlu sonuçlar alınır.
bahşiş (beleş) atın dişine (yaşına) bakılmaz
Para verilmeden sağlanan bir şeyin ufak tefek kusurları hoş görülmelidir.
baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta
Kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.
bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu
Talihsizin işleri ters gider, bağına yağmur yerine taş veya dolu yağar.
bakan göze bağ (yasak) olmaz
Herkesin gözü önündeki şeye bakılması önlenemez.
bakan yemez, kapan yer
Bir şey yalnızca bakmakla elde edilemez, onu ele geçirmek için davranmak gerekir.
bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ (olur)
Bakılıp onarılan şeylerden yararlanılır, bakımsız bırakılanlardan bir yarar elde edilemez.
baktın kar havası, eve gel kör olası
Tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzaklaşmanın çaresine bakılmalıdır.
bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil
Güzel yemeyi, güzel giymeyi, güzel eşya kullanmayı herkes ister ama bunları ancak parası bol olanlar yapabilir.
bal olan yerde sinek de olur (bulunur)
Güzel şeylerin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen asalaklar dolaşır.
bal tutan parmağını yalar
İmkânları geniş bir işin başında bulunan kimse bunlardan az da olsa yararlanır.
balcının var bal tası, oduncunun var baltası
Her işin kendine özgü aracı vardır.
balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer
Güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünenin değil kısmeti olanın eline geçer.
balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir
İnsan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür.
balık baştan avlanır
Bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.
balık baştan kokar
Bir işte aksaklık başta olanlardan kaynaklanır.
balın âlâsı (tazesi) oğlun tazesinden
Ana baba için en tatlı şey, çocuklarıdır.
balta değmedik ağaç olmaz
Zarar görmeyen, başına felaket gelmeyen kimse yoktur.
bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın
Birçok kimse, kendilerine kötülüğü dokunmayan kişiye ilişmek istemez.
baş ağır gerek, kulak sağır
Kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir.
baş dille tartılır
Kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür.
baş kırılır (yarılır) fes (börk) içinde, kol kırılır yen (kürk) içinde
Aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır.
baş nereye giderse ayak da oraya gider
Küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.
baş ol da eşek başı (soğan başı) ol
En önemsiz işlerde bile baş olmak, buyruk altında bulunmaktan iyidir.
baş olan boş olmaz
1) Bir yerde baş olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir. 2) İş başındaki kişinin işi daima çoktur.
baş sağlığı, dünya varlığı
En büyük zenginlik, beden sağlığıdır.
baş sallamakla kavuk eskimez
Bir kimsenin suyuna gitmekten, söylediklerine evet, peki demekten zarar gelmez.
baş yastığı baş derdini bilmez
İnsanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz.
başa gelen çekilir
Çaresiz durumlara düşüldüğünde insan kendini üzüntüye kaptırmayıp bu durumlara sabır göstermelidir.
başa gelmeyince bilinmez
Başına bir felaket gelmeyen, başkasına gelen felaketin ne denli acı olduğunu gereği gibi anlayamaz.
başın başı var, başın da başı var
Toplum içinde hiç kimse başına buyruk değildir, başta bulunan her kişinin üstünde daha büyük bir baş vardır.
başını acemi berbere teslim eden cebinden pamuğu eksik etmez (etmesin)
İşbaşına tecrübesiz yönetici getirenler, onun yaratacağı sıkıntı ve zararları çekmeye hazır olmalıdır.
baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir
Kullanılan, işe yarayan değersiz şey, saklanan ve kullanılmayan çok değerli şeyden daha iyidir.
baskın basanındır
Düşmanı gafil avlayıp saldıran taraf savaşı kazanır.
baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır
Kontrol altında bulundurulmayan veya gereği gibi korunmayan gençler kötü yollara sürüklenebilirler.
bayramda borç ödeyene ramazan ağır (kısa) gelir
Vadesi yaklaşan bir borcu ödemek zorunda olan kimseye günler çok çabuk geçer.
bedava sirke baldan tatlıdır.
Masrafsız ve emeksiz elde edilen şeyler insana hoş gelir.
bekâra karı boşaması kolaydır
Bilgi ve deneyimi olmayan bir kimsenin işi hafife alması, önemsememesi, gereğince değerlendirememesi doğaldır.
bekârın parasını it yer, yakasını bit
Bekâr kimse parasını gereksiz harcar, yaşayışı ise düzensizdir.
bekârlık maskaralık
Bekâr kimse bakımsızdır, derbeder bir yaşayışı vardır ve herkesin eğlencesi olur.
bekârlık sultanlık(tır)
Evlenmeden tek başına yaşamak daha iyidir.
benim oğlum bina okur, döner döner yine okur
Çok çalışmasına karşın belli bir düzeyden öteye gidemiyor.
benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur
Günler birbirinden çok farklı olmadığı hâlde hava yavaş yavaş ısınarak yaz, aynı biçimde yavaş yavaş soğuyarak kış olur.
berberin solumazı, tellağın terlemezi, kahvecinin söylemezi
Çalışan kişinin kötü özellikleriyle müşterilerine rahatsızlık vermeyeni makbuldür.
beş parmağın hangisini kessen acımaz?
İnsan evlatlarını birbirinden ayırt etmez, hangisine zarar gelse aynı üzüntüyü duyar.
beş parmak (parmağın) bir (biri) olmaz
Belirli bir insan topluluğu içinde benzerlikler olabileceği gibi farklılıklar da olabilir.
besle kargayı, oysun gözünü
Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı
Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
bey ardından çomak çalan çok olur
Güçlü bir kişi ile yüz yüze bulunduklarında ağızlarını açamayanlar, o gittikten sonra aleyhinde atıp tutarlar.
bey aşı borç, düğün aşı ödünç
Beyin sofrasında ağırlanan kimsenin karşılık olarak beye ziyafet vermesi kolay olmadığından bu bir borç olarak kalır; düğün aşı yiyen de günün birinde kendisinin yapacağı düğüne önceden gittiği düğün sahibini çağırır böylece borcun altından kalkmış olur.
beyde bulunmayan elde neler var
Beylerde olmayan öyle şeyler vardır ki halkta bulunur.
beyler buyruğu yoksula kan ağlatır
Yöneticiler, uygulanması güç buyruklar vererek halkı sıkıntıya sokarlar.
beylik çeşmeden su içme
Resmî işlerde dikkatli olmak gerekir.
bilmemek ayıp değil, öğrenmemek (sormamak) ayıp
İnsanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur.
bin bilsen de bir bilene danış
Bir insan bir şeyi ne kadar iyi bilirse bilsin, gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir.
bin dost az, bir düşman çok
Dostun ne denli çok olursa olsun onlardan zarar gelmez ama bir tek düşmanın olsa hep zarar görme tehlikesi içerisinde yaşarsın.
bin işçi, bir başçı
Her işe, baş olacak bir kimse gerekir.
bin nasihatten bir musibet yeğdir
Yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir.
bin ölçüp bir biçmeli
Yapılacak bir işin bütün yönleri önceden çok iyi düşünülmeli, sonra işe başlanmalıdır.
bin tasa bir borç ödemez
Borçlu ne denli üzülürse üzülsün borç sıkıntısından kurtulamaz.
binicinin sağı solu olmaz
1) Uzman kişi, hangi yöntemi uygularsa uygulasın başarılı olur. 2) İşini titizlikle yürüten kişinin, çalışanlarına her zaman iyi davranması beklenemez.
bir abam (postum) var atarım, nerede olsam yatarım
Tek başına yaşayan bir kimse, sorumluluğunda başkaları olmadığı için rahat hareket eder.
bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur
Sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.
bir ağaçta gül de biter, diken de
Bir aileden iyi adam da çıkar, kötü adam da.
bir ağızdan çıkıp (çıkan) bin dile (ağza) yayılır
Ortaya atılan bir söz çok çabuk yayılır.
bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz
Bir başa bir göz ne kadar gerekli ise bir anneye bir kız da o denli gereklidir.
bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun
Altın harcanıp gider, toprak ise sürekli ürün veren, para getiren bir maldır.
bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez
Çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır.
bir baş soğan bir kazanı kokutur
Kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz büyük bir topluluğun huzurunu bozmaya yeter.
bir başa bir göz yeter
Azla yetinmek gerekir.
bir buldu iki ister, akça buldu çıkın ister
Hırslı insanlar, hiçbir zaman ellerindekiyle yetinmez, daima daha fazlasını isterler.
bir çöplükte iki horoz ötmez
Bir yerde iki kişi baş olmaz.
bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış
Bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz.
bir dirhem et bin ayıp örter
Biraz kilo almak pek çok kusuru örter.
bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar
Bazı durumlarda yardımcısız iş yapılamayacağını anlatan bir söz.
bir elin nesi var, iki elin sesi var
Başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.
bir elin sesi çıkmaz
1) Bir davanın bir kişi tarafından savunulması etkili ve yeterli değildir. 2) Yardımlaşarak işler daha kolay başarılır.
bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz
Bir evde iki kız olursa her biri bir taraftan aileyi sıkıştırıp giyim kuşam ister, çeyiz ister. Onlar istemese bile aile kendini böyle bir sorumluluk altında bilir ve bunun sıkıntısını çekerler.
bir felaket bin nasihatten yeğdir
Yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir.
bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı (hakkı) vardır
İyilik küçük de olsa unutulmaz.
bir görüş bir kör biliş
Bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez.
bir göz ağlarken öbür göz gülmez
Keder veya sıkıntı varken dostlar, akrabalar eğlenmemelidir.
bir günlük beylik beyliktir
Hoşa giden bir durum, kısa da sürse çekici ve güzeldir.
bir inat, bir murat
İnatçı kişi, her inadında istediği bir şeyi elde eder.
bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır
Bir şeyi herkes ister ancak onu bir kişi elde edebilir.
bir koltuğa iki karpuz sığmaz
Aynı zamanda birden çok işle ilgilenmek başarı için sakıncalıdır.
bir korkak bir orduyu bozar
Bir toplumda korkak kişi, kaygılı, heyecanlı sözleriyle kargaşa çıkarır.
bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır (dokunur)
Bir kötünün, yalnızca yakın çevresine değil daha geniş çevrelere de zararı dokunur.
bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır
Herhangi bir olayı, bir işi, bir ödevi küçümsememek, önemle ele almak gerekir.
bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge
Birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çıkarak yapanı kötü bir duruma düşürür, suçlu cezasız kalmaz.
bir tepe yıkılır, bir dere dolar
Dünyada hiçbir şey kaybolmaz; birinin kaybettiğini başkası kazanır, bir zengin fakirleşirken bir fakir de zenginleşebilir.
bir varmış bir yokmuş
Masal gibi geçip gitmiş, artık hayal olmuş.
bir vuruşla ağaç devrilmez
Olumlu bir sonuç elde etmek için, tek bir girişimle yetinmemeli, o işe devam edilmelidir.
bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden
Oturmayacağını belirten konuk yatıya kalır, yemeyeceğini söyleyen de bir türlü doyurulamaz.
bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu
Bir şeyin, bir kimsenin değeri, kendisinde aranılan özel niteliklerle artar.
bıçak yarası geçer (onulur), dil yarası geçmez (onulmaz)
Hakaret, ağır söz vb. gönül kırıcı davranışların hiçbir zaman unutulmayacağını anlatan bir söz.
bıldırcının beyliği arpa biçimine kadardır
Her kazancın bir sonu vardır.
boğaz dokuz boğumdur
Bir söz iyice düşünmeden söylenmemelidir.
borç iyi güne kalmaz
Borcu ilk fırsatta ödemek gerekir.
borç ödemekle (vermekle), yol yürümekle tükenir
Birden ödenemeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir.
borç ödenir, kira ödenmez
Kiracı olmaktansa, borca girip ev sahibi olmak daha iyidir.
borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır
Borç zamanında ödenmezse borçluluk duygusu gevşer, hastalık uzun süreli olursa ölüme yol açar.
borç yiğidin kamçısıdır
Borç, kişiyi daha çok çalışmaya zorlar.
borç yiyen kesesinden yer
Borçla alışveriş yapan, aldıklarının parasını hemen ödemese de günün birinde mutlaka ödeyecektir.
borçlu ölmez, benzi sararır
Borç kişiyi öldürmez ancak hasta edecek kadar üzer.
borçlunun dili kısa gerek
Borcu olan kimse, alacaklısına karşı ileri geri konuşmamalı, aşağıdan almalıdır.
borçlunun duacısı alacaklısıdır
Borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır.
borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir
Yoksulluk ve sıkıntı içinde olup da bey adı taşımaktansa borçsuz ve sıkıntısız bir çoban olmak daha iyidir.
borçtan korkan kapısını büyük açmaz (küçük açar)
Borçlanmak istemeyen fazla açılmaz, giderlerini kısar, kendi durumuna uygun bir yaşama yolu tutar.
borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek
Borçlu ve dertli bir biçimde yaşanılmaz; borçtan kurtulmanın yolu onu vermek, onulmaz dertten kurtulmanın çıkar yolu ise ölmektir.
boş başağın başı dik olur
Bilgisiz olan üstün görünmek için kasılır.
boş çuval ayakta (dik) durmaz
1) Karnı doymayan kimse çalışamaz. 2) Bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz.
boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir
Çalışmak insanı tembellikten kurtarır.
boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz
İçinden çıkılamayan güç bir durum karşısında kalındığında söylenen bir söz.
boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (az) demiş
Çenesi düşükler umulmadık anlarda densizce konuşabilirler.
bostan gök iken pazar(lık) yapılmaz
Ayrıntıları belli olmayan bir iş için anlaşma yapılmamalı.
bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz
Çalıp çırpmayı alışkanlık edinen kimse yakalanıp ceza göre göre insanlıktan çıkar.
böyle başa böyle tıraş
Kişi nasıl birisiyse ona uygun biçimde davranılır.
böyle gelmiş böyle gider
Her zaman böyle olmuş, gene de böyle olacak.
bu abdestle daha çok namaz kılınır
Bir tutum veya davranışın etkisi sürekli olur.
bu kadar kusur kadı kızında da bulunur
Üzerinde durulmaya değmeyecek kadar küçük bir kusurdur.
bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
Sözleri ve davranışları birbirini tutmuyor, çelişiyor.
bu sıcağa kar mı dayanır?
Aşırı harcamalarla eldeki imkânlar çok çabuk tükenir.
buğday başak verince orak pahaya çıkar
Gereksinim duyulan şey değer kazanır.
buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok?
Görüştüğün kimseyi ağırlayacak, onun istediklerini yapacak durumda olmayabilirsin ama tatlı dille onun gönlünü hoş edebilirsin.
buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince
Bir şeyin senin olduğundan kuşkun kalmaması için gereken bütün koşullar gerçekleşmelidir.
büğersen göl olur, açarsan çöl olur
Birikim, ancak tutmayı bilirsen olur.
bugün bana ise yarın sana
Bugün birinin başına gelen kötü bir durum, daha sonra başka birinin de başına gelebilir.
bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir
Sağlanmış bir kazanç beklenen, umulan daha büyük bir kazanca feda edilemez.
bükemediğin/ısıramadığın eli öp başına ko
Düşmanını yenemiyorsan ona hoş görünmeye çalışarak kötülüğünden kendini koru.
bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş
Kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler.
bülbülün çektiği dili belası
İlerisi düşünülmeden söylenen söz insanın başına dert açabilir.
buldukça bunar
Bulduğuyla yetinmiyor da daha çoğunu istiyor.
buldum bilemedim, bildim bulamadım
Kişi elinde fırsat varken bundan yararlanmayı bilmez, yararlanma yollarını öğrendiği zaman da eline fırsat geçmez.
büyük balık küçük balığı yutar
Güçlüler, güçsüzleri ezer.
büyük başın derdi büyük olur
Büyük işlerin başında bulunanların karşılaşacağı güçlükler de çoktur.
büyük lokma ye büyük söz söyleme
Başaramayacağın, sonuçlandıramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme.
çabalama kaptan ben gidemem
Bu işi yapacak güçte değilim, zorlamanın yararı yok.
çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
Kişi, çağrıldığı yere gitmeli, çağrılmadığı yere gitmemelidir.
çağrılan yere git, ar eyleme; çağrılmadığın yere gidip yerini dar eyleme
Kişi, çağrıldığı yere gitmeli, çağrılmadığı yere gitmemelidir.
çağrılmayan yere çörekçiyle börekçi gider
Çağrılmadığın yere sakın gitme.
cahile söz (laf) anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür (zordur)
Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın deve hendekten atlatılamaz, cahile söz anlatmak bundan da zor bir şeydir.
çalı idi çırpı idi, evim idi ya, ayı idi uyu idi, kocam idi ya
Her ne kadar evim derme çatma, kocam kaba saba idiyse de, bir düzen kurmuş, yaşayıp gidiyordum.
çalma elin kapısını, çalarlar kapını
Kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana aynı kötülüğü yaparlar.
çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz
Her şeyin bir değeri vardır; yapacağı iş, kullanılacağı yer ayrıdır.
çam sakızı çoban armağanı
Verilen bir armağanın sunulduğu kimseye değerine uygun olmadığını ve verenin gücünün ancak buna yettiğini özür yollu anlatmak için söylenen bir söz.
cambaz ipte balık dipte gerek
Kişi, sadece uzman olduğu alanda çalışmalıdır.
caminin (mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur
Kendisini yetiştiren kimsenin malına hıyanet eden, el uzatan kimse cezasını bulur.
can boğazdan gelir (geçer)
İnsan yiyeceğine önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaşamak mümkün değildir.
can bostanda bitmez
İnsan, canının değerini bilmeli, onu yıpratmamalıdır.
can candan şirindir (tatlıdır)
Bir kişi için kendi canı, başkasının canından daha tatlıdır.
can canın yoldaşıdır
İnsan tek başına yaşayamaz, konuşup görüşmek için arkadaş arar.
can çekişmektense ölmek yeğdir
Bir işte çeşitli sıkıntı ve üzüntülerle karşılaşıp olağanüstü gayret harcamaktansa o işten vazgeçmek daha iyidir.
can çıkmayınca (çıkmadan) huy çıkmaz
İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir
can cümleden aziz
İnsanın kendisi herkesten önce gelir.
cana gelecek kaza (zarar) mala gelsin
Zarardan kurtulma olanağı yoksa, bunun cana değil, mala gelmesi yeğlenir.
çanağa ne doğrarsan kaşığında o çıkar
Kişi, kendisi için önceden yaptığı hazırlıkların verimini ileride alır.
çanakta balın olsun, Yemen'den (Bağdat'tan) arı gelir
Malı güzel olan kimse için müşteri kaygısı yoktur, onun malına uzak yerlerden bile istekli çıkar.
canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır
Güzel yaşamak isteyen kişi, bu yaşayışın yükünü çekmeyi göze almalı ve gerekli kaynakları elinin altında bulundurmalıdır.
canı yanan eşek attan yüğrük olur
Zarara veya kötülüğe uğrayan kimse acısını çıkarmak için aşırı çaba harcar.
canımı sokakta bulmadım
Tehlikeye veya herhangi bir sıkıntıya katlanmaya niyetim yok.
çarşı iti ev beklemez
Başıboş gezmeye alışanlar, disiplinli iş yapmaya gelemezler.
çatal kazık yere batmaz (geçmez, çakılmaz)
Birden çok kimsenin söz sahibi olduğu iş yürümez.
çay kuşu, çay taşı ile vurulur
Her iş, ancak ve ancak o iş için gerekli araçla yapılabilir.
cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez
Sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler.
çekişilmeyince pekişilmez
Düşünceler karşılıklı tartışılmadan sağlam bir anlaşma ve uzlaşma ortaya çıkmaz.
cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur
Bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.
çengi ölüsü çalgı (daire, tef) ile kalkar
Zevk ve sefa içinde ömür sürmüş bir kimse, en sıkıntılı günlerinde bile bu alışkanlığını bırakamaz.
çerçi başındakini satar
Satıcı elinde neyi varsa satar.
