Fakirler zenginleşmez zeginler fakirleştiğinde.The poor don't get richer when the rich get poorer.
Zenginleşmenin karşıtı yoksullaşmadır.Getting rich is the opposite of getting poor.
18nci yüzyılda köy, zenginleşmeye başladı.In the 18th century the village began to prosper.
Bu durumda iade borcu kalkar (zenginleşme düşer).(There is a reward for the return of said tapes)".
Kasaba zenginleşmeye başladı.The town soon started to prosper.
Japonya'nın bir vizyonu vardı daha büyük bir Japon zenginleşme çemberi.Japan had a vision for a greater Japanese co-prosperity sphere.
Bugün ortaya çıkan şeyi ise daha büyük bir Çin zenginleşme çemberi olarak adlandırabilirsiniz.What's emerging today is what you might call a greater Chinese co-prosperity sphere.
Bu zenginleşme, zaman kazanma ve ihtiyaçların karşılanmasıdır.That is prosperity, the saving of time in satisfying your needs.
Diğer ülkelerin de zenginleşmesinden korkmamalıyız.We should not fear other countries becoming wealthy.
Zenginleşmemin nimetlerinden faydalanmak istiyorum.I would like to live like a rich person.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Well, in 2002, one of the trends we started to see was that the web had become a lot more rich.
Ve ama kim nekeslik etti ve zenginleşmeyi dilediyse.But he who does not give and is unconcerned,
Listeye girmenin kısa vadeli etkilerinden biri parasal açıdan zenginleşme olacak.One of the immediate effects will be a financial boost.
Bu eritme potasının getirdiği sayısız değişiklik arasında mutfak sanatının zenginleşmesi de vardı.Among the countless changes this melting pot brought was the enrichment of culinary art.
Bu durumda, sebepsiz zenginleşme söz konusu olur.Deshalb kümmere man sich rechtzeitig um Reichtum.
Kasaba zenginleşmeye başladı.Die Nordstadt begann zu Wachsen.
Kasaba zenginleşmeye başladı.La ciudad comenzó a expandirse.
Bunun yanı sıra Almanya ve Rusya’da çalışanların çokluğu köyün zenginleşmesini sağlamıştır.И под Тверью русские и немецкие люди многа богатества у полских людей побрали.
Yapılan ticaretin amacı, ülkenin zenginleşmesi için yapılırdı.Сам обряд был направлен на процветание государства.
2010'da İsrail edebiyatının zenginleşmesine katkısı için İbrani Dili Akademisinin Ödülünü aldı.Em 2010 ganhou o Prémio da Academia da Língua Hebraica.
Kasaba zenginleşmeye başladı.A cidade começava a progredir.
Hükümranlığı dönemince ailesinin üyelerinin güçlenmesine ve zenginleşmesine çalışmıştır.No final do seu reinado, conseguiu fazer com que os seus territórios se tornassem seguros e prósperos.
Kasaba zenginleşmeye başladı.De stad begon gestaag te groeien.
Kasaba zenginleşmeye başladı.Miasto zaczęło prosperować.
Kasaba zenginleşmeye başladı.Město začalo prosperovat.
Kapitalizm, orta sınıfın zenginleşmesi sürecine paralel olarak kapital birikimi oluşmaya başladı.Proč tedy kapitalismus přináší prosperitu jen zlomku světové populace?
Danimarka 16. yüzyıl boyunca ekonomik açıdan hızla zenginleşmeye başladı.A 16. században Dánia meggazdagodott.
Kasaba zenginleşmeye başladı.A város lendületesen kezdett fejlődni.
Borçlunun malvarlığında bir zenginleşme meydana gelmiş olmalıdır.Lainasta syntyy velkasuhde.
18nci yüzyılda köy, zenginleşmeye başladı.1700-luvulla kylä alkoi kehittyä ja vaurastua.
Yeni Dünya'nın keşfi kentin yeniden zenginleşmesini sağladı.Kaupungin hallinnon siirto elvytti uinahtaneen kaupungin uudelleen eloon.
Kasaba zenginleşmeye başladı.Byens velstand økte.
Bu durumda iade borcu kalkar (zenginleşme düşer).またお返しの万歳をすることもある。
Kasaba zenginleşmeye başladı.邺城逐渐兴盛。
Kasaba zenginleşmeye başladı.도시는 팽창하기 시작하였다.
Yeni Dünya'nın keşfi kentin yeniden zenginleşmesini sağladı.חוסנה של הקהילה איפשר את הקמת העיירה מחדש.
Yeni Dünya'nın keşfi kentin yeniden zenginleşmesini sağladı.Градът се преструктурира в място за разработка на нови технологии.
Kasaba zenginleşmeye başladı.Osada začala prosperovať.
Yapılan ticaretin amacı, ülkenin zenginleşmesi için yapılırdı.Ten zastával názor, že obchod zabezpečuje pre krajinu bohatstvo.
Yapılan ticaretin amacı, ülkenin zenginleşmesi için yapılırdı.Jam jis buvo skirtas už pastangas šalies nepriklausomybei pasiekti.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.2002년에 Google에서 주목한 한 가지 트렌드는 웹에 올라오는 콘텐츠가 훨씬 더 풍성해졌다는 것입니다.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.2002年頃から始まったのが ウェブのリッチ化です 画像や動画など コンテンツが多様化しました
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Bem, em 2002, uma das tendências que começámos a observar foi que a Web se tinha tornado muito mais rica.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Eden izmed trendov, ki smo jih opazili leta 2002, je bila obogatitev spleta.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.En 2002, nous avons constaté que le Web s'était énormément enrichi.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.I 2002 begyndte vi at lægge mærke til, at nettet var blevet meget mere indholdsrigt.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Mayer: En av trenderna under 2002 var att webben fick ett allt rikare innehåll.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Mayer: In 2002 bleek een van de stijgende trends dat internet steeds gevarieerder werd.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Mayerová: V roku 2002 sme si začali uvedomovať, že web je zrazu omnoho rôznorodejší.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Mayer: Vuonna 2002 huomasimme, että verkosta oli tullut monipuolisempi.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Mayer: W 2002 r. zauważyliśmy, że w sieci zaczęło pojawiać się coraz więcej multimediów.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Nel 2002, una delle tendenze che iniziammo a notare era che il Web era diventato molto più ricco.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Pada tahun 2002, salah satu tren yang mulai kami amati adalah web telah menjadi semakin kaya.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.V roce 2002 jsme si začali uvědomovat, že web je najednou mnohem bohatší.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.В 2002 году мы обнаружили, что Интернет стал гораздо более насыщенным.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.Меєр:
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.מאייר: ב-2002, אחת המגמות שהתחלנו לראות הייתה שהאינטרנט הפך להיות הרבה יותר עשיר.
2002 yılında görmeye başladığımız eğilimlerden biri de web'in çok büyük oranda zenginleşmesi oldu.ماير: في عام 2002، كان من بين المؤشرات التي بدأت في الظهور أن الويب أصبح أكثر ثراءً بكثير.
" alçak kitap satıcılarının zenginleşmesi korkunç bir şey " şeklinde şikayet ettiği iyi bilinir."Een afschuwelijk iets... ...dat deze schurken van een boekhandelaars rijk mee worden."
" alçak kitap satıcılarının zenginleşmesi korkunç bir şey " şeklinde şikayet ettiği iyi bilinir."eine schreckliche Sache, dass Buchhändler-Halunken reich werden können.".