Cildin, yılan gibi periyodik olarak dökülüyor.
Like a snake, you periodically shed your skin.
Sonunda yılan gibi ısırır, Engerek gibi sokar.
In the end, it bites like a snake, and poisons like a viper.
Ayida-Weddo, birkaç ada ülkesi arasında yılan gibi bir ruh.
Ayida-Weddo, serpentine spirit among several island nations.
'Ama küçük kız o kadar çok yılan gibi, bildiğiniz yumurta yiyin. '
little girls eat eggs quite as much as serpents do, you know.'
Gökyüzünden bakıldığında, nehir kocaman bir yılan gibi görünüyordu.
Seen from the sky, the river looked like a huge snake.
Onu bir yılan gibi titreşir görünce, ardına bile bakmadan dönüp kaçtı.
When he saw it wriggling like a serpent, he turned about and fled without turning.
(Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı.
When he saw it wriggling like a serpent he turned his back and fled without turning (to look).
Onu küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce, arkasına dönüp bakmadan kaçtı.
And when he saw it quivering like a serpent he turned about, retreating, and turned not back.
Yılan gibi dillerini bilerler, Engerek zehiri var dudaklarının altında. _iSela
They have sharpened their tongues like a serpent. Viper's poison is under their lips. Selah.
Musa (attığı) asayı yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı.
But when he saw it moving as if it were a snake, he turned in flight, and looked not back.
Musa (attığı) asâyı yılan gibi debrenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı.
But when he saw it moving as if it were a snake, he turned in flight, and looked not back.
Musa (asayı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı.
When he saw it wriggling like a serpent he turned his back and fled without turning (to look).
yılan gibi ile daha fazla örnek cümle →