çerçi kızı boncuğa âşık(tır)
1) Bir insan hangi işle uğraşıyorsa yakınındakiler de o işi çok sever. 2) Ticaretle uğraşanlar, sattıkları şeylerden evdekilerini yoksun bırakarak onların bu eşyanın özlemini çekmelerine neden olurlar.
çeşmeye gitse çeşme kuruyacak
Çok talihsiz kimseler için söylenen bir söz.
çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin
Bakımını iyi yaparsan bağın iyi olur, bağla uğraşmak bir eğlencedir.
çift ile koyun, gerisi oyun
En zor çiftçilik, tarla sürülerek ve koyun beslenerek yapılan çiftçiliktir, diğer işler eğlence gibidir.
çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış
Çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar.
çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek Hak
Kullar Tanrı'dan kendilerine gerekli olan şeyleri dilerler, bu dilekleri kabul edecek olan Tanrı'dır.
çifte gelmeyen öküz olsun, işe gitmeyen oğlun
Herhangi bir biçimde yararlanılabilecek bir malın olması iyidir, çifte gelmeyen öküzü satabilir, iş yapmaktan kaçınan oğlunu eğitebilirsin.
çiğ yemedim ki karnım ağrısın
Suç işlemedim ki korkayım.
çiğnemeden yutulmaz
En kolay bir iş dahi emek gerektirir.
cins cinse çeker
Her insan veya yaratık az çok soyuna benzer.
cins horoz yumurtada öter
Çocuğun soyluluğu ve değeri daha bebekken her hâlinden anlaşılır.
cins kedi ölüsünü göstermez
Soylu kişi, acınacak kötü durumunu kimseye göstermez ve söylemez.
civcivde gözün, et yemeye yüzün olsun
Kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.
çivi çiviyi söker
Güçlü bir şey, kendisi güçlü olan başka bir şeyle veya durumla etkisiz bırakılır.
çivi çıkar ama yeri kalır
Gönül yarası kapansa da unutulmaz.
çoban aldı bağa gitti, kurt aldı dağa gitti
Malını, varlığını başkaları kullandı, kendisine bir şey kalmadı.
çobanın gönlü olursa (olunca) tekeden yağ (süt, köremez) çıkarır
Kişi istediğinde olmayacak gibi görünen işlere çözüm yolu bulur.
çobanın yağı çok olursa çarığına sürer
Varlıklı ama akılsız ve hesapsız kişi malını gereksiz yerlere harcar, telef eder.
çobansız koyunu kurt kapar
Yöneticisi, koruyucusu olmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer.
çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider
Çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir.
çocuğun bulunduğu yerde dedikodu olmaz
Küçük çocuğun bulunduğu yerde herkes çocukla uğraşmaktan dedikodu yapmaya fırsat bulamaz.
çocuğun yediği helal, giydiği haram
Çocuğun iyi beslenmesi için ne kadar para harcansa yerindedir ancak hor kullanacağı ve kısa zamanda da küçüleceği için pahalı giysiler giydirilmesi doğru değildir.
çocuk düşe kalka büyür
Çocuk yürümeye başladığı sırada sık sık düşer, anne baba bu duruma üzülmemelidir.
çocuktan al haberi
Bir aile sorunu veya ailece gizli tutulan bir şey, çocukların rastgele söyledikleri bir sözle açığa çıktığında söylenen bir söz.
çoğu gitti, azı kaldı
Yapılmakta olan işin en önemli, en güç bölümü bitti, az ve önemsiz bölümü kaldı.
çoğu zarar, azı karar
Hiçbir zaman aşırıya kaçılmamalıdır.
çok bilen (söyleyen) çok yanılır
Çok bildiği için kendine güvenen kişi, bilmediği şeylere de karışır ve bunlarda yanılır.
çok gezen çok bilir
Çok gezen, çok yer gören çok şey öğrenir; çok yaşayan, çok okuyan onun bildiklerini bilemez.
çok gezen tavuk ayağında pislik getirir
Gezip dolaştığı yerlerde kötü şeyler de bulunan kimse, kötü alışkanlıklar ve zararlı bilgiler elde ederek yerine döner.
çok havlayan köpek ısırmaz
Karşısındakini bağırıp çağırmakla korkutmaya çalışan kimse eylemli bir saldırıda bulunmaz.
çok koşan çabuk (çok, tez) yorulur
Sürekli çalışabilmek ve sonuç elde edebilmek için harcanan çabanın yormayacak ölçüde olması gerekir.
çok naz âşık usandırır
Başka şeylerde olduğu gibi nazlanmada da aşırı gidilmemelidir.
çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin
Yönetimi altında bulunan kimselere sık sık müdahale edenler bekledikleri verimi alamadıkları gibi onları da arsız ederler; yiyecek ve para bakımından da sıkıntıya düşürenler onları hırsızlığa itmiş olurlar.
çok söz (laf) yalansız, çok para (mal) haramsız olmaz
Bol kazancın içinde yasa dışı elde edilmiş para bulunduğu gibi çok konuşanın sözleri arasında da mutlaka yalan bulunur.
cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler
Başkalarının pohpohlamalarına kananlar mallarından ve canlarından olurlar.
cömertle nekesin harcı birdir
1) Cömertin de cimrinin de sarıldığı kefen aynıdır. 2) Cimri, ucuz diye her şeyin kötüsünü alır, bunlar işe yaramadıklarından veya çarçabuk bozulduklarından yenilerini almak zorunda kalır ve birkaç kez para harcar; cömert ise bir kez çok para verip her şeyin iyisini alır. Sonuç olarak cimri de, cömert de aynı parayı harcamış olur.
cumhura muhalefet kuvveihatadandır
Olağan sayılmayacak kadar kısa bir zamanda olan bir gelişmenin sürekli olamayacağını anlatan bir söz.
dağ ardında olsun da, yer altında olmasın
Yaşasın da uzakta olsun.
dağ başına harman yapma, savurursun yel için; sel önüne değirmen yapma, öğütürsün sel için
Yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma.
dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir
Dağ başında kışın fırtına eksik olmadığı gibi kişinin yaşamında da yıpratıcı olaylar eksik olmaz.
dağ başından duman eksik olmaz
Büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır.
dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
Ne kadar uzak düşmüş olurlarsa olsunlar, insanlar günün birinde birbirleriyle karşılaşabilirler.
dağ doğura doğura bir fare doğurmuş
Büyük şeyler beklenen bir işten önemsiz bir sonuç alındığında söylenen bir söz.
dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar
Yenilmesi imkânsız gibi görünen zorlukların da üstesinden gelinir.
dağ yürümezse abdal yürür
Büyüklük taslayan birinde bitecek bir işimiz varsa biz onun ayağına gidip işimizi görmeliyiz.
dağ, ovanın süt anasıdır
Ticareti besleyen, üretim kaynaklarıdır.
daha iyisi can sağlığı
Bulunabileceklerin en iyisi oldu.
dam dolusu tükenmiş, damlayan tükenmemiş
Az da olsa sürekli gelir, ne denli çok da olsa, giderek tükenen hazırı yemekten daha iyidir.
dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı
Yersiz ve saçma sözler karşısında söylenen bir söz.
damdan düşen damdan düşenin hâlinden (hâlini) bilir
İyi bir durumdayken kötü duruma düşen kimse, başına aynı durum gelen kimsenin derdini iyi anlar.
damlaya damlaya göl olur
Azar azar olagelen şeyler birikerek önemli bir niceliğe ulaşacağı için küçümsenmemelidir.
danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış
Bilmediği şeyi bir bilene soran, en zor işlerin bile üstesinden gelir; sormayan ise güçlükler içinde yuvarlanır gider.
darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz
Kötü gereçle iyi iş görülemez.
davacın kadı olursa yardımcın Allah olsun
Seni yargılayacak kişi, senden davacı olan kişi ise elbette kendisini haklı çıkaracak ve sana ağır ceza verecektir.
davetsiz gelen döşeksiz oturur
Çağrılmadan bir yere giden kimse iyi bir ağırlanma beklememelidir.
davetsiz yere kedilerle köpekler gider
Bir yere çağrılmadan gitmek, kişiyi aşağılatan bir davranıştır.
davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde
Sorumluluk birinde olmasına karşın bir başkasının sözü geçiyor.
davul dengi dengine diye çalar
Evlenecek kimselerin birbirlerine denk olması gerekir.
davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı
Biz çalıştık, uğraştık, başkası yararlandı.
davulun sesi uzaktan hoş gelir
İşin içinde olmayanlar o işi kolay veya kârlı sanırlar.
dayak cennetten çıkmıştır
Dayağın yola getirici bir etkisi vardır.
dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer
Evleneceği kişiyi seçmekte çok titizlik gösteren kimse, çoğu kez istemediği, beğenmediği bir kişiye düşer.
dede/dedesi koruk yer, torununun dişi kamaşır
Eskilerin yaptığı yanlış işlerden daha sonrakiler de zarar görür.
değirmen taşının altından diri çıkar
En ağır şartlarda bütün güçlükleri yener.
değirmenden gelenden poğaça umarlar
Başka bir yerden gelen kimseden, geldiği yerle ilgili, küçük de olsa bir armağan beklenir.
değirmene gelen nöbet bekler
Bir şeyden birçok kimse yararlanacaksa herkes geliş sırasıyla işini görmek üzere beklemelidir.
değirmenin suyu nereden geliyor?
Bu işin masrafını karşılayacak para nasıl kazanılıyor?
değme sarhoşa yıkılana kadar gitsin
Kendi aklını beğenip başkasını dinlemeyen kimseyi gittiği yanlış yoldan döndürmeye kalkmayın, bırakın cezasını çeksin.
deli arlanmaz, soyu arlanır
Densizce, delice iş yapanlar yaptıklarından utanacak durumda değillerdir ama ailesi, yakınları onların davranışlarından üzüntü duyarlar, utanırlar.
deli deli akanı bura bura tıkarlar
Aşırı ve ölçüsüz davrananlara karşı önleyici, sert tedbirler alınır.
deli deliden hoşlanır, imam ölüden
Kişi, kendisine benzeyen veya yarar sağlayacağı kimseden hoşlanır.
