Sen uzlaşmacı mısın?
Are you agreeable?
O, çok uzlaşmacı bir insandır.
He is a very agreeable person.
Tom ve Mary uzlaşmacı sex yaptı.
Tom and Mary had consensual sex.
Uzlaşmacılara gelince, cehenneme odun olmuşlardır.
But those who are iniquitous will be fuel for Hell.
Cumhurbaşkanı uzlaşmacı bir çözüm çağrısında bulundu.
He called for a compromise solution.
"Aramızdan müslümanlar da var uzlaşmacılar da vardır."
Some of us have come to submission, and some of us are iniquitous.'"
Bu ana gruplar arasında salınanlar ve uzlaşmacılar vardı.
Between these main groups there were waverers and compromisers.
Bu arada Tadiç de uzlaşmacı bir çözüm için çağrıda bulundu.
Tadic, meanwhile, called for a compromise solution.
Kendisi uzlaşmacı biriydi ve 8 Mart 1963 darbesine kadar görevde kaldı.
He was a compromise figure and survived in the post until the March 8, 1963, coup.
Kazandığı zaferin ardından konuşan Erdoğan, uzlaşmacı bir tavır sergiledi.
Following his victory, Erdogan struck a conciliatory tone.
Slovenya Hırvatistan'ın NATO hedefleri konusunda daha uzlaşmacı bir tavır takındı.
Slovenia has taken a more conciliatory tone regarding Croatia's NATO ambitions.
Benzer şekilde, hükumet ne kadar uzlaşmacı olursa, o kadar az "aşırı" İslamcılar olur. [6]
Similarly, the more accommodating the government be, the less "extreme" Islamists become.[60]
uzlaşmacı ile daha fazla örnek cümle →