Tom durumu yatıştırmaya çalıştı.
Tom tried to defuse the situation.
Ben çocuğu yatıştırmaya çalıştım.
I tried to soothe the child.
Yatıştırmak için “Düşman değilim!
He responded “Friendly!
Öfkeli adamı yatıştırmaya çalıştı.
He tried to soothe the angry man.
Tom karısını yatıştırmaya çalıştı.
Tom tried to reassure his wife.
Bu, stresi yatıştırmak için mükemmel bir yöntem.
It's an excellent method to relieve stress.
Mary ninni söyleyerek Tom'u yatıştırmaya çalıştı.
Mary tried to comfort Tom by singing him a lullaby.
McClellan Lincoln'un korkularını yatıştırmak için çalıştı.
McClellan tried to calm Lincoln's fears.
Agamemnon daha sonra Athena'nın öfkesini yatıştırmak için kalır.
Agamemnon then stayed on to appease the anger of Athena.
İktidardaki DUI partisinin liderleri ortalığı yatıştırmaya çalıştı.
The leaders of the ruling DUI party tried to calm the situation.
Basın konferansı insanların şüphelerini tamamen yatıştırmak için miydi?
Was the press conference purely to allay the people's doubts?
Tiran, Makedonya'daki Etnik Gerginlikleri Yatıştırmaya Yönelik Adım Attı
Tirana Takes Steps to Calm Ethnic Tensions in Macedonia
yatıştırma ile daha fazla örnek cümle →