Tam gün bir işim var.
I have a full time job.
İkimiz de tam gün çalışıyoruz.
We both work full time.
Diğer şehirlerde pozisyon tam gün.
In other towns, the position is full-time.
Tom ve Mary okula tam gün giderler.
Tom and Mary go to school full-time.
Tam gün batımından önce göle vardık.
We arrived at the lake just before sunset.
Ben bir restoranda tam gün çalışırdım.
I used to work full time in a restaurant.
Tom tam gün çalışmak için okulu bıraktı.
Tom dropped out of school to work full-time.
Tam gün ya da yarım gün eğitim verilebilir.
This can vary a day or two by school or year.
Üsküp 26 ve 27 Ekim'e kadar iki tam gün yandı.
Skopje burned for two whole days, through 26 and 27 October.
Şirket tam gün çalışan 22 personele iş vermektedir.
The company employs 22 full-time staff.
Eylül sonuna kadar bir kitapçıda tam gün çalışıyorum.
I'm working full time in a bookshop until the end of September.
28 Ağustos - Tıp personeli için Tam Gün Yasası yürürlüğe girdi.
28 June 1999 - The entire line officially enter operation.
tam gün ile daha fazla örnek cümle →