Yakanda bir leke var.Your collar has a stain on it.
Senin yakanda leke var.Your collar has a stain on it.
Kamp ateşini yakan Tom değildi.It wasn't Tom who lit the campfire.
Bu işten yakanı kurtaramayacaksın.You'll never get away with it.
Senin yakan kirli.Your collar is dirty.
Yedikten sonra midenizi yakan yiyecekler var mı?Do you get heartburn after eating certain foods?
İki sezon sonra ise Aleaddin Yakan önderliğinde Beko Basketbol Ligi'ne çıktı.A little more than two weeks later, he stepped down as basketball head coach.
Kaçanlar yakanıp öldürüldü ama bazıları kayıkla kaçtı.Several men were captured and killed, but the ships escaped.
Komer’in arabasını yakanlardandır.The car of Guru is hit.
Yakanip esir alındı ve yeğeninin emirine uyularak idam edildi.She was captured and imprisoned by her nephews.
Her iki ekibin ilk 3’ü, 1’e 1 yakan top turnuvasında yarışıyorlar.Three teams in Division 1 of Round 1a play each other once.
En aşağısı ise yakanızı bir araya getirmekte zorlanıyorsunuz demek.Being down at the bottom means that you're struggling to make ends meet.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Well, a convenient but unfounded stereotype that sometimes hurt even more than austerity itself.
Ve siz iki yakanızı bir araya getirmekte sorun yaşıyorsunuz.And you have a problem making ends meet.
Mumunu benim mumumdan yakan biri olarak, beni karanlıkta bırakmadan alır ışığını.As he who lights his candle at mine receives light without darkening me."
Ve komur yakan endustriyel firinlar oraya gidiyor hidroelektrik güç icin, neredeyse her hafta.And coal-burning furnaces are going in there for hydroelectric power literally weekly.
Seni yere bakan yürek yakan seni!Oh, you heartbreaker!
Sen ne yere bakan yürek yakansın ! gönül maceralarını bilmiyoruz sanki !You know all about having affairs with women.
Ortalama burjuva insanin icini yakan, onu saskina ceviren arzulari yoktur.The average bourgeois man has no overwhelming, smoldering desires.
En çok canımi yakan bu!This is what hurts so bad!
Yakana yapýţmýyor mu lan böyle?Don't you ever see Omer's ghost.
Yıkım diyarına dek yakan bir ateştir o, Bütün ürünümü kökünden kavururdu.For it is a fire that consumes to destruction, and would root out all my increase.
Yoksa işiten seni utandırabilir Ve bu kötü ün yakanı bırakmaz.lest one who hears it put you to shame, and your bad reputation never depart.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›'where their worm doesn't die, and the fire is not quenched.'
Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.You have surely done with denying; soon will come the inevitable judgement.
Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır.Those who deny the revelations of their Lord will suffer a dreadful doom.
Kahrolsun yerde hendekler kazıp ateşler yakanlar.That accursed are the men of the trench
Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,As they sat around it
Size bildirdiklerimi yalan saydınız, artık bu günahtan yakanızı kurtaramayacaksınız.”You have surely done with denying; soon will come the inevitable judgement.
Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.So the torment will be yours for ever (inseparable permanent punishment)."
Size Resul'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için azap yakanızı bırakmayacaktır!So the torment will be yours for ever (inseparable permanent punishment)."
Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; o halde azab yakanızı bırakmayacaktır!So the torment will be yours for ever (inseparable permanent punishment)."
Azap yakanıza yapışmadan Rabbinize dönüp O'na teslim olun!And turn to your Lord, and submit to Him, before the retribution comes upon you.
Sljeme'deki atmosfer, şarkılar ve tezahüratlarla meşaleler yakan taraftarlarla muhteşemdi.The atmosphere at Sljeme was exultant, with fans singing, cheering and lighting Bengal flares.
Şiraz'da mum yakan insanlar.People in Shiraz light candles at Quran Gate
Adı "gemi yakan" anlamına gelir. ( ναῦς 'gemi'; κάω 'yakmak'). [3]Her name means "burner of ships" (ναῦς ‘ship’; κάω ‘to burn’).[3]
Tütsü yakan bir kadın 1919The Incense Burner, ca. 1919
Yörünge yıldıza yakanlığı yaşanabilir bölgenin iç sınırından daha fazladır.The orbit is closer to the star than the internal limit of the habitable zone.
