Ben senin vicdanınım
I'm your conscience.
Sizin vicdanınız yok.
You have no scruples.
Bir suçlu vicdanın var mı?
Do you have a guilty conscience?
Vicdanında yalanını tarttı.
His lie weighed on his conscience.
Siz değil, sizin vicdanınız.
Not on purpose, mind you.
Vicdanın sızlamayacak mıydı?
You want that on your conscience?
Vicdanınla uzlaşmana gerek yok.
You shouldn't need to compromise with your conscience.
Vicdanın seni rahatsız ediyor mu?
Is your conscience bothering you?
Vicdanınız sizin kılavuzunuz olsun.
Let your conscience be your guide.
Tom vicdanının açık olduğunu söyledi.
Tom said his conscience was clear.
Gözün öldürülmesi, vicdanın ortadan kaldırılmasıdır.
The murder of the eye, then, is a removal of conscience.
Artık vicdanınızı rahatlatma arayışınıza... ...yardım etmeyeceğim.
I will no longer play your sidekick in your quest to clear your conscience.
vicdanın ile daha fazla örnek cümle →