Ana içeriğe geç
Sözlük
/
zenginleşme

zenginleşme

TR → EN
"zenginleşme" kelimesinin İngilizcesi: enrichment. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelenrichment

Tanım

•Zenginleşmek durumu
•Zengin duruma gelme eylemi

Diğer Dillerde

AlmancaAnreicherung, Bereicherung (dişil)
enrichment
çekim: çoğul Anreicherungen · tamlayan Anreicherungen
köken: anreichern + -ung
Die Nordstadt begann zu Wachsen. — Kasaba zenginleşmeye başladı.
Fransızcaenrichissement (eril) /ɑ̃.ʁi.ʃis.mɑ̃/
enrichment
çekim: çoğul enrichissements
köken: From enrichir (“to enrich”) + -ment.
Nous ne devrions pas craindre que d'autres pays deviennent riches. — Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
İspanyolcaenriquecimiento (eril) /enrikeθiˈmjento/
enrichment
çekim: çoğul enriquecimientos
köken: From enriquecer + -miento.
La ciudad comenzó a expandirse. — Kasaba zenginleşmeye başladı.
İtalyancaarricchimento (1,2)
Non dobbiamo aver paura della ricchezza di altri Paesi. — Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
Rusçaобогащение (nötr) /ɐbəɡɐˈɕːenʲɪje/
enrichment · improvement, enrichment · concentration
çekim: çoğul обогаще́ния · tamlayan обогаще́ния
eş: обогащенье, богатение
zıt: обеднение
köken: обогати́ть (obogatítʹ) + -е́ние (-énije)
Нам не следует бояться, когда другие страны становятся состоятельными. — Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
Arapçaإِثْرَاء
يجب علينا ألا نخشى ثراء البلدان الأخرى. — Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
Lehçewzbogacenie (nötr) /vzbɔ.ɡaˈt͡sɛ.ɲɛ/
verbal noun of wzbogacić (“enrichment”)
çekim: tamlayan wzbogacenia
köken: Etymology tree Polish wzbogacić Polish -enie Polish wzbogacenie From wzbogacić + -enie.
Miasto zaczęło prosperować. — Kasaba zenginleşmeye başladı.
bezpodstawne wzbogacenie
wzbogacenie zakresu słownictwa
Ukraynacaзбага́чення
Нам не варто боятися, що інші країни стають багатшими. — Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
Fincerikastus, rikastutus /ˈrikɑstus/
enriching, enrichment
çekim: çoğul rikastukset · tamlayan rikastuksen
köken: rikastaa + -us
aile: malminrikastus, rikastusjäte, rikastustekniikka
1700-luvulla kylä alkoi kehittyä ja vaurastua. — 18nci yüzyılda köy, zenginleşmeye başladı.
Çekçeobohacení (nötr) /ˈoboɦat͡sɛɲiː/
enrichment (the act of enriching)
çekim: çoğul obohacením
Město začalo prosperovat. — Kasaba zenginleşmeye başladı.
Latincelocupletatio (dişil)
enrichment, wealth
çekim: çoğul locūplētātiōnēs · tamlayan locūplētātiōnis
köken: Etymology tree Latin locūplētō Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *-Hō Proto-Indo-European *-tiHō Proto-Italic *-tiō Latin -tiō Latin locūplētātiō From locūplētō + -tiō.
Dancaberigelse (nötr) /beˈʁiˀəlsə/
enrichment (make richer, especially in an abstract sense) · enrichment (with nutrients)
çekim: çoğul berigelser · tamlayan berigelses
köken: From berige + -else (“rich”).
Vi bør ikke frygte at andre lande bliver rigere. — Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
Norveççeanrikelse, berikelse
Byens velstand økte. — Kasaba zenginleşmeye başladı.
Bulgarcaобогатяване
Не трябва да се страхуваме, че други страни ще станат богати. — Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
Katalancaenriquiment (eril) /ən.ri.kiˈment/
enrichment
çekim: çoğul enriquiments
köken: From enriquir + -ment.
Galiçyacaenriquecemento

Örnek Cümleler

Kasaba zenginleşmeye başladı.
The town soon started to prosper.
Zenginleşmenin karşıtı yoksullaşmadır.
Getting rich is the opposite of getting poor.
18nci yüzyılda köy, zenginleşmeye başladı.
In the 18th century the village began to prosper.
Fakirler zenginleşmez zeginler fakirleştiğinde.
The poor don't get richer when the rich get poorer.
Bu durumda iade borcu kalkar (zenginleşme düşer).
(There is a reward for the return of said tapes)".
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.
We should not fear other countries becoming wealthy.
Zenginleşmemin nimetlerinden faydalanmak istiyorum.
I would like to live like a rich person.
Ve ama kim nekeslik etti ve zenginleşmeyi dilediyse.
But he who does not give and is unconcerned,
Bu zenginleşme, zaman kazanma ve ihtiyaçların karşılanmasıdır.
That is prosperity, the saving of time in satisfying your needs.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.
Japan had a vision for a greater Japanese co-prosperity sphere.
Listeye girmenin kısa vadeli etkilerinden biri parasal açıdan zenginleşme olacak.
One of the immediate effects will be a financial boost.
Bugün ortaya çıkan şeyi ise daha büyük bir Çin zenginleşme çemberi olarak adlandırabilirsiniz.
What's emerging today is what you might call a greater Chinese co-prosperity sphere.
zenginleşme ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod