Sözümü tutabilmek için elimden geleni yapıyorum.
I'm doing the best I can to keep my promise.
Meryem bu bedeni tutabilmek için ciddi bir çaba gösteriyor. .
And his neck is exposed to us, incredibly vulnerable
Bunun cevabı oradan gelecek olan arabaları güvende tutabilmek.
The answer is to enable cars to come in from that side road safely.
Mahkumları hayatta tutabilmek için birçok ayrıntılı hileler geliştirdi.
He developed many elaborate ruses to keep inmates alive.
Dikkat ederseniz, eksi işaretlerini tutabilmek, işin en zor tarafıydı. -
And notice, the hard part was not losing your negative sines.
Bireyler, aile üyelerinin bulunduğu yerleri akıllarında tutabilmektedirler.
Individuals appear to be able to keep track of the current location of their family members.
Ben mesela cam yününü senin gibi tutabilmek isterdim, bunu tek başına yapmak zor.
[Nick] I mean to touch fiber glass like you do, to hold it, you can't do it yourself.
Dünyanın sıcaklığını sabit tutabilmek için Acil durum önemleri almaya başlamamız gerekiyor mu?
Do we have to start taking emergency measures to try and keep the temperature of the earth stable?
Blok süresini hedeflenen sürenin civarında tutabilmek için zorluk periyodik olarak ayarlanır. .
The difficulty is periodically adjusted to keep the block time around a target time.
Blok süresini hedeflenen sürenin civarında tutabilmek için zorluk periyodik olarak ayarlanır. .
The difficulty is periodically adjusted to keep the block time around a target time.
tutabilmek ile daha fazla örnek cümle →