Deli deliyi görünce, çomağını/değneğini saklar/gizler.
Saldırgan kimse, kendisi gibi birine saldırmaktan çekinir.
deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun
Akılsız kimse iyi niyetli olsa dahi yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını hesap edemediğinden dostuna bilmeyerek fenalık edebilir, akıllı düşmanın yapacağı kötülükse akıl yoluyla sezilir ve gereken tedbir alınabilir.
deli ile çıkma yola, başına getirir bela
Deli, kendisiyle arkadaşlık edenin başına çeşit çeşit dert açar.
deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş
Densiz, budala ev sahibi, konuklarından çok kendini ağırlanacak konuk yerine koyar.
deliden al uslu haberi
Deli, sır saklamasını bilmediği için haberin doğrusu ondan alınır.
delik büyük, yama küçük
Eldeki imkânlar gerekenden çok az.
delikli boncuk (taş) yerde kalmaz
Az çok işe yarayan her şeyin isteklisi bulunur.
delilsiz cennete bile girilmez
Kişinin istediği şeyi elde edebilmesi için bir yol gösterenin olması gerekmektedir.
deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış
Aklı kıt olan kimse, bir kez hoşuna gitmiş olan şeye benzettiği nesneyi, gerçekten ona benzemese de elde etmeye çalışır.
deliye göre her gün bayram
Her fırsattan yararlanarak bayrammış gibi davrananlara ve her şeyi eğlenceli yönden alanlara söylenen bir söz.
deliye taş atma, başını yarar
Davranışlarında çılgınlık bulunan kimseye dokunma yoksa sana öyle çılgınca saldırır ki yaptığına pişman olursun.
demir ıslanmaz, deli uslanmaz
Her nesnenin, her kişinin değiştirilemeyen bir özelliği vardır.
demir nemden, insan gamdan çürür
Nem demiri nasıl paslandırıp çürütürse gam da insanı öylece yıpratır.
demir tavında dövülür
Her iş zamanında ve uygun durumda yapılır.
deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz
Her denizde az çok dalga bulunduğu gibi her gönülde de bir sevda vardır.
deniz kenarında dalga eksik olmaz
İçinde çeşitli olayların geçmesi doğal olan bir ortamda zaman zaman sert çatışmaların, fırtınaların çıkması da olasıdır.
denizdeki balığın pazarı (pazarlığı) olmaz
Henüz elde olmayan bir nesnenin alımı, satımı üzerinde konuşulmaz.
denize düşen yılana (yosuna) sarılır
Güç bir duruma düşenlerin bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurmaları olağandır.
derdi veren devasını da verir
Her sıkıntının, üzüntünün bir çaresi vardır.
derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen
Derdi olmayan kimse önemsiz şeyleri kendisine dert edinerek söylenir, borcu olmayan kimse de evlenirken birçok şey satın almak zorunda kaldığı için borçlanır.
derdini söylemeyen (saklayan) derman bulamaz
İnsan sıkıntısını başkasına açıklayarak giderebilir.
derede tarla sel için, tepede harman yel için
Elden çıkarmak istemediğimiz şeyleri tehlikeye açık durumlardan uzak tutmalıyız.
dereyi/çayı/ırmağı geçerken at değiştirilmez
Bir yöntemden başka bir yönteme geçiş tehlikeli bir durum veya zamanda yapılmamalıdır.
dert gider amma yeri boş kalmaz
İnsan bir dertten kurtulduğunda onun yerine başka bir dert geleceğini iyi bilmelidir.
dert gitmez, değişir
İnsan bir dertten kurtulduğunda onun yerine başka bir dert geleceğini iyi bilmelidir.
dertsiz baş (kul) olmaz
Derdi olmayan kimse yoktur, az çok herkesin derdi vardır.
dertsiz baş terkide gerek
Bir kişi ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
dertsiz başını derde sokmak
Bir derdi yokken gereksiz yere üzüntü veren bir işe girişmek.
dervişe Bağdat'ta pilav var demişler, yalan değilse ırak değil demiş
Bir şeyi elde etmek için aşırı istekli olan kimseye, bu uğurda katlanacağı fedakârlıklar güç gelmez.
dervişin fikri ne ise zikri de odur
İnsan, önem verip düşündüğü şeyi konuşmaktan kendini alamaz.
destursuz bağa gireni sopa ile kovarlar
Bir yere izinsiz girmek veya bir işe izinsiz el atmak kötü karşılanır.
deve bir akçeye, deve bin akçeye
Çok ucuza alınmayan bir şey gerekli olduğunda çok pahalıya alınabilir.
deve boynuz ararken kulaktan olmuş
Elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu arayan, elindekinden de olur.
deve büyüktür amma beşini bir eşek yeder
İnsan görünüşte büyük olmakla akıl büyük olmaz, bir akıllı birçok az akıllıyı arkasından sürükler.
deve deve yerine çöker
Yitirilen değerli kimsenin, elden çıkan değerli şeyin yeri boş kalmaz.
deve Kâbe'ye gitmekle hacı olmaz
Gerekli niteliklerden yoksun olan kişi, biçimsel işler yapmakla kişiliğine değer kazandıramaz.
deveden büyük fil var
Herhangi bir konuda söz sahibi olanlardan daha büyük, daha yetkili biri mutlaka vardır.
devenin derisi eşeğe yük olur
Zengin ne kadar fakir düşse de yoksula göre yine varlıklıdır.
deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez
Herkesin gözü önündeki bir olayı şöyle böyle yorumlarla gizlemeye çalışmak boşunadır.
deveye burç gerek olursa boynunu uzatır
Kişi kendisine gerek olan şeyi elde etmek için yorgunluğa katlanmalıdır.
devlet adama ayağıyla gelmez
Zenginlik ve talih kişiyi kendiliğinden gelip bulmaz, çalışıp çabalamakla elde edilir.
devlet oğul, mal tahıl, mülk değirmen
En büyük mutluluk ve zenginlik, çocuk sahibi olmak; en gerekli mal, tahıl; en değerli mülk, değirmendir.
devletin malı deniz, yemeyen domuz
Devlete hıyanet etmeyi sanat hâline getirenlere göre devletin bitmez tükenmez malı vardır. Yolunu bulup ondan aşırmayan budaladır.
devletli ile deli bildiğini işler
Yüksek rütbeliler, deliler, kimsenin sözünü dinlemez, akıllarına geleni yaparlar.
dibi görünmeyen sudan geçme
Bir işe girişirken her yönünü iyice araştır.
dibi kırmızı mumla (bal mumuyla) mı çağırdım
Üzerinde önemle durarak çağırmadım.
diken battığı yerden çıkar
Zarar hangi yönden geldiyse ancak o yönden giderilir.
dilden gelen elden gelse, her fukara padişah olur
Kişi her söylediğini yapamaz, her dilediğini elde edemez.
dile gelen ele gelir
İnsanlar yapacakları işler hakkında önce konuşurlar, sonra da o işi gerçekleştirirler.
dilenci bir olsa şekerle beslenir
Yardım bekleyen bir tane olsa umduğundan aşırı şeyler verilerek sevindirilir ancak bunların sayısı çok olduğundan hepsine aynı cömertlik gösterilemez.
dilencinin torbası dolmaz
Şundan bundan yardım dileyerek geçinmeye çalışanların istekleri bitmez.
dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda
Çıkarından başka bir şey düşünmeyen kimse ile ilişki kurma, seni nerede rahatsız edeceği belli olmaz.
dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş
Hem gereksinim duyduğu konuda yardım istiyor hem de yapılan yardımı küçümsüyor.
dili olsa da söylese (anlatsa)
Cansız nesneler konuşabilseler bazı olaylara tanıklık da edebilirler.
dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim
Kişinin başına ne gelirse dilini tutmamasından gelir.
dilin cirmi küçük, cürmü büyük
Dil küçük bir nesnedir ama söylediği kötü sözlerle kişinin başını belaya sokarak büyük suç işler.
dilin kemiği yok
İnsan doğru veya yanlış her şeyi söyleyebilir.
dilini eşek arısı soksun
Hoşa gitmeyen bir şey konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözü.
dille düğümlenen, dişle çözülmez
Verdiği sözü yerine getirmeyen kişi, sebebi sorulduğu zaman kendini savunmakta zorlanır.
dilsizin dilinden anası anlar
Başkalarının kolay kolay anlayamadıkları şeyi, her gün onunla uğraşan kimse çok kolay anlar.
dinsizin hakkından imansız gelir
Acımasız olan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir.
dipsiz kile, boş ambar
Para, mal tutmayanın durumunu veya bir iş için boş yere uğraşıldığını anlatan bir söz.
dişinden tırnağından artırmak
Yiyecek giderlerini kısarak para biriktirmek.
dışı eli yakar, içi beni yakar
Görünüşe aldanmamalı.
doğan anası olma, doğuran anası ol
Bir çocuk, annesinin değerini ancak kendisi de çocuk sahibi olduktan sonra anlar.
doğmadık çocuğa don biçilmez
Ele geçeceği, ortaya çıkacağı daha belli olmayan şey için önceden hazırlık yapmak doğru değildir.
doğru bilinmeyince eğri bilinmez
Doğru ile yanlışı, iyiyle kötüyü birbirinden ayırmak için her ikisini de bilmek, tanımak gerekir.
doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
Doğru olmakla birlikte başkalarının işine gelmeyen sözleri söyleyenlerin sevilmediğini anlatan bir söz.
doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek
Doğru sözlü olan kişi sevilmeyen, istenmeyen kişi olacağı için bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.
doğru söyleyenin tepesi delik olur
Sözüm bir kimseye dokunur mu diye düşünmeyerek doğruyu söyleyen kişi çok düşman kazanır.
doğru söz acıdır
Eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren söz, bu işi yapanlara acı gelir.
doğru söz yemin istemez
Sözün doğruluğunda kuşku yoksa yemine gerek yoktur.
doğruluk minarede kalmış onun da içi eğri
Doğru görünen nice kişiler vardır ki içyüzlerini bilenlerden nasıl düzenbaz oldukları öğrenilir.
