Ben çocuğu yatıştırmaya çalıştım.I tried to soothe the child.
Öfkeli adamı yatıştırmaya çalıştı.He tried to soothe the angry man.
McClellan Lincoln'un korkularını yatıştırmak için çalıştı.McClellan tried to calm Lincoln's fears.
Onların tartışmasını yatıştırmak için en iyi yolun ne olduğunu düşünüyorsunuz?What do you think is the best way to defuse their argument?
Bu, stresi yatıştırmak için mükemmel bir yöntem.It's an excellent method to relieve stress.
Neden her zaman kadınları yatıştırmaya çalışıyorsun? Suçlu mu hissediyorsun?Why do you always try to appease women? Do you feel guilty?
Tom karısını yatıştırmaya çalıştı.Tom tried to reassure his wife.
Tom durumu yatıştırmaya çalıştı.Tom tried to defuse the situation.
Mary ninni söyleyerek Tom'u yatıştırmaya çalıştı.Mary tried to comfort Tom by singing him a lullaby.
Septimius Severus küçük oğlunu yatıştırmak için 209'da Geta'ya Augustus unvanı verdi.To appease his younger son, Septimius Severus gave Geta the title of Augustus in 209.
Basın konferansı insanların şüphelerini tamamen yatıştırmak için miydi?Was the press conference purely to allay the people's doubts?
Dışişleri bakanları İtalya'daki göçmen karşıtı gerilimi yatıştırmak için toplanıyorForeign ministers meet to stave off anti-immigrant tensions in Italy
Tiran, Makedonya'daki Etnik Gerginlikleri Yatıştırmaya Yönelik Adım AttıTirana Takes Steps to Calm Ethnic Tensions in Macedonia
İktidardaki DUI partisinin liderleri ortalığı yatıştırmaya çalıştı.The leaders of the ruling DUI party tried to calm the situation.
Agamemnon daha sonra Athena'nın öfkesini yatıştırmak için kalır.Agamemnon then stayed on to appease the anger of Athena.
Yatıştırmak için “Düşman değilim!He responded “Friendly!
Fakat, bu eleştirmenleri yatıştırmaya yetmemiştir.Doch dies genügte nicht, um ihre Kritiker zu besänftigen.
Yatıştırma politikası).Über politische Konversion).
Krusty bu ihtilafı sona erdirmek için hemen kampı ziyaret eder ve Bart'ı yatıştırmayı becerir.Krusty fait finalement son apparition pour calmer Bart et apaiser les tensions,.
Fakat, bu eleştirmenleri yatıştırmaya yetmemiştir.Cependant, elle n'a pas laissé les critiques la limiter.
Barış Yudumu endişeyi azaltmak ve heyecanı yatıştırmak için kullanılan bir iksirdir.Fue, pues, un menú para celebrar la paz y olvidar rencillas.
Bu, Yatıştırma Politikasının en bariz örneği oldu.O exemplo mais claro disso é a sua política de setlist rotativo.
Bu, Kartini'nin isteklerine aykırıydı, ancak hasta babasını yatıştırmak için kabul etti.Dit was tegen de wil van Kartini maar zij stemde uiteindelijk toe om haar ziekelijke vader te kalmeren.
Yunan mitolojisi'nde, Epione (Yunanca: Ἠπιόνη) ağrı yatıştırma tanrıçası.Epione (gr. Ἠπιόνη Epiónē, łac. Epione) – w mitologii greckiej bogini ukojenia bólu.
Munzevi keşiş Pirro'ya dinsel öğütler vererer onu yatıştırmaya çalışır.W ostatnich wersetach psalmu podmiot liryczny błaga, by Bóg go wysłuchał.
Krusty bu ihtilafı sona erdirmek için hemen kampı ziyaret eder ve Bart'ı yatıştırmayı becerir.T'Pol vysvětlí situaci kapitánovi a aby tentokrát vnímal, dá mu studenou sprchu.
Brian May'in yaşanılanları yatıştırma çabaları da sonuçsuz kaldı.Spolulezec Michael Kofler nehodu také nepřežil.
Bu, stresi yatıştırmak için mükemmel bir yöntem.Este o metodă excelentă de a scăpa de stres.
Lübnan güvenlik güçleri olayları yatıştırmak için müdahalede bulunmuştur.Paikalle saapuneet Lafayetten kaartilaiset yrittivät rauhoittaa tilannetta.
Krusty bu ihtilafı sona erdirmek için hemen kampı ziyaret eder ve Bart'ı yatıştırmayı becerir.Krusty besøger straks i lejren i håb om en afslutning på konflikten og formår at formilde Bart.
Septimius Severus küçük oğlunu yatıştırmak için 209'da Geta'ya Augustus unvanı verdi.Untuk menenangkan anaknya yang lebih muda, Septimius Severus memberi Geta gelar Augustus di 209.