Yakanip esir alındı ve yeğeninin emirine uyularak idam edildi.Fue capturada finalmente y encarcelada por sus sobrinos.
Her iki ekibin ilk 3’ü, 1’e 1 yakan top turnuvasında yarışıyorlar.Los 3 miembros de cada grupo compiten en una 1 a 1 en el torneo de balón prisionero.
Tom ve Jerry filmlerinde, Jerry ve Tom sürekli birbirlerine abartılı ve can yakan şakalar yaparlar.Los amigos de Nat, Thomas y David a veces hacen bromas sobre ellos.
Yakartop veya yakantop, bir çocuk oyunu.Pinta o Juego de persecución, juego infantil.
Kaçanlar yakanıp öldürüldü ama bazıları kayıkla kaçtı.Несколько человек были схвачены и убиты, но корабли смогли уплыть.
Yakanip esir alındı ve yeğeninin emirine uyularak idam edildi.Вскоре он был захвачен в плен и умерщвлён своим племянником.
Aralarında İsa için dövünüp ağıt yakan kadınlar vardı.Там он оказался втянут в битву между магами и богами.
Yıldızların çoğu hidrojen yakan sıradan yıldızların oluşturduğu ana dizide bulunur.معظم النجوم تنتمي إلى التسلسل الرئيسي، الذي يتكون من نجوم هيدروجين ملتهب عادية.
Black Ivory kahvesinin tadı, filin kahve proteinlerini yakan mide asidinden etkilenir.يتأثر طعم قهوة العاج الأسود بالانزيمات الهاضمة للفيلة، حيث تكسر بروتين القهوة.
Yakartop veya yakantop, bir çocuk oyunu.المداعبة والممازحة واللعب مع الطفل.
Komer’in arabasını yakanlardandır.De wagen van Mercurius wordt door hanen getrokken.
10. yüzyılda kaleme alınan Hudûd el-âlem'de Kırgızların ölülerini gömmeyip yakan göçebeler olduğu yazılmıştır.Wieczorem udawano się natomiast na mogiły przodków, gdzie pozostawiano dla nich jadło i wspominano zmarłych.
İlk ışığı yakan da, programlı senfonisi Symphonie fantastique ile Hector Berlioz olmuştur.Solopartier förekommer också i symfoniska verk, till exempel Symphonie Fantastique av Hector Berlioz.
İki yakanın arasında iki küçük ada olan Starfish ve Prawn adaları vardır.Det finns även två mindre öar: Starfish Island och Prawn Island.
Yıldızların çoğu hidrojen yakan sıradan yıldızların oluşturduğu ana dizide bulunur.De flesta stjärnor tillhör huvudserien som består av vanliga vätefusionerande stjärnor.
Tom ve Jerry filmlerinde, Jerry ve Tom sürekli birbirlerine abartılı ve can yakan şakalar yaparlar.Том і Джеррі грають у всі спортивні ігри.
Yakanda bir leke var.В тебе пляма на комірі.
1937 Sovyetlerce yakanlandı ve Stalin'in emri ile idam edildi.V roce 1937 sovětské státní orgány zatkly a popravily jejího otce.
Alevin, rengi ve sıcaklık derecesi yakan ve yanan maddelerin türüne bağlıdır.Culoarea și temperatura flăcării depinde de tipul combustibilului ars.
1937 Sovyetlerce yakanlandı ve Stalin'in emri ile idam edildi.În 1937 a fost arestat de autoritățile sovietice, în cadrul epurărilor staliniste.
Tom ve Jerry filmlerinde, Jerry ve Tom sürekli birbirlerine abartılı ve can yakan şakalar yaparlar.Elokuvassa Tomin ja Jerryn kuullaan poikkeuksellisesti puhuvan ja laulavan.
Bundan dolayı bu zamana kadar ağaç kesip yakan da yoktur.Pihassa ei kasvanut vielä tuolloin puita.