doğrunun yardımcısı Allah'tır
İşlerinde doğruluktan ayrılmayan kişiye Tanrı her zaman yardım eder.
dokuz at bir kazığa bağlanmaz
Bir işin başına, tanınmış kişiliği bulunan birçok kimse birden getirilmemelidir, bunlar anlaşamaz ve birbirlerine düşerler.
domuz derisi post olmaz eski düşman dost olmaz
Birçok nedenin birbirini izlemesiyle sürüp gelmiş olan eski düşmanlık, dostluğa dönüştürülemez.
domuzdan toklu çıkmaz (doğmaz)
Kötü huylu kimsenin çocuğu melek huylu olmaz.
domuzun kuyruğunu kes yine domuz
Yaradılıştan kötü olan kişinin şu, bu yönünü düzeltseniz de mayasındaki bozukluğu gideremezsiniz.
donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer
Bir şeyden yoksun olan kişinin gönlünden hep o şeyden bol bol edinmek geçer.
dört göz bir evlat için
Anne ve babanın bütün emek ve didinmesi evlat içindir.
dost (akraba) ile ye, iç, alışveriş etme
Alışverişte iki taraf da kendi çıkarını düşündüğünden iki dost arasındaki alışveriş dostluğu bozabilir, bu nedenle de dostluklarını sürdürmek isteyenler birbirleriyle alışverişte bulunmamalıdırlar.
dost (iyi dost) kara günde belli olur
Gerçek dost üzüntülü, sıkıntılı günlerde insanı yalnız bırakmaz.
dost acı söyler
Yakınlarımız, eksikliklerimizi çekinmeden söylerler.
dost ağlatır, düşman güldürür
Dost olan kimsenin söylediği söz, acı da olsa insanın iyiliği içindir.
dost başa, düşman ayağa bakar
İyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir.
dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur
Dostlarını olabildiğince çoğalt, düşmanlarını olabildiğince azalt.
dost dostun ayıbını yüzüne söyler
Gerçek dost uyarmak, kusurun düzeltilmesini sağlamak amacıyla ayıbı yüze karşı söyler.
dost dostun eyerlenmiş atıdır
Gerçek dost, arkadaşının sıkışık zamanında yardımına koşmaya hazır durumdadır.
dostluk başka, alışveriş başka
İki kişi arasındaki dostluk, alışverişte birinin ötekine özverili davranmasını gerektirmez.
dostluk kantarla, alışveriş (hesap) miskalle
İş ilişkilerine dostluk karıştırılmamalıdır.
dostluk okkayla, alışveriş dirhemle
Dostluğun tartısı olmaz, alışveriş ise ölçüye göre olur.
dostun attığı taş baş yarmaz
Dostun acı sözü veya sert davranışı insana ağır gelmez.
düğün aşıyla dost ağırlanmaz
Ağırlamanın değeri, özel olarak hazırlanmasında, bir fedakârlık yapılmasındadır.
düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya
Akılsız kişi, başkalarının eğlence programlarında bir aksama olmasın diye çabalar.
dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz
Dumanı olmayan baca olamayacağı gibi karısına sıkıntı vermeyen koca da olmaz.
dün cin olmuş, bugün adam çarpıyor
İşinde ustalaşmadan hile yollarına başvuruyor.
dün öleni dün gömerler
Bir üzüntü sürdürülmemeli, unutulmaya çalışılmalıdır.
dünya bir, işi bin
Bu dünyada insanın hatır ve hayaline gelmeyen türlü türlü durumlar ortaya çıkar.
dünya malı dünyada kalır
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götüremez, bu nedenle gerek kendisi için gerekse hayırlı işler için para harcamaktan kaçınmamalıdır.
dünya ölümlü, gün akşamlı
Hiçbir durum sürekli değildir, her iyi durumun bir sonu vardır.
dünya Süleyman'a bile kalmamış
İnsan ne kadar zengin olursa olsun bu dünyadan göçüp gidecektir, bu nedenle dünyaya bel bağlamamalıdır.
dünya tükenir, yalan tükenmez
Dünyada çok sayıda yalancı vardır, bunları huylarından vazgeçirmek de imkânsızdır.
dünya yıkılsa umurunda değil
Hiçbir şeyle ilgilenmez, sorumsuz, kaygısızdır.
dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur
Bu dünyada tasasız olan insan yoktur.
dünyanın ucu uzundur
İnsanın yaşadıkça türlü durumlarla, çeşitli olaylarla karşılaşabileceğini anlatan bir söz.
dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir
Birçok kimse için felakete yol açan bir olay, bazı insanları ilgilendirmez.
durdu durdu, turnayı gözünden vurdu
Uzun süre bekledi ancak sonunda isteğini elde etti.
düş uykudan sonra olur (gelir)
Bir işin temeli gerçekleşmedikçe ayrıntılarına sıra gelmez.
düşenin dostu olmaz
Varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz.
düşman düşmana gazel (Yasin) okumaz
Düşmandan ancak kötülük beklenir.
düşmana silah gerek, ya düşmandan ırak gerek
Düşmanın hakkından gelebilmek için silah gerekir eğer silahınız yoksa düşmandan uzak durunuz.
düşmanın karınca ise de hor bakma
Düşmanın ne kadar güçsüz olursa olsun dikkat et, uyanık ol.
düşmez kalkmaz bir Allah
İnsanların talihsizliklere uğraması olağandır.
düt demeye dudak gerek (ister)
Bir işin gerçekleştirilebilmesi, gerekli koşulların, araçların bulunmasına bağlıdır.
dut kurusu ile yâr sevilmez
Ancak büyük fedakârlıklarla elde edilebilecek güzel bir şey, fedakârlık yapılmadan elde edilemez.
dut yaprağı açtı, soyun; döktü giyin
Dut ağacı yapraklanınca soğuklar biter, dut ağacı yaprağını döktüğü zaman soğuklar başlar; ona göre giyinmek lazımdır.
duvarı nem, insanı gam yıkar
Nem demiri nasıl paslandırıp çürütürse gam da insanı öylece yıpratır.
ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane
Herkesin ölümü için bir sebep vardır.
ecele çare bulunmaz
Ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır.
edebi edepsizden öğren
Edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun.
eden bulur, inleyen ölür
Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün
eğilen baş kesilmez
Kusurunu anlayıp özür dileyen kişi bağışlanmalıdır.
eğreti (emanet) ata binen tez iner
Ödünç alınmış araçlarla girişilen işler çok kez yürütülemez.
eğreti kuyruk tez kopar
Temeli olmayan işlere güvenilmez.
eğri düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez
Hiçbir şeyi beğenmeyenlerin de kusurları vardır.
eğri oturup doğru konuşalım
Birisine karşı tutumumuz ne olursa olsun doğruyu söylemeliyiz.
eğriye eğri doğruya doğru
Gerçek neyse aynen belirtilmelidir.
ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını
Bir girişimden iyi sonuç almak isteyen, o işin temelini sağlam kurmalıdır.
eken biçer, konan göçer
Her davranış doğal sonucuna varır; emek verip ekin eken ürün alır, gezerken bir yerde konaklayan oradan kalkarak başka bir yere gider.
ekmeden biçilmez
Emek vermeden beklenen bir sonuca erişilmez.
ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver
Verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır.
ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur
Verimin bol olması, kullanılan malzemenin bol olmasına bağlıdır.
ekmek aslanın ağzında
Geçim sağlayacak bir iş bulmak ve para kazanmak kolay değildir.
ekmek istemez su istemez
Hiçbir masrafı yoktur.
ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır
İnsanların kazançlarına, rızıklarına engel olanlara bir gün aynı şeyler yapılır.
ekşi yüzlünün balı acı olur
İstemeden iyilik yapan kişi karşısındakini de hoşnut edemez.
el ağzına bakan, karısını tez boşar
Kişi, özel hayatı ile ilgili ciddi konularda başkasının düşüncesiyle değil kendi düşünceleriyle karar vermelidir.
el beğenmezse yer beğensin
Çocuğun öldüğünde iyi anılması, yaşarken de beğenilir bir kişi olması için anne baba çocuklarının eğitimine çok önem vermelidir.
el el ile, değirmen yel ile
İnsanlar bir araya gelmeden yaşayamazlar, birbirlerine yardım etmeden başarıya ulaşamazlar; değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr gereklidir.
el el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz
Her şey birbirinin üstüne konulamaz, birbiriyle birleştirilemez.
el elden kalmaz, dil dilden kalmaz
Bir kişi başkasına vurursa o da ona vurur, başkasına kötü söz söylerse diğeri de kendisine kötü söz söyler.
el elden üstündür
Bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini bilmelidir.
el eli yıkar, iki el yüzü
Bir kişi başka bir kişiye yardım ederse o da bu iyiliğin altında kalmaz, güçlenmiş olarak yardımlara koşar.
el elin aynasıdır
Kişi kendi özelliklerini zaman zaman yabancıdan öğrenir.
el elin eşeğini türkü çağırarak arar
İnsanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez.
el elin nesine, gülerek gider yasına
Bir kimsenin acısı, başkalarının umurunda değildir.
el eliyle yılan tut, onu da yalan tut
Kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.
el için ağlayan gözden olur
Başkası için yapılacak fedakârlığın bir sınırı vardır.
el için kuyu kazan, evvela kendisi düşer
Başkasına tuzak hazırlayan kimse, bu tuzağa ondan önce kendisi düşer.
el için yanma nâra, yak çubuğunu bak keyfine
Başkalarının derdini kendine sorun yapıp da kendi rahatını ve düzenini bozma.
el ile gelen düğün bayram
Herkese birden gelen sıkıntı ve felakete katlanmak, yalnızca bir kişiye gelene katlanmaktan daha kolaydır.
el kazanı ile aş kaynamaz
Önemli bir iş, başkalarının yardımıyla başarılamaz, iş her an yarıda kalabilir.
el mi yaman bey mi yaman? el yaman!
Baştaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, asıl güç halktadır.
el üstünde gömlek eskimez
Eğreti olarak alınan şey, dikkatle korunur; bir süre sonra olduğu gibi geri verilir.
el vergisi, gönül sevgisi
Bize bir şey verene, armağan edene karşı gönlümüzde sevgi uyanır.
el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır
Başkasının gücü karşısında boyun eğmek zorunda kalacağını anlayamamış kimse, kendi gücünün herkese boyun eğdireceğini sanır.
el/etek öpmekle ağız/dudak aşınmaz
Çok önemli bir iş için bir kimseye ricada bulunmak hatta yalvarmak gerekirse, yapılır.
elçiye zeval olmaz
Bir kimseden başka bir kimseye herhangi bir haber ulaştıran, bu aracılığından dolayı sorumlu tutulmaz
elde bulunan beyde bulunmaz
Beylerde olmayan öyle şeyler vardır ki halkta bulunur.
elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
Kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir.
elden vefa, zehirden şifa
Zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.
ele verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı
Kendisinin inanmadığı ve tutmadığı öğütleri başkalarına kolayca verir.
elifin hecesi var, gündüzün gecesi var
Kolay ve düzgün başlayan bir iş hep öyle sürüp gitmez, güçlüklerle ve aksaklıklarla da karşılaşılabilinir.
elin ağzı torba değil ki büzesin
Başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.
elinle ver, ayağınla ara
Ödünç aldığı şeyi geri vermeyi geciktiren veya vermeyenler için söylenen bir söz.
elma da alma da demesini biliriz
Şartlara göre uygun davranırız.
elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar
Eltiler birbirlerinden uzak dururlar, görümceler gelinlerle kavga ederler.
emanet eşeğin yuları gevşek olur
Bir kimseye emanet edilen şeyin o kimse tarafından iyi korunmadığı her zaman görülen olaylardandır.
emanete hıyanet olmaz
Emanet olarak bırakılan şeyi titizlikle korumak gereklidir.
emek olmadan yemek olmaz
Yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerekir.
er ekmeği, meydan ekmeği
Kadın, kocasının kazancını rahatça yer.
er giden, işine; geç giden, boşuna
İşine sabahleyin erken başlayan kimse başarı elde eder.
er kocar, gönül kocamaz
Kişi ihtiyarlar ama gönlü taze kalır, sevgisi eksilmez.
er lokması er kursağında kalmaz
İnsan, gördüğü iyiliği karşılıksız bırakmaz.
er olan ekmeğini taştan çıkarır
Azimli kimse geçim yolunu bulmak için en güç işlerle bile uğraşmaktan yılmaz.
er oyunu üçe kadar
Birinci ve ikinci denemede başarılamayan iş için son kez üçüncü deneme yapılmalıdır.
erim er olsun da yerim çalı dibi olsun
Kadının kocasının fakir olması önemli değildir, yeter ki aile sorumluluklarını yerine getirsin.
erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi?
Güçlülük ve yüreklilik yalnızca erkeklerde değil kadınlarda da vardır.
erkek sel, kadın göl
Erkek, parayı bilinçsizce harcama eğiliminde olsa bile kadın buna meydan vermemeli, tutumlu olmalıdır.
erken kalktım işime, şeker kattım aşıma
İşine sabahleyin erken başlayan kimse başarı elde eder.
eşeğe altın semer vursalar yine eşektir
İnsanlık değerinden yoksun kişi, kılık kıyafetle, makam ve mevkiyle değer kazanmaz.
eşeği dama çıkaran yine kendi indirir
Yanlış yapan kimse, yanlışı yine kendisi düzeltir.
eşeği düğüne çağırmışlar, ya odun eksik ya su demiş
Bir işi yapmamak için bahane bulmayı anlatan bir söz.
eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin
Kötü bir sonuç meydana geldiğinde sorumlu olmamak için işi, sahibinin isteğine uygun olarak yap.
eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması
Çocuklarının düzensiz davranışı, anne babayı rahatsız eder.
eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa
Kimseyi ilgilendirmeyen işleri kendi kendine karar verip yapmalısın.
eşek at olmaz, ciğer et olmaz
Soysuz kişi soylu olmaz, bayağı şey üstün nitelik kazanmaz.
eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez
Aptal kişi bile başına gelen felaketten ders alır, o felakete yol açan şeylerden kendisini korur.
eşek eşeği ödünç kaşır
Çıkarcı, başkasına yardım ederken ileride onun da kendisine yardım edeceğini düşünür.
eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)
Bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez.
eşek kocamakla tavla başı olmaz
Anlayışsız kişi ne kadar yaşlanırsa yaşlansın baş olacak bir olgunluğa ulaşamaz.
eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz
Aslında niteliksiz olan bir şeye ne yapılsa değişmez.
esirgenen/sakınılan/sakınan göze çöp batar
Üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.
eski dost düşman olmaz olsa da dürüst olmaz
Aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olmazlar, yeni kazanılan dostlarla arada henüz sıkı bir bağ oluşmadığı için bu durum söz konusu değildir.
eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez
Aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olmazlar, yeni kazanılan dostlarla arada henüz sıkı bir bağ oluşmadığı için bu durum söz konusu değildir.
eski düşman dost olmaz
Birçok nedenin birbirini izlemesiyle sürüp gelmiş olan eski düşmanlık, dostluğa dönüştürülemez.
eskisi olmayanın yenisi (acarı) olmaz
Yeni bir şey edinildiğinde eskisi hemen elden çıkarılmamalıdır.
eskiye rağbet (itibar) olsaydı bitpazarına nur yağardı
Her şeyin yenisi sevilir.
eşkıyanın/fukaranın/ihtiyarın/zürefanın düşkünü, beyaz/hasa giyer kış günü
Daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.
et kanlı gerek, yiğit canlı
Kebap çok pişirilmemeli, genç de hareketli ve canlı olmalıdır.
et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır?
Bozulan şeyi düzeltecek etken vardır ancak bu etken bozulmuşsa artık düzeltmeden umudu kesmek gerekir.
et ne kadar arık olsa üstüne ekmek yaraşır
Bilgili ve görgülü kişi, iş başında ve zengin olmasa da bilgisiz ve görgüsüz kişilerin üstünde yer alır.
et tırnaktan ayrılmaz
Yakın hısımlar arasındaki bağ kolay kolay kopmaz.
etme bulursun, inleye inleye ölürsün
Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
ev alanla evlenene Allah yardım eder
Evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara Allah'ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir.
ev alma, komşu al
Komşuluk ilişkileri, iyi bir komşuya sahip olma çok çok önemlidir.
ev sahibi mülk sahibi, hani nerede bunun ilk sahibi
Kişi malını mülkünü kaybederim korkusuyla kendini üzüntüye kaptırmamalı, malı mülkü ile övünmemelidir, zira mal mülk dünyaya ait bir şeydir.
evdeki pazar (hesap) çarşıya uymaz
Önceden tasarlanan bir iş umulduğu gibi sonuçlanmaz, düşünüldüğü gibi olmaz.
evimiz bezden, ne umarsın bizden
Kendisi yardıma muhtaç olandan yardım beklemek boşuna umutlanmaktır.
evladı/evladımı ben doğurdum ama gönlünü ben doğurmadım
Bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez.
evladın var mı, derdin var
Çocuklarının sıkıntıları, hastalıkları ana baba için sürekli derttir.
evli evine, köylü köyüne
Artık dağılalım, herkes evine, işine gitsin.
eyere de gelir semere de
Her işe yarar, her türlü işi görebilir.
fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp
Yoksulluk utanılacak bir şey değildir, çalışmamak en büyük ayıptır.
fare çıktığı deliği bilir
Bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir.
faydasız baş mezara yaraşır
Yaşayan kimse bir işe yaramalıdır, bir işe yaramayan kimsenin ölüden farkı yoktur.
fazla mal göz çıkarmaz
Ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur.
felek, kimine kavun yedirir kimine kelek
Bu dünyada kimi insanlar mutluluk içinde yaşarlar, kimileri de talihsizdirler.
fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar
Talih, fakire hiç gülmez; aynı sermaye zengine daha çok, fakire daha az gelir getirir.
fukaranın tavuğu, zenginin atı kıymetli olur
Yoksul geçimini, varlıklı keyfini düşünür.
gafile kelam, nafile kelam
Gaflet uykusunda olan kişiye söz kâr etmez.
gammaz olmasa tilki pazarda gezer
Yasal olmayan yollardan gizlice çıkar sağlayan kişi, yakayı ele vereceğinden korkmasa bütün bu işleri açıktan yapar.
garibe bir selam bin altın değer
Yabancı yerde tek başına kalan kimseye karşı gösterilecek küçük bir ilgi, en büyük iyilik yerine geçer.
garip kuşun yuvasını Allah yapar
Garip ve kimsesiz kişiye Tanrı yardım eder.
geç olsun da güç olmasın
Çeşitli engeller yüzünden gerçekleşemeyen işlerde avunmak için söylenen bir söz.
gece gözü, kör gözü
Geceleyin iyi iş yapılamaz.
gece işi, körler işi
Gece yapılan iş verimli olmaz.
geceler gebedir
Her sabah yeni olaylarla karşılaşırız.
geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni
Namerde karşı minnet altında kalmaktansa sıkıntıya katlan.
geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler
Geçmişte kalan olayların üzerinde durulmasında bir yarar yoktur.
geçti Bor'un pazarı (sür eşeğini Niğde'ye)
Artık iş işten geçti.
gel denilen yere gitmeye ar eyleme, gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme
Çağrıldığın yere gitmekten çekinme, gelme denilen yere de gitme, orada sana ilgi göstermezler.
geleceği varsa göreceği de var
Kötülük yapmaya kalkışacak olursa karşılığını elbette görür.
gelen ağam giden paşam
Yönetim kimde olursa olsun benim için fark etmez.
gelen gidene rahmet okutur
Beğenmediğimiz bir kişinin yerine öyle birisi gelir ki eskisini aratır.
gelen gideni aratır
Beğenmediğimiz bir kişinin yerine öyle birisi gelir ki eskisini aratır.
gelene git denilmez
Kendiliğinden gelen bir konuk geri çevrilmez.
gelin altın taht getirmiş, çıkmış kendisi oturmuş
Toplum içine giren bir kimsenin kendi kullanacağı eşyasının değerli olup olmaması başkalarını ilgilendirmez.
gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz
Her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer.
gem almayan atın ölümü yakındır
Söz dinlemeyen hırçın kişi, davranışının büyük zararını görür.
gemisini kurtaran kaptan
Güç bir duruma düşüldüğünde ne yapıp edip kendisini veya yakın çevresindekileri kurtaranlar için söylenen bir söz.
gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir
İnsan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar.
gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan
Kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin.
gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı
Kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin.
giden gelse dedem gelirdi
Ölen bir kimse dirilemeyeceği gibi elden çıkan bir şey de bir daha ele geçmez.
gidilmeyen yer senin değildir
Gidemediğiniz yerinizin, kullanamadığınız malınızın size bir yararı olmaz.
gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (bulmamak) var
Uzak bir yere giden kişi dönmeyebilir, dönebilse de ayrılırken bıraktığı yakınlarını bulmayabilir.
göğe direk, denize kapak olmaz
Hem gereksiz hem de gerçekleştirilmesi hayale bile sığmayan şeylerle uğraşılmamalıdır.
gökten ne yağdı da yer kabul etmedi
Büyüklerden gelen şeyleri küçükler geri çeviremezler.
gön yufka yerinden delinir
Her iş en çürük yerinden patlak verir.
gönlün yazı var, kışı var
İnsan kimi zaman sevinçli, kimi zaman da üzüntülü olabilir.
gönülden gönüle yol vardır
Kalp kalbe karşıdır.
gönülsüz namaz göğe ağmaz
İsteksiz yapılan bir işten hayır gelmez.
gördün deli, savul geri!
