Senin yakan kirli.
Your collar is dirty.
Yakanda bir leke var.
Your collar has a stain on it.
Senin yakanda leke var.
Your collar has a stain on it.
En çok canımi yakan bu!
This is what hurts so bad!
Tütsü yakan bir kadın 1919
The Incense Burner, ca. 1919
Şiraz'da mum yakan insanlar.
People in Shiraz light candles at Quran Gate
Kamp ateşini yakan Tom değildi.
It wasn't Tom who lit the campfire.
Yakana yapýţmýyor mu lan böyle?
Don't you ever see Omer's ghost.
Seni yere bakan yürek yakan seni!
Oh, you heartbreaker!
Bu işten yakanı kurtaramayacaksın.
You'll never get away with it.
Komer’in arabasını yakanlardandır.
The car of Guru is hit.
Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,
As they sat around it
yakan ile daha fazla örnek cümle →