Fakat, bu eleştirmenleri yatıştırmaya yetmemiştir.Namun hal ini tidak berhasil menghapus kritik.
Birleşik Krallık Başbakanı Neville Chamberlain'in olayı yatıştırma politikasının yetersiz olduğu görüldü.Sebaliknya, Kennedy didukung Perdana Menteri Neville Chamberlain kebijakan 's jelas penenangan.
Septimius Severus küçük oğlunu yatıştırmak için 209'da Geta'ya Augustus unvanı verdi.Để an ủi đứa con út của mình, Septimius Severus đã phong cho Geta danh hiệu Augustus vào năm 209.
Bu onu çok korkutup telaşlandırmıştır, ama kocası hakkında düşünmeye başlayıp kendini yatıştırmayı başarır.彼女の心は波立つが、夫のことを考えて冷静を取り戻す。
Yatıştırma politikası).후술 참조).
Watson için, filmin tabiatının büyük kısmı üç ana karakterin arasındaki gerilimi olgunluğuyla yatıştırmasıdır.עבור אמה ווטסון, רוב ההומור של הסרט נבע מהמתח בין שלוש הדמויות המובילות ככל שהם התבגרו.
Denizciler Ossë'nin hiddetini dindirip denizleri yatıştırması için ona yalvarırlardı.ונשבע לו רב החובל, והתפלל לה' ונח הים.
Watson için, filmin tabiatının büyük kısmı üç ana karakterin arasındaki gerilimi olgunluğuyla yatıştırmasıdır.За Уотсън, голяма част от хумора във филма се ражда от напрежението между трите главни герои.
Septimius Severus küçük oğlunu yatıştırmak için 209'da Geta'ya Augustus unvanı verdi.Septimius Severus dal Getovi v roku 209 titul Augustus.
Watson için, filmin tabiatının büyük kısmı üç ana karakterin arasındaki gerilimi olgunluğuyla yatıştırmasıdır.Emma Watson je dejala, da se ji je najbolj smešna pri filmu zdela napetost med tremi glavnimi junaki.
Septimius Severus küçük oğlunu yatıştırmak için 209'da Geta'ya Augustus unvanı verdi.Septimij Sever je želel pomiriti svojega mlajšega sina, zato mu je leta 209 podelil naziv Avgusta.
Septimius Severus küçük oğlunu yatıştırmak için 209'da Geta'ya Augustus unvanı verdi.Norėdamas nuraminti jaunesnįjį sūnų, Septimijus Severas 209 m. jam suteikė augusto titulą.
Basın konferansı insanların şüphelerini tamamen yatıştırmak için miydi?Azt kérdezik, hogy a sajtókonferencia csak azért volt-e, hogy elűzze az emberek kétségeit.
Basın konferansı insanların şüphelerini tamamen yatıştırmak için miydi?Une conférence de presse pourrait-elleNdissiper les doutes de la population ?
Basın konferansı insanların şüphelerini tamamen yatıştırmak için miydi?Απορώ αν η συνέντευξη τύπου ήταν απλά μια στρατηγική κίνηση για να εξαφανιστούν οι αμφιβολίες από το κοινό...
Basın konferansı insanların şüphelerini tamamen yatıştırmak için miydi?أتساءل عما اذا كان المؤتمر الصحفي كان مجرد خطوة استراتيجية لإزالة الشك عن العامة
Komşusu onu yatıştırmaya geldiğinde, çiftçi şöyle der:Cand vecinul sau a venit sa il consoleze, fermierul i-a raspuns:
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.이제 이스라엘 하나님 여호와로 더불어 언약을 세워 그 맹렬한 노로 우리에게서 떠나게 할 마음이 내게 있노니
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.Nyní tedy umínil jsem učiniti smlouvu s Hospodinem Bohem Izraelským, aby odvrátil od nás hněv prchlivosti své.
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.Nyt minä aion tehdä liiton Herran, Israelin Jumalan, kanssa, että hänen vihansa hehku kääntyisi meistä pois.
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.Sekarang aku mau membuat perjanjian dengan TUHAN, Allah Israel, supaya Ia tidak marah lagi kepada kita
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.עתה עם לבבי לכרות ברית ליהוה אלהי ישראל וישב ממנו חרון אפו׃
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.فالآن في قلبي ان اقطع عهدا مع الرب اله اسرائيل فيرد عنا حمو غضبه.
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.現 在 我 心 中 有 意 與 耶 和 華 以 色 列 的 神 立 約 、 好 使 他 的 烈 怒 轉 離 我 們
Şimdi, bize duyduğu kızgın öfkeyi yatıştırmak için, İsrailin Tanrısı RABle bir antlaşma yapmayı tasarlıyorum.現 在 我 心中 有意 與 耶和華 以色列 的 神立約 、 好使 他 的 烈怒 轉離 我 們