Dengesiz kimselerden uzak durmak gerekir.
gören gözün hakkı vardır
Yiyecek veya imrenilecek bir şeyi görene o şeyden vermek gerekir.
görmemiş görmüş, güle güle ölmüş
Görgüsüz kişi, günün birinde ummadığı bir şeyi elde ederse sevincinden ne yapacağını şaşırır.
görünen dağın (köyün) uzağı olmaz
Bir durumun nasıl sonuçlanacağı belli olduktan sonra bu sonuç çok geçmeden gerçekleşir.
görünen köy kılavuz istemez
Ne kadar gizlense de gerçekler ortadadır.
göz görmeyince gönül katlanır
Yakınımızda bulunmayanların özlemine, acısına daha kolay dayanabiliriz.
göz görür, gönül ister (çeker)
Kişi, görmediği şeyi istemez; görüp beğendiği şeye karşı istek duyar.
göz terazi, el mizan
Elle tartıp ağırlığı, gözle bakıp hacmi tahmin edebiliriz.
gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz
Her zaman çıkar peşinde koşan kişi, tehlikelerden uzak kalamaz.
gül dikensiz olmaz
İyi veya güzel olan her şeyin az çok sıkıntı veren bir yanı da bulunur.
gülme komşuna, gelir başına
Birinin başına gelen kötü bir durum senin de başına gelebilir.
gülü seven dikenine katlanır
İnsan sevdiği kimse veya sevdiği iş yüzünden gelecek sıkıntılara katlanır.
gümüş sağ olsun, altın gidekosun
Eldeki şey, elde edilmesi güç olan daha değerli bir şeyden üstün tutulmalı.
gün doğmadan kimliği söylenmez
Bir iş iyice belli olmadan sonucu hakkında yargı yürütülemez, yarın ne gibi durumlar veya olaylar çıkacağını kimse bilmez.
gün doğmadan neler doğar
Beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.
gün geçer, kin geçmez
Aradan uzun zaman geçse de bir kimsenin başkasına karşı beslediği kin sönmez.
gün güne uymaz
Bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.
gün ola harman ola
Bir gün onun da zamanı gelir.
gün olur yılı besler, yıl olur günü beslemez
Öyle zaman olur ki bir aylık kazanç insanı bir yıl geçindirir, öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç bir ay geçindirmeye yetmez.
gün varken davarını eve götür
İşlerini en uygun zamanda yap.
günah benden gitti (gitsin)
Ben görevimi yaptım, bundan sonrası için sorumluluk kabul etmem.
güne göre kürk giyinmek gerek
Kılık kıyafetimizi zamanın koşullarına uydurmalıyız.
güneş balçıkla sıvanmaz
Herkesin bildiği gerçek inkâr edilemez.
güneş girmeyen eve doktor girer
Güneşsiz evde hastalık eksik olmaz.
güvenme (inanma) dostuna, saman doldurur postuna
Dost sandığın birtakım kimseler sana kolaylıkla kötülük edebilirler.
güvenme varlığa, düşersin darlığa
Varlıklarına güvenerek ölçüsüz harcamalarda bulunanlar daha sonraları sıkıntıya düşebilirler.
güzele ne yakışmaz (yaraşmaz)
Güzel ne giyse yakışır.
güzellik ondur, dokuzu dondur
Güzelliğin büyük bir kısmı giyimle sağlanır.
hacı hacı olmaz gitmekle Mekke'ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye
Bir işi görünüşte ve biçimsel olarak yapmakla o iş gerçekten yapılmış ve sonuç elde edilmiş olmaz
hacı hacıyı Mekke'de, derviş dervişi tekkede bulur
Hedefleri, amaçları aynı olanların yolları aynı noktada kesişir.
hak deyince akan sular durur
Bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.
hak söz ağıdan acıdır
Eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren söz, bu işi yapanlara acı gelir.
hak yerde kalmaz
Emeğin karşılığı daima ödenir.
haklı söz, haksızı Bağdat'tan çevirir
Doğru söz, yanlış yolda çok ilerlemiş kişiyi bile yola getirir.
hâl hâlin yoldaşıdır
Aynı durumdaki kimseler, birbirlerinin hâlini daha iyi anlarlar.
hangi dağda kurt öldü?
Birisinden beklenmeyen bir davranış görüldüğünde şaşma ve sitem bildirmek için kullanılan bir söz.
hangi gün vardır akşam olmadık
Sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur.
hangi rüzgâr attı?
Bir yere uzun süre uğramamışken beklenmedik bir zamanda gelenlere sitem yollu söylenen bir söz.
hangi taş pekse (katıysa), başını ona vur
Kendi kusurun yüzünden zor bir duruma düştüğünde kendini suçla ve başkalarından yardım isteme.
hangi taşı kaldırsan, altından çıkar
1) Her işten anlar veya anladığı iddiasında bulunur. 2) Her işe karışır.
harman (harmanını) yakarım diyen orağa yetişmemiş
Başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür.
harman dövmek keçinin işi değil
Önemli işler herkese yaptırılmaz.
harman yel ile, düğün el ile
Her işin gerçekleşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır.
hasta ol benim için, öleyim senin için
Kişi kendisi için bir fedakârlıkta bulunan kimseye karşı sırası geldiğinde daha büyük fedakârlıkta bulunur.
hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez
İnsanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar.
hastalık sağlık bizim için
İnsan sağ, esen olabildiği gibi hasta da olabilir.
hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir
Ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.
hastaya döşek sorulmaz
Bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz.
hatasız kul olmaz
İnsan yanılmamak için ne kadar dikkat ederse etsin yine yanılır.
hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulur
Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.
hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde
Hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz.
hekimden sorma, çekenden sor
Bir sıkıntının acısını ancak onu çeken bilir.
hekimsiz, hâkimsiz memlekette oturma
Sağlığın güvencesi hekim, toplumun güvencesi hâkimdir, bu iki güvencenin bulunmadığı yerde yaşamak zordur.
helalzade barıştırır, haramzade karıştırır
Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur; soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.
her ağaç kökünden kurur (çürür)
Bir topluluğun dayandığı temel bozulursa o topluluk bozulur.
her ağacın meyvesi olmaz
Dıştan başarılı, üretken gibi görülen herkes gerçekte öyle olmayabilir.
her ağaçtan kaşık olmaz
Özelliği olan bir iş için sıradan birisi kullanılamaz.
her çok azdan olur
Çoğu elde etmek için azları biriktirmek gerekir.
her dağın derdi kendine göre
Herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır.
her damardan kan alınmaz
Herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.
her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan
Sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma.
her düşüş bir öğreniş
Kişi her yanlış davranışının acı sonucundan bir ders almalıdır.
her firavunun bir Musa'sı çıkar
İnsanı, zalimce davranan birinden kurtaracak bir kimse her zaman bulunur.
her gönülde bir arslan yatar
Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.
her gün baklava börek yense bıkılır
Hep aynı şeyle uğraşmak insana bıkkınlık verir.
her gün bir olmaz
Bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.
her güzelin bir kusuru vardır
Her iyi şeyin hoşa gitmeyen bir yönü, her güzelin kusurlu bir tarafı vardır.
her horoz kendi çöplüğünde öter
Herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir.
her işin (şeyin) başı sağlık
İnsanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.
her işte bir hayır vardır
Kişi, kötümserliğe kapılmamak için olup biten her işi hayra yormalıdır.
her kaşığın kısmeti bir olmaz
Herkesin talihi, kazancı bir değildir.
her koyun kendi bacağından asılır
Herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.
her kuşun eti yenmez
Herkes zorbalığa boyun eğmez, buna karşı gelecekler de çıkar.
her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter
Her şey zamanında yapılmalıdır.
her şeyin yenisi, dostun eskisi
Dostluk eskidikçe güç ve değer kazanır.
her şeyin yokluğu yokluktur
İnsana gerekli olan şey küçük ve değersiz de olsa yokluğunda kendini belli eder.
her taş baş yarmaz
Korkulan her şey tehlikeli değildir.
her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır
Herkesin kendine özgü bir çalışma yöntemi, bir iş yapma biçimi vardır.
her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır
Hayat boyunca yükselme, düşme vb. durumlar birbirinin ardından gelebilir.
her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez
Olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez.
her ziyan bir öğüttür
Kişi, uğradığı her zarardan bir ders alır.
herkes bildiğini okur
Başkaları ne söylerse söylesin, herkes kendi düşünüşüne göre iş yapar.
herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz
Herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez.
herkes evinde ağadır
Herkesin kendi evinde, kendi çevresinde saygınlığı vardır.
herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine
Bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatır.
herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (doğru) getiremez
Herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz.
herkes kendi ayıbını bilmez
İnsan kendi kusurunu göremez, bilemez.
herkes kendi ölüsü için ağlar
Hiç kimse başkasının acısını içinde duymaz, onun yüreğini sızlatan ancak kendi acısıdır.
herkes ne ederse kendine eder
Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
herkes sakız çiğner ama, Çingene kızı tadını çıkarır
Severek yapılan iş, insanı mutlu eder.
herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz
Herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı.
herkesin arşınına göre bez vermezler
Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.
herkesin bir derdi var, değirmencininki su
Herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez.
herkesin ettiği yoluna gelir
Bir kimse başkasına ne yaparsa kendisi de aynı şeyle karşılaşır.
herkesin geçtiği köprüden sen de geç
Herkesin tuttuğu yoldan sen de git.
herkesin hamuru ekmeğine göredir
Bir iş için yapılacak hazırlık, gereksinim ölçüsünde olmalıdır.
herkesin tenceresi kapalı kaynar
Bir kimsenin durumu, içinde bulunduğu yaşayış şartları başkalarınca gereği gibi bilinemez.
herkesin yorulduğu yere han yapılmaz
Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.
hesabı pak olanın, yüzü ak olur
Doğruluktan şaşmayan, yasa dışı yollara sapmayanı kimse karalayamaz.
hırsıza kilit olmaz
Kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır.
hısım hısımının ne öldüğünü ister, ne onduğunu
Kardeş, kardeşe zarar gelmesini istemez ama onun kendisinden üstün durumda olmasını da kıskanır.
hıyar akçesiyle alınan eşeğin ölümü sudan olur
Çok ucuza alınan mal, çürük, işe yaramaz çıkar.
hızlı sağanak tez geçer
Büyük bir hızla başlayan şeyler az sürer.
horoz evlenir, tavuk tellenir
Gereği yokken başkasının sevincine katılanlar için söylenen bir söz.
horoz ölür, gözü çöplükte kalır
Yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır.
huy canın altındadır
İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.
huylu huyundan teneşirde vazgeçer
İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.
ibadet de gizli, kabahat de
Yapılan iyilikler göstermelik olmamalı, işlenen suçlar, ayıplar açığa vurulmamalıdır.
iç güveyisi iç ağrısı
İç güveyisi misafir gibidir, evdekiler sürekli olarak onu ağırlamaya çalışır ve bu durumdan da rahatsız olurlar.
içi beni yakar, dışı eli (seni) yakar
Dış görünüşü ile başkalarının hoşuna giden bir şeyin veya durumun gerçekte kötü yönleri olabilir.
iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır
Başkasına zararı dokunacak bir davranışı yapmadan önce iyi düşün, kendi kendini eleştir.
iki arslan bir posta sığmaz
Bir ülkede iki baş egemen olamaz.
iki at bir kazığa bağlanmaz
Ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar.
iki cambaz bir ipte oynamaz
Kurnazlıkta eşit olan iki kimse birbirlerini aldatamaz.
iki çıplak bir hamama yakışır
İki yoksul kimsenin birbiriyle evlenmesi uygundur.
iki deliye bir uslu koymuşlar
Birbirleriyle anlaşamayan, kavga eden iki kişinin arasını bulacak bir akıllının olması gerekir.
iki el bir baş için
Ancak kendi geçimini sağlayabilenler, başkalarına yardım edecek bir durumda değildir.
iki emini bir yemin aralar
Birbirinin doğruluğuna güvenerek birlikte iş yapmakta olan iki kişiden biri, hile yapmadığına arkadaşını inandırmak için yemin ediyorsa artık güven bozulmuş demektir, ayrılmaları gerekir.
iki gönül bir olunca samanlık seyran olur
Birbirini sevenler için zenginlik önemli değildir.
iki kaptan bir gemiyi batırır
Bir işi iki kişi yürütemez.
iki kardeş savaşmış, ebleh buna inanmış
İki kardeş arasındaki anlaşmazlık geçicidir, bu durumu gerçek ve sürekli sanmak saflıktır.
iki karılı evde toz diz boyu olur
Bir işi iki kişi yürütemez.
iki kişi dinden olursa bir kişi candan olur
İki kişi yalan yere yemin edip dinden çıkarak bir kimsenin cinayet işlediğine tanıklık ederlerse o kimse asılır.
iki kulak bir dil için
Çok dinleyip az söylemeli.
iki ölç, bir biç
Bir iş yaparken ayrıntıları ve sonuçları iyice düşünülmelidir.
iki testi tokuşunca biri elbet kırılır
Kavgaya tutuşan iki kişiden biri elbette yenilir ve zarara uğrar.
iki tımar bir yem yerine geçer
Atı sık sık tımar etmek, onu yemle beslemek kadar önemlidir.
ikisini bir kazana koysalar kaynamazlar
Aralarındaki anlaşmazlık o kadar büyüktür ki onları uzlaştırma çaresi bulunamaz.
ilk vuran okçudur
Amaca başkalarından önce ulaşan, işinin ehlidir ve kazançlı çıkar.
imam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz
Bir şey alınması imkânı olmayan yerden, bir şeyler vermesini beklemek boştur.
imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu
Zamanın elverişli olup olmadığına bakmadan yardıma gelenleri bulunan iş sahibine ne mutlu.
ineğin sarısı, toprağın karası
Çiftçiler arasında ineğin sarı, toprağın kara renkli olanı beğenilir.
inek gibi süt vermeyen, öküz gibi kutan sürer
Yorucu olmayan işlerde kendisinden yararlanılamayan kişi, ağır işlere koşulur.
insan ayaktan, at tırnaktan kapar
Birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir.
insan beşer, kuldur şaşar
Kişinin zaman zaman şaşırmasını, yanılmasını hoş görmek gerekir.
insan çeşit çeşit, yer damar damar
Toprağın her kesimi ayrı ayrı nitelikler taşıdığı gibi insanlar da birbirlerinden farklı özelliklere sahiptirler.
insan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde
İnsan doğduğu yeri değil geçimini sağladığı yeri yurt edinir.
insan gönlünün artığını söyler
İnsanlar şaka yaparken içlerinden geçeni yansıtırlar.
insan göre göre, hayvan süre süre (alışır)
İnsanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar.
insan insanın şeytanıdır
Uygunsuz arkadaş, insanı doğru yoldan saptırır, kötülüğe sürükler.
insan kendini beğenmezse çatlar (ölür)
Herkes kendini beğenir; bu, kendi aklını beğenmesinin sonucudur.
insan kıymetini insan bilir
Bir kimsenin ne kadar değerli olduğunu ancak o kimsenin değerini ölçebilecek nitelikteki insanlar anlar.
insan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa
İnsanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar.
insan sözünden (ikrarından), hayvan yularından tutulur
Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.
insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur
Kişinin çocukluğundaki huyları, özellikleri yaşlılığında da değişmez.
insan yükü (eti) ağırdır
1) Hiç kimse başka bir kimseye yük olmamalıdır. 2) Yatalak insanı kaldırmak, yatırmak güçtür.
insanın (adamın) alacası içinde, hayvanın alacası dışındadır
Hayvanın rengi dışındadır, bellidir ancak insanın ne düşündüğü, ne yapmak istediği kısacası içyüzü belli değildir.
insanın eti yenmez, derisi giyilmez; tatlı dilinden başka nesi var
İnsan kendisini ancak tatlı diliyle sevdirebilir.
insanın kötüsü (fenası) olmaz; meğer ki parası olmaya
Toplum içinde herkesin bir değeri vardır ancak züğürtlere değer verilmez.
insanlık sende kalsın
1) Karşı taraf iyilik bilmese de sen yine iyilik et. 2) Bu işi nasıl olsa sana yaptıracaklar, bari kendiliğinden yap da onurunu koru.
insanoğlu çiğ süt emmiş
İnsanlardan tam bir doğruluk beklenmez.
ip inceldiği yerden kopar
Bir durum, en çürük yerinden patlak verir.
ip kırıldığı (koptuğu) yerden ulanır (bağlanır)
1) İki kişi arasındaki kırgınlığın giderilmesi için kırgınlık sebebinin giderilmesi gerekir. 2) Bozulan bir iş nerede kalmışsa düzeltilmesine oradan başlanır.
ip koptuğu yerden bağlanır
İki kişi arasındaki kırgınlığın giderilebilmesi için kırgınlık nedeninin ortadan kaldırılması gerekir.
iş amana binince kavga uzamaz
Kavga edenlerden biri aman dilerse çekişme sona erer.
iş anlatılıncaya kadar baş elden gider
Kızışmış bir kavgada veya herhangi bir olayda meram anlatmaya fırsat kalmadan olacak olur.
iş insanın aynasıdır
Bir kimsenin nasıl bir kişi olduğu yaptığı işlerden anlaşılır.
iş olacağına varır
Bir soruna aldırmamayı, ne yapılırsa yapılsın yine aynı sonuca ulaşılacağını anlatan bir söz.
İsa'yı küstürdü, Muhammed'i memnun edemedi
İyilik edeyim derken kimseyi memnun edemedi.
işemekle deniz pis olmaz
Doğruluğuna, dürüstlüğüne herkesin inandığı bir kimse, aşağılık kimselerin atmak istedikleri çamurla kirletilemez.
isin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar
Kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer.
işine hor bakan boynuna torba takar
İşini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.
işini kış tut da yaz çıkarsa bahtına
Başladığın bir işte her zaman güçlüklerle karşılaşacağını varsay ki sonunda hayal kırıklığına uğramayasın, iyi sonuçlar aldığında sevinesin.
işleyen demir pas tutmaz
Tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma yeteneğini yitirir, çalışan kimse gittikçe açılır, daha yararlı işler yapar.
ismi lazım değil
Adının anılması gerekmiyor.
iştah dişin dibindedir
Bir şey yemeyi istemeyen kimse, yiyecekten bir parça tattığında iştahının açıldığını görür.
işten artmaz, dişten artar
Biriktirme, çok çalışmakla kazanıp yemekle değil, kazandıklarımızın bir kısmını bir kenara ayırmakla olur.
istenmeyen aş, ya karın ağrıtır ya baş
İstenmeyerek yapılan işlerden kötü sonuçlar ortaya